webmaster
 

Cevapla
03-12-2011 10:02:44
 

Aile Nedir?

AİLE KURUMUEvlilik, kan yada evlat edinme bağlarıyla birbirine bağlı, tek bir hane halkı oluşturan, karı-koca, ana-baba, kız ve oğul, kız ve erkek kardeş olarak herbiri kendi toplumsal konumu içinde birbirlerinin karşılıklı etkileyen, ortak bir kültür yaratan, paylaşan ve sürdüren bireyler grubu. Ayrıca aile topluluğu, tek bir hane halkını oluşturduğu için çoğu kez hane halkı terimiyle kullanılır. Başka bir açıklama yapmak gerekirse; Türk Hukuku'na göre aile kan veya mukabele ile birbirine bağlanmış, aralarındaki hukuki münasebet medeni hukuk ile düzenlenmiş topluluktur.Aile, çok büyük önemi olan tabii birtoplumdur. Çünkü, çocukların korunması ve yetiştirilmesi, anne vebabaya ancak sürekli bir beraberlik sayesinde yürütebilecekleri birtakım görevler yükler. Bu yüzden ailede eğitimin yeri çok önemlidir.

AİLEDE EĞİTİM

1. Anne ve Babanın Davranışları:

İnsan ilişkileri içinde en uzun ömürlü ve önemli etkileri olanı, hiçkuşkusuz anne-baba ile çocukları arasında olan ilişkilerdir. Bir deçocuğun yetişmesinden başarı ya da başarısızlıklarından yalnızca veyayüzde yüz anne-babayı sorumlu tutmak doğru değildir. Çünkü çocukyalnızca anne ve babasının aile eğitiminin etkisi altında kalmışolsaydı, bir ailedeki tüm çocukların birçok özellikleri yönündenbirbirlerinin aynı olmaları gerekirdi. Her çocuk ailenin parçasıdır.Fakat çocuğun yetişmesi ve gelişmesinde okulun ve en geniş anlamdatoplumunda sorumlulukları da katkılardan biridir. Bence, anne-babalarıtarafından gerçekten sevilip sayıldıklarına inana çocuklardavranışlarında daha bağımsız ve kendilerine daha çok güvenen insanlardurumuna gelmektedirler. Çocuğun kişiliği önce ve esaslı olarakanne-babası arasında biçimlenmeye ve renk almaya başlar. Ancak birçocuğun aile çevresinde kazandığı kötü alışkanlıkları değiştirmek,kolay bir iş değildir. Atalarımız, öncelikle ilk yıllardaki etkilerinönemini belirtmek için "Ağaç yaşken eğilir" demişlerdir. Yapılanincelemelerde gösterdiği gibi hayatında anne-babasının her yaştakişiliği üzerinde etkisi olmaktadır. Eğer bu etkiyi derecelendirmek,ağırlık ve önem bakımından bazı dönemlere ayırmak gerekirse özellikledoğumdan 5 yada 6. Yaşın sonuna kadar insan hayatındaki önemi çokbüyüktür.

Bunun nedenleri;

a. Bir çocuğun anne-babası ile bir arada olma süresi ve bu dönemde,hayatının diğer dönemleri ile kıyaslanamayacak kadar uzundur.
b. Kimi anne-babalar, özellikle bu yaşlardaki çocuklar için "daha yaşıküçüktür, nasılsa bir şeyler anlamaz" diye düşünebilirler.

Bu türlü fikirler anne-babaların çocuklarına karşı davranışlarında,birbirlerine olan ilişkilerinde daha az hassas, daha az dikkatliolmalarına neden olmakta ve ruh sağlığının bozulmuş, uyumsuz birduruma gelmiş insanların çoğunun hayat hikayelerinin dinlenince bugibilerinin ruh sağlıklarının bozulmasını sağlayan nedenlerinköklerinin bu yaşlara kadar gelip dayandığı görülmektedir. Bu genelniteliklerden bahsettikten sonra hangi davranışların çocuklarınüzerinde etkili olduğundan bahsedebiliriz:

I- Anne-Babaların Sorumlulukları: Her anne-babayı bekleyensorumluluklar vardır. Çocuğun yaşı ilerledikçe anne-babasınıntaşıyacağı sorumluluklar azalır. Bir kısmı uzar. Kimilerine göreanne-babaların en önemli sorumlulukları: çocuğun yemek, içmek, giyim,kuşam vb. gibi temel ihtiyaçlarını gidermektir. Oysa anne-babalarınsorumlulukları bunları aşan çok daha geniş, daha başka konularıkapsamaktadır. Çocukların bazı temel ihtiyaçları vardır ki, bunlarınsağlıklı ve dengeli olarak giderilmesindeki sorumlulukların önemli birkısmı anne-babaları ilgilendirir. Özellikle büyüme ve gelişmenin çokhızlı olduğu okul öncesi çağında ve daha sonraları çocuğun yemesiyle,giyimi, kuşamıyla, uykusu, dinlenmesi ve oyunuyla ilgilenmesi gerekenanne-baba, çok küçük yaşlardan başlayarak örneğin ++++++ eğitimiyle deilgilenmek zorundadır. Öte yandan çocukların ruhsal ve toplumsalnitelikleri temel ihtiyaçlarının (güven, başarı elde etme, sevgi,beğenilme, birlikte yaşama) giderilmesinde de anne-babalara düşenönemli görevler vardır. Suçluların, alkoliklerin, hayatına sonverenlerin, ruh hastalarının, kötü yola sapmış kişilerin hayatöykülerini gözden geçirdiğimizde, bu insanların bu duruma gelmelerindeanne-babalarının payının büyük olduğu görülmektedir.

Çocuk yetiştirmede anneye ve babaya düşen görev ve sorumluluklarayrıdır. Günün yorucu iş hayatından eve yorgun argın dönen ve buyüzden de kendini haklı bulan babaların yaşayışları hemen hemenaynıdır. Yemekten sonra günlük gazete ve dergileri gözden geçirmeksonra da yatıp uyumak anneler ve çocuklar tarafından babalarınınkendileriyle yeteri kadar ilgilendirmedikleri düşüncesine kapılmasınasebep olur. Babalarından bazı davranışlar beklerler. Örneğin; evişlerinde hanımlarına yardım etmeleri, çocuklara bakmaları gibi. Birerkeğin baba olarak aile bireylerine karşı yerine getirmekle zorunluolduğu bazı davranışlar vardır ki, durum ne olursa olsun ne kadaryorgun ve meşgul olursa olsun unutulmaması gereken davranışlardırbunlar. Bu davranışlar nelerdir?

a. Aile bireylerinin ihtiyaç duyduğu ilgi ve sevgiyi vermede, bir babaolarak bazı görev ve sorumlulukları olduğunu unutmak.
b. Çocukların babaları tarafından okşanmak, sevilmek istedikleriniunutmamak.
c. Çocuklar okulda yada sokakta yaptıklarını, başarılarını babalarınaanlatmak isterler; onları anlayışla karşılamak.

Bunları gerçekleştiren babalar hem kendileri dinlenmiş olurlar, hem debu davranışlarıyla çocuklarının gözünde büyür aranan bir baba durumunagelirler. Tabi bu arada annelerin de bu konuda üzerlerine düşen birgörevi vardır. Para kazanmak, ailesini geçindirmek nedeniyle geç saatekadar çalışıp eve yorgun argın gelen babaların içinde bulunduğu durumuçocuklarına anlatmak, böylece çocuklarının babalarına karşı dahaanlayışlı davranmalarına yardımcı olmak. Babalarının durumunu yakındanbilen çocuklarda babasıyla olan ilişkilerinde isteklerinde ölçülüolurlar. Böylece çocuklarda babalarına karşı yanlış birtakım duygu vedüşüncelerin yerleşmesi de önlenmiş olur. Çocuk bakımı ve eğitimigörevini, sorumluluğunu bir yüke benzetirsek bu yük karı-kocatarafından birlikte taşındığı zaman ağırlığı pek hissedilmez. Eğeryükün taşınması yalnız bir kişinin omuzlarına bırakılırsa, ağırlığıişte o zaman o kişiyi ezer, yorar, bunaltır. Annenin ailedeki yerine,görev ve sorumluluklarına gelince; "Yuvayı yapan dişi kuştur" Sözündenanlaşıldığı üzere anneyi bir evin direği, koordinatörü ve rehberiolarak görürüz. Aile içinde herkesin hakkını gözetmede, herkesin yerive değerini saptamada denge sağlamaya çalışan bir kişi. Para kazanmakonusunda ise çocuklar genelde babalarının çalışmalarını normalkarşılarlar ama annelerinin zorunlulukla da olsa çalışmalarınıistemezler. Bu yüzdendir ki bir anne çalışamaya karar vermeden önceçocuklarının yaşları, ruhsal durumlarını dikkate almalı ve nedençalışması gerektiğini anlayacakları dilde onlara anlatmalıdır.

II- Sevgi, saygı ve sevecenlik: İnsan hayatında çok yüce ve çokanlamlı bir yeri ve değeri olan bu duygular insanda doğuştan mevcutdeğildir. İnsanoğlu bu duyguları doğduktan sonra yaşayarak, görereköğrenir ve o da bu duyguları başkasına göstermeye, uygulamaya başlar.Herhangi bir ihtiyacını karşılamak amacıyla yavrusunu kucağına alan,bağrına basan bir anne, bu davranışlarıyla sevilmenin, sevmenin ilkderslerini vermektedir. Sevilmeyi böylece öğrenmeye ve yavaş yavaşalışmaya başlayan çocuk kısa bir süre sonra da bir besin maddesi gibisevmeyi sevilmeyi bekler. Diğer bir deyişle sevgi böylece temel birihtiyaç durumuna gelir çocuk için. İşte bu noktadan sonra özellikleannelerin, artık çok dikkatli olmaları gerekmektedir. Bir anneninçocuğuna gösterdiği sevginin ölçüsünde yanlış bir istikamete yönelmesihem ileride çocuğuyla olan ilişkilerinde içinden çıkılmaz bir durumasokabilir, Hem de az sonra belirteceğim nedenler yüzünden çocuğunkişiliğinin etkilenmesine yol açabilir. Hayatın ilk yıllarında çocuk,annesinin sürekli bakımına muhtaçtır bu yüzden annesi ile çocukarasında çok yakın bir bağlılık başlar. İşte tam bu sırada anneninçocuğuna göstereceği ilgi, sevgi ve koruma gibi davranışlarınölçüsünde bir anormallik, bir dengesizlik gelişebilir. Örneğin birbitkinin gelişip büyümesinde suya, havaya, güneşe ve gübreye ihtiyaçvardır. Bu ihtiyaçları ancak belli ölçüler içinde alabilen bitkilersağlıklı olarak büyüyebilirler. Gelişimi sırasında ihtiyaçtan fazlaverilen su, bir fidanın çürümesine neden olabilir, susuzluk isekurutabilir fidanı. Sevgi ve sevecenliğinde insan hayatında bunabenzer etkisi vardır. Dengesi yada ölçüsü bozuk bir sevgi vesevecenlik duygusu, hangi yönde gelişirse gelişsin çocuğun eğitimiüzerinde daima kötü ve olumsuz etkiler yapar. Bu duygularınsunuluşunda, doyuruluşunda azlık yada çokluk bakınız çocuğun kişiliğiüzerinde nasıl etkilerde bulunur.

a. Aşırı Sevgi : Örneğin önce, aşırı derecede sevilerekyetiştirilmekte olan bir çocuğu ele alalım. Anne-babası tarafından herzaman okşanmaya el üstünde tutulmaya her isteği yerine getirilmeyeövülmeye alıştırılmış olan çocukla, anne-babası arasında son dereceyakın bir bağlılık meydana gelir. Bu bağlılık önce çocuğun gelişmesinive olgunlaşmasını önler ve geciktirir. Yaşının ilerlemesine karşın,çocuğun çocuk kalmasına neden olur. Bunun yanısıra, çocuk aynı sevgiyidiğer insanlardan bekler. Bunu bulamayınca da büyük düş kırıklığınauğrar. İnsanların onu sevmediği, ona değer vermediği gibi yanlışdüşüncelere kapılabilir. Bunun sonucu olarak çevresindeki insanlaradüşman kesilir yada insanlara karşı düşmanca duygular besler. Annesibabası tarafından aşırı derecede sevilen çocukların gereksiz yere sıksık öpüldüğü, okşandığı, zaman zaman da anne-babasının yatağınayatırıldığı görülmektedir. Bu türlü davranışlar çocuğun ++++++ hayatıüzerinde çok olumsuz etkilerde bulunur. Böyle yetiştirilen çocuklaryetişkinlik yıllarında bile bu bağlılığın etkisinden kendilerini kolaykolay kurtaramazlar. ++++++ hayatlarında bu yüzden oluşan bazıdurumlar, sapıklık ya da anormallikler ömürleri boyunca bu gibilerihuzursuz ve uyumsuz yapar. Acaba hangi çocukların aşırı derecedesevilmesi ya da korunması ihtimali vardır. Yapılan incelemelere göreanne-babaları tarafından aşırı derecede sevilmeleri yada korunmalarıihtimali bulunana çocuklar şunlardır: Tek çocuklar, ailenin en küçükçocukları, anne-babanın yaşlılık çağlarında dünyaya getirdikleriçocuklar, çok güzel çocuklar, uzun yıllar bekleyişlerden sonra dünyayagelen çocuklar. Bir evin bir kız yada bir oğlu olan çocuklar, ninelerve dedeler tarafından özel bir sevgiyle sevilen çocuklar...vb. Freud'egöre; çocukları aşırı derecede sevmek, korumak gibi davranışlar,nevrotik ana-babalarda (yani kaygılı, kuruntulu, kuşkulu) daha çokgörülmektedir. Bir kısmını sıraladığımız bu ve benzeri nedenleri bilenana-babalar böyle durumlarda biraz uyanık ve tedbirli olurlarsaçocuklarını gelecekte beklediğini söylediğimiz düş kırıklıklarından vetehlikelerden korumuş olurlar.

b. Sevgi Azlığı: Şimdi birazda konunun öbür yüzüne bakalım:Yani sevgiyokluğu sevgi azlığı konusu. Hiçbir anne-baba kendisine katı yüreklidenmesini istemez. Ne var ki, zaman zaman elde olmayan nedenleryüzünden de çocuklarımıza böyle davrandığımız, çok katı, çok sertçıkışlar yaptığımızda bir gerçektir. Çocuklarımızın beğenmediğimizdavranışları karşısında, sert çıkışlar yaparız bağırıp çağırırız."Artık sen bizim çocuğumuz değilsin, sevmiyoruz seni..." gibi birbakıma doğru olmayan çıkışlardır bunlar. Oysa bir çocuk için cezalarınen büyüğü onun gözünde çok büyük anlam ve değer taşıyan annesinin yada babasının sevgisini yitirmektir. Bu gibi davranışlara sık sıkbaşvuran anne-babaların çocuklarında büyük bir güvensizlik duygusu,çekingenlik ve korku durumu görülür. Yalnız kendine değil,anne-babasına karşı olan güveni de azalır çocuğun. Kötü, beğenilmeyendavranışlar karşısında çocuğa gelişi güzel söylenmiş olan,
"Artık seni sevmiyorum" gibi sözleri çocuk ciddiye alır. Çocuk çokyıkıcı ve derin izler bırakan etkileri olur bu gibi sözlerin. Oysaherkes bilir ki; sevilmeyen, beğenilmeyen çocuğun kendisi değildavranışlarıdır. Ne var ki, çocuk aradaki farkı anlayamaz, kavrayamaz.Gelişi güzel söylenmiş sözler ya da bu konudaki kusurlu davranışlarçocukta; "Artık annem babam beni sevmiyorlar" gibi yersiz bir takımduygu ve düşüncelerin gelişmesine yol açabilir. Yalnızca kötüdavranışları üzerinde durulduğunu, azarlandığını, sevilmediğini; iyidavranışlarına ise hiç ilgi gösterilmediğini gören çocuklarda yanlışbirtakım kanılar da doğabilir. Bu gibi çocuklar büyüklerine karşıküskünlük duyarlar, içlerine dönerler, kendilerine karşı güvenleriazalır. Suç işleyenlerin, ruh sağlığı ciddi olarak bozulmuşkimselerin, uyumsuz davranışlar gösteren kimselerin çoğunluğunuözellikle anne-baba sevgisinden yoksun olarak yetişmiş insanlaroluşturmaktadır. Anne-babanın dışarıda çalışması sonucunda ilgisiz vesahipsiz kalan çocukların akrabandan sevilmeyen birine benzeyençocukların bazen sakat, özürlü, sakat, zekaca geri, çirkin yadaistenmeden dünyaya gelen çocukların sevilmemeleri ihtimali çokkuvvetlidir. Bu arada, zekaca düşük düzeyde olan kimi ailelerin zekacaüstün durumda olan çocukları sevmedikleri de görülebilir. Anneninözellikle çok küçük yaşlarda çocuğuna göstereceği yakınlık ve sevgininderecesi çok önemlidir. Eğer bu sevgi ve ilgi duygusal yönden doyurucunitelikteyse çocuğunda diğer insanlara karşı aşağı yukarı aynı tepkidebulunması ihtimali çoktur. Eğer çocuk ailesinden bu duygularıyeterince almamışsa, bir insan için çok önemli olan bu temelihtiyaçları kadar giderilmemişse, çocuğun ileride insanları sevmeyenonlardan uzak duran soğuk bir duruma gelmesi beklenebilir. Sevgininkişi hayatındaki yerini ve önemini açıklarken saygı kavramının da buduygunun içinde bulunduğunu kabul etmek gerekmektedir. Öteden berisüregelen yanlış anlayışa göre saygı yalnızca yaş ve makam yönündebizden daha üst durumda olanlara gösterilmesi gereken bir duygu birdavranış biçimidir. Oysa saygı: küçük, büyük farkı gözetmeksizin;karşımızdaki ne ve kim olursa olsun, onun herşeyden önce en az bizimgibi ve bizim kadar bir insan olduğunu kabul ederek herkese vermemizgereken bir değerin belirtisidir. Çocuklarımızı adam yerine koymakonlara gerçekten insan gibi davranmak, onların görüş ve düşüncelerineönem vermek, değer vermek... İşte tüm bu davranışların toplamı,çocuklarımıza duyduğumuz saygının ölçüsünü ortaya koyar. Bu anlayışagöre, bu hava içinde yetişen çocuklarda aynı davranışları başkalarınagösteren kimseler durumuna gelir.

III- Anne ve babaların Disiplin Anlayışı: Disiplin: Bir çocuğun kendiistek ve ihtiyaçlarıyla, çevresinden gelen istekleri bağdaştırmasınayardım etmek için planlanmış bir etki biçimidir. Fakat bu konu kiminegöre "çocuğa nasıl davranması gerektiğini öğretmek." Kimine göre"çocuğu cezalandırmak" kimine göreyse "çocuğa itaat etmesiniöğretmektir." Demektir. Disiplin konusunda başlıca üç görüş vardır.Bunlardan birincisi, çocuğun hemen hemen her davranışını yasaklayan,engelleyen, katı, sert ve özgürlük tanımayan otoriter disiplinanlayışı, ikincisi ise bu anlayışa tamamen aksi ve çocuğun hemen hemenher davranışına göz yuman aşırı özgürlük tanıyan hoşgörülü disiplinyolu. Üçüncüsü ise bu iki görüşün karışımı olan çocuğun gelişim vebüyüme dönemlerinin özelliklerini göz önünde bulundurarar zaman zamandavranışların hoşgörüyle karşılanması gerektiğin kabul eden demokratikdisiplin yoludur. Eğitimciler bu disiplin anlayışı için (en güzelfakat uygulanması da o derece güç bir yol) demektedirler. Hemensöylemeliyim ki aşırı baskı yasaklamalar ve engellemelere dayanandisiplin anlayışı, bunun tamamen tersi aşırı özgülüğe sınırsızözgürlük ve hoşgörüye dayanan disiplin anlayışı, çocuğun eğitimi vekişiliği ve eğitimi üzerendi aynı olumsuz etkilerde bulunmaktadır. Butip disiplin anlayışlarına göre yetiştirilen çocuklar şaşkın ürkek,çekingen, ne yapacağını bilemeyen güçsüz kişilikli kimseler durumunagelmektedir. Çocuğun birşey yapması, yada yapmaması istenirken onadaima nedeni anlatılmalı, açıklanmalıdır. Çocuğun eğitiminden sorumlukimseler arasında disiplin anlayışı yönünden birbirinden farklıgörüşlerin bulunması da çocuğu şaşırtır. Öyle davranışlar vardır kibunlar, bu davranışları değerlendirenin görüşüne göre değişir. Birinegöre normal ve doğru sayılan bir davranışın öbürüne göre anormalsayılması birinin hoşgördüğü bir davranışı öbürünün yasaklamasıbeğenmemesi gibi durumlar çocuğu şaşkına çevirir. Anne babanındengesiz davranışlarınn da disiplin üzerinde çok derin olumsuzetkileri vardır. Çocuğu bir dakika öncee öper, sever yada başınınüstüne çıkarırken, bir dakika sonra yaptığı bir kusurlu davranışyüzünden azarlamak, cezalandırmak... Kızılması gereken bir davranışkarşısında köpürmek, bağırmak çağırmak, kızılacak bir davranışı isehoş görmek bağışlamak... Bu gibi dengesiz davranışlar da çocuğuşaşırtır. Anne babasına karşı olan saygının azalmasına, güvenin yokolmasına neden olabilir. Disiplin konusunda son olarak diyebiliriz kiçocuğa her zaman her yerde, kendi kendini denetim altına alabilmegücünü ve alışkanlığını vermeye, kazandırmaya çalışmalıyız.Davranışlarını bir başkasını sevindirmek bir başkasının gözüne girmekyada birinden korktuğu, çekindiği için değil, doğruluğuna, öyleyapılması gerektiğine inandığı için ayarlamak. Bu alışkanlığı kazanmışbir kişi her zaman ve her yerde aynı biçimde davranır. Böyle birinsan, davranışlarını ayarlarken daima önce kendisini düşünür. Kendikendine hesap vererek davranışlarını buna göre bir yön ve biçimvermeye çalışır.

a. Aşırı baskı ve disiplin anlayışı: Aşırı baskı ve sıkı disiplininçocuğun kişiliğini hiçe sayan bir davranış biçimidir. Böyle yetişençocuklarda genel olarak iki tepki görülür. Bunlardan biri: çocuğunsinmesi içine kapanması, uysal ve söz dinler görünmesi ötekisi iseaçıkça karşı koymak her türlü otoriteye baş kaldırmak kimi çocuklardada her iki davranışa da rastlayabiliriz. Yapılan incelemeler göreaşırı baskı ve sert disiplin altında yetiştirilen çocuklarda şudavranışlar görülmektedir: 1.Anne babalarından nefret etmek. 2.Insanlarlaiyi geçinememek, kavgaci ve geçimsiz kimseler durumuna gelmek.3.Sinirlerine hakm olmakta güçlük çekmek, alıngan ve çabukparlayabilen bir kişiliğe sahip olmak. 4. Ne kendilerine nebaşkalarına güvenememek. 5.Her türlü otoriteden nefret etmek. 6.Birtakım yersiz korku ve kaygıları olmak. 7.Arkadaşları edinmekte güçlükçekmek.

b. Aşırı serbestlik ve gevşeklik: Çocukların çok sıkı bir disiplinaltında geçmiş kimi anne ve babalar (biz çektik, çocuklarımızçekmesin) diyerek, çocuklarının davranışlarında tamamen özgürbırakırlar. Öte yandan kimi anne-babalarda çok meşgul oldukları,çocuklarına ayıracakları zaman bulamadıkları için çocuk kendiliğindedenetimsiz ve özgür kalır. Sıırsız bir özgürlük içinde yetişen buçocuklara neyin iyi, neyin kötü, neyi yapabilecekleri, neyi yapmanınkendilerini güç duruma sokabileceği gibi hususlar öğretilmediği içinonlar da her akıllarına geleni yapmakta hiç bir sakınca görmezler.Tabi bu yüzden de zaman zaman güç ve tehlikeli durumlara düşebilirler.En basit anlamda bir baskıya da müdahale böyle yetişen çocukları çokrahatsız eder. Hemen tepkide bulunmalarına neden olur. Başkalarınınhakkına saygı ve iş birliği gibi davranışları öğrenmedikleri içinyalnız kendilerini düşünen, bencil davranışları yüzünden sevilmeyen,istenmeyen insanlar durumuna gelirler.

c. Ceza ve ödülün etkileri: Çocuklara; kötü ve beğenilmeyendavranışları bir daha tekrar etmemeleri için ceza, iyi ve beğenilendavranışları teşvik etmek, gayrete getirmek için de ödül verilir. Cezave ödülün bir işe yaraması etkili olabilmesi için çok dikkatlikullanılması gerekir. Aksi halde hiç bir işe yaramadığı gibi, tersetkileri de olur. Çocuğa ceza verilmeden önce, cezalandırmayıdüşündüğümüz davranışın nedeni araştırılmalıdır. Kimi çocuklarbilmedikleri için bilgisizlikleri yüzünden kötü yada beğenilmeyen birdavranışta bulunurlar ve kendilerine bu yüzden bağırlıdığı kızıldığıve ceza verilmek istendiği zaman şaşırırlar. O zaman anlarlar kötübirşey yaptıklarını. İşte böyle bir çocuğu cezalandırmak büyük birhaksızlık olur. Bu gibi çocukları cezalandırmak yerine neden kusurlukabahatli bir duruma düşmüş olduklarını açık açık anlatmak ve böylecebu davranışın tekrarını önlemeye çalışmak daha etkili bir yoldur.Cezanın etkili olabilmesi için çocuğun, niçin cezalandırılmasıgerektiğini açıkça bilmesi gerekir. Öte yandan çocuğun davranışlarıylaverilen ceza arasındaki ilişki çocuk için önemlidir. Eğer çocukdavranışlarıyla verilen ceza arasında adil dengeli ve olumlu birilişki olduğu sonucuna varırsa durumda şikayetçi olmaz. Çünkü verilenceza yerindedir. Ancak böyle kullanılmadığı zaman çocuk verilencezadan ders alır. Verilen ceza; çocuğun davranışlarıylakarşılaştırılınca çok hafif ya da çok ağır olmuşsa böyle bir cezaçocuk üzerinde yapıcı değil yıkıcı etkide bulunur. Hafif cezalar ağırcezalardan daha etkilidir. Kimi çocuklar için bir sert bakış kimileriiçin bir acı söz, kimileri için uzun bir süre devam etmemek koşuluylabazı hak ve ayrıcalıklardan yoksun bırakmak etkili bir ceza olabilir.Anne ve babalar ceza vermeden önce verecekleri cezanın tam anlamıylauygulanabilmesi mümkün mü değil mi, düşünmelidirler. Aksi durumdaçocuğun gözünde alay konusu olur. Bu cezanın da hiçbir etkisi olmaz.İçe dönük kendilerine karşı güvenleri olmayan çekingen çocuklarüzerinde cezanın çok olumsuz etkileri vardır. Verilen cezalar bu gibiçocukların daha çok kendi kabuklarına çekilmelerine kendilerine karşıgüvenin daha da azalmasına neden olur. Eğer çocuğun cezalandırılmasıgerekiyorsa içinde bulunduğu ruhsal durum göz önüne alınmalıdır. Çocukçok kızmışken aklı başında değilken, çok sinirli bir durumdaykenverilen cezalar, kızgın motora soğuk su dökmeye benzer. Çocuğun dahasert tepkilerde bulunmasına sebep olabilir. Kısacası olumlu olmaz, budurumda verilen cezanın. Biraz da ödülden söz edelim. Çocuğunbaşarılarını övmek güzel ve hoşa giden davranışlarının tekrarınısağlamak amacıyla ve özendirmek için zaman zaman çocuğunödüllendirilmeye ihtiyacı vardır. Ödül denilince akla hemen para veçeşitli armağanlar gelir. Eve çocuğumuzu zaman zaman ödüllendirirkenpara ve armağanlar bir ödül aracı olarak kullanılmalıdır. Bununherhangi bir sakıncası yoktur. Kanımızda çocuğun başarılarılarınıbeğenilen davranışlarını ödüllendirmenin de etkili yolları vardır.Örneğin güzel ve tatlı sözlerle çocuğun başarısı övmek zamanında veyerinde candan bir sağol gibi sözler çocuğu kucaklayıp öpmek çoğuzaman maddi ödüllerden daha etkilidir. Ödülü iyi bir davranışındevamını sağlamak özendirmek için bir araç olarak kullanmak gerekir.Çocuk davranışlarını sonunda alacağı ödüllere verilecek armağanlaragöre ayarlamaya başladımıydı ödül artık araç olmaktan çıkar, amaçolur. Oysa çocuk aramağan almak için başarılı olmaya değil başarıyaulaşmak için başarılı olmaya çalışmaktadır. Çocuk bir takım iyidavranışları elde etmenin sonunda armağan alabileceği için değil fakato davranışların gerekliliğine, iyilik yada doğruluğuna inandığı içintekrar etme alışkanlığını kazanmalıdır nokta. Çok çocuklu ailelerdeanne babanın bu konuda çok hassas olması gereken birbaşka nokta daşunlardır: Bir çocuğu yaptığı iş yada başarısı nedeniyleödüllendirirken bu davranışın öteki çocukları üzerindeki etkilerinihesaba katmak. Böyle durumlarda anne babanın yapacağı en küçük biryanlışlık, öteki çocukların kardeşlerini çekememelerine kıskanmalarınaneden olabilmektedir. Kardeşler arasındaki ilişkilerin, dengeninbozulmaması için o gün göze çarpan bir davranışı bahane edilerek onlarda övülmelidirler. Kimi anne babalar çocuklarından birinde gördükleriiyi bir davranışı yada başarıyı ele alarak bu çocuklarını över vearmağanlara doğarken bu fırsattan yararlanarak öteki çocuklarıyla buçocuğu kıyaslamaya kalkarlar. Böylece sanarlar ki bu aleyhte kıyaslamasonucu öteki çocuklar örnek olan kardeşlerinin davranışlarını, hementaklide kalkışacaklardır. Tecrübeli anne babaların da çok iyibildikleri gibi bu tutumla olumlu sonuç almak şöyle dursun, annebabalar kardeşi kardeşe düşürürler. Bu tip aleyhte kıyaslamalarkardeşler arasındaki kıskançlığı birbirlerine düşmanca davranışlardabulunmalarına neden olur.




Cevapla

"Aile Nedir?" konusu hakkında etiketler

Aile İçi Şiddet Nedir? geriÖnce | Sonra ileri Ailede Disiplin Nedir?
Benzer Konular - Aile Nedir?


Saat: 01:23 - Webmaster Forumu - Arşiv
İletişim Bilgileri, Contact,Kullanım Sözleşmesi, Gizlilik