webmaster
 
Cevapla
03-12-2011 09:07:13
 

Jean-Jaques Rousseau ve Toplum Sözleşmesi Nedir?

J.J. Rousseau 1712 yılında yoksul bir saatçi ve bir dans öğretmeninin çocukları olarak Cenevre de dünyaya gelmiştir. Rousseau nun doğduğu zaman diliminde Cenevre Püriten ahlak anlayışının hakim olduğu bir kent devleti konumundadır. Doğduğu kentin bu özellikleri Rousseau nun yaşamına ve eserlerine büyük etkilerde bulunacaktır. Nitekim Püriten ahlak anlayışındaki yalınlık, eşitlik ve ilkellik gibi kavramlar Fransız filozofun düşün dünyasına oldukça etki yapmıştır. Ayrıca Püriten ahlak anlayışının özgürlüğe pranga vuran görüşleri de Rousseau nun fikirlerine ters etki yapmıştır.Bilimler ve Sanatlar Üzerine Konuşma ,İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Temeli ve Kökenleri ,Emile ,Toplum Söz¬leşmesi ,İtiraflar ,Tiyatro Oyunları Üstüne d'Alembert'e Mektup ,Julie ya da yeni Heloise ,Yalnız Gezenin Düşlerigibi eserler Fransız düşünürün önemli eserleridir. Denemeci, müzikbilimci ve romancı özelliklerini bünyesinde barındıran Rousseau nun en önemli eseri olarak 1762 yılında yazmış olduğuDu Contrat SocialyaniToplum Sözleşmesi dir. Rousseau, dört kitap şeklinde yazılmış olan eserine İnsan özgür doğar, oysa her yerde zincire vurulmuştur, şeklinde başlamıştır. Yani birinci kitaba insanın özgürlük nosyonuna vurgu yapılarak başlanmış insan özgürlüğünün varoluşu, değişimi ve ne durumda en iyi şekilde korunabileceğinden bahsetmiştir. Rousseau ya göre kişi doğa yasalarına göre yaşarken daha mutludur ve toplum modeline geçince mutluluklarından soyutlanmıştır. Toplumun insan hayatından eksik olmayacağını düşünen Fransız filozof bir sözleşmenin gerekliliğinden bahsetmiştir. Temel sözleşme doğal eşitliği ortadan kaldırmak şöyle dursun, tam tersine doğanın insanlar arasına koyduğu maddesel eşitsizlik yerine manevi ve haklı bir eşitlilik getirir sözleriyle olması gereken bu sözleşmenin zorunluluğu konusunda pekiştirme yapmıştır.

Rousseau eserinin ikinci kitap bölümünde ise toplum sözleşmesi varlığından söz edilecek olan toplumun yasalarının üstünde fazlasıyla durmuştur. Yasa ve yasaların insanüstü olması gerektiğini ortaya koymuştur. Bir mimar nasıl bir inşaata başlamadan oranın zeminini incelemeye koyuluyorsa bir yasacı da yasalarını ortaya koyacağı toplumu o denli tanımalıdır diyerek yasaların önemine vurgu yapmıştır. Çünkü özgürlük ve eşitlik kavramını olmazsa olmaz gören Fransız filozof için yasalardaki özgürlük ve eşitlik hususlarının toplum fertleri açısından bir handikap olmaması gerektiğini dile getirmiştir. Toplumun ortak çıkarlara göre yönetilmesi gerektiğini savunan Rousseau devletin de bu eşitliği sağlayacak yürütme kabiliyetine sahip olması gerektiğini öne sürer. Durumu gereği ticaretle savaştan birini seçmek zorunda kalan her ulus güçsüz bir ulustur aslında; çünkü komşularının keyfine ve olaylara bağlıdır cümlesini sarf eden Rousseau ulusların kendi kaderlerini ancak ve ancak kendilerinin sağlaması gerektiğini de vurgulamıştır.

Eserin üçüncü kitap bölümünde demokrasi, aristokrasi ve monarşi gibi kavramlar üzerine düşüncelerini beyan eden Rousseau hükümetin görevleri ve işlevlerinden söz etmiştir. İkinci kitapta üzerinde önemle durduğu yasanın, toplumdaki egemen güç açısından yönetme gücünün tek unsuru olduğundan bahseder. Devletin var olma zorunluluğunu altını çizerek dile getiren Fransız düşünür Bir kimse devlet işleri için neme gerek dediği anda devleti yok olmuş bilmelidir diyerek devletin varoluşu ve idamesinin gerekliliklerinden de bahsetmiştir. Toplumu oluşturan kişilerin bireysel yeteneklerini bir devlet için birleştirip, devlet yararına işler ortaya konulmasından yana olmuştur. Bu görüşünü ise yurttaşların ayrı ayrı yapabildikleri şeyi bir araya gelerek hepsinin yapamaması çok saçma olurdu sözleriyle daha anlaşılır kılmıştır.

Dördüncü kitap bölümüne geldiğimizde ise Rousseau Roma Devleti nin kurumlarını örnek gösterme yoluyla karşılaştırmalı bir tartışma yoluna başvurur. Comitia, Diktatörlük, Censorluk gibi kavramlarına Roma Devleti üzerinden tartışarak yorum getiren Rousseau nun toplum dini alt başlığı ile din üzerinde uzunca fikirler yürütmesi dikkat çekicidir. Devletin meşruluğunu her fırsatta artırmaya çalışan Rousseau din hususunu da üstünkörü geçmemiştir. Çok tanrıcılığı, ulusların birbirinin tanrısına saygı duymaması, dolayısıyla yeni tanrılar ortaya çıkarmasına dayandırmıştır. Ona göre Yunanlıların Zeus u, Fenikeliler in Baal i ya da Latinlerin Jupiteri aynı tanrıdır. Din konusunda Hristiyanlık övgüsünde bulunan Rousseau toplumun dirlik içinde yaşamasını ve toplumun dengesinin bozulmadan sürüp gitmesini iyi bir hristiyanlık anlayışının oluşmasına bağlamıştır.

Rousseau nun eşitlik ve özgürlük kavramına verdiği önem su götürmez bir gerçektirliktir. Ama bazı çevrelerin de sert eleştirilerinden kurtulamamıştır. Godwin, Proudhon ve Bakunin gibi önde gelen anarşistler toplum sözleşmesini sert bir şekilde eleştirmişlerdir. Onlara göre toplum sözleşmesinde bahsedilenler tam bir deli saçmasıdır ve çelişkilerle doludur. Anarşistler bu çalışmayı devletin ve toplum sözleşmesi geleneğinin meşrulaştırılmasının en etkili seküler hattı olarak görürler . En ağır eleştirdikleri nokta ise bu eserle Rousseau nun görüşlerini sürekli eşitlik ve özgürlük bağlamında ortaya koymasıdır.

Anarşist kesimin toplum sözleşmesini şiddetli bir şekilde eleştirmesinin yanında olumlu buldukları yanları da vardır. Locke ve Spinoza dan sonra Rousseau nun özgürlüğe bu denli önem vermesi yine de çağına göre önemli bir durumdur. Rousseau nun ayrıca ahlaklı öz yönetim kavramı da anarşizm içindeki kişinin kendi kendisini kontrol altına alması görüşüne kaynak teşkil etmesi ilginç bir durumdur.


Rousseau bu sözleşmeyle toplum üyelerinden her birinin bütün haklarıyla birlikte kendini baştan başa topluma bağlayacağı görüşünü savunur. Bu aynı zamanda herkes için geçerli olduğundan hiç kimseye bağlanmamakla aynı anlama gelmektedir. Kısacası toplum sözleşmesiyle toplumdaki her fert bütün varlığını genel istemin emrine verir ve üye bütünün bölünmez bir parçası kabul edilir. Kafasında oluşturduğu birey-toplum sentezini genel irade de toplar. Rousseau nun bir kavram olarak ortaya attığı bu genel irade kavramı Lenin gibi komünist devlet lideri tarafından benimsendiği gibi Hitler ve Mussolini gibi faşist liderlerin de etkilendiği bir kavram olmuştur.

Ayrıca toplum sözleşmesinin meşruluğunu ve gerekliliğini evrimin mülkiyeti mülkiyetin de kavgaları doğuracağına ve olası bir sözleşmenin bu kavgaları en aza indirgemede ya da ortadan kaldırmada etkili olacağına dayandırır.


KAYNAKÇA

1- Şenel, Alaeddin, Siyasal Düşünceler Tarihi, Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları, 2002
2- Rousseau, Jean-Jaques, Toplum Sözleşmesi, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2007
3- Crowder, George, Klasik Anarşizm, İstanbul: Öteki Yayınları, 2007




Bir önceki yazı Jakobenizm Nedir? hakkında bilgi vermektedir.

Cevapla

"Jean-Jaques Rousseau ve Toplum Sözleşmesi Nedir?" konusu hakkında etiketler
ahlak anlayisi arasindaki bahsediyor baslar bilgi bir demek demektir devlet devletle dini dogar dunya dusunceler dusuncesi emile eseri esitsizligin gore gorusleri gorusu hakkindaki her icerigi ile ilgili insan insanin insanlar itiraflar jack jacque jacques jaques jeaan jeak jean jeaq john kavrami kaynagi kisa kisaca kitabi kitabin kitabinin kitap kitapizi kokenleri nasil nasildir neden nedi nedir nedre nun oku olmustur oneminin online oysa ozet ozeti ozetini ozetinin ozgur ozgurlugu ozgurluk puriten rous rousseau rousseause rousseonun rousso rrr russo saatci siyasal soylesmesi soz sozlese sozlesme sozlesmes sozlesmesi sozlesmesinde sozlesmesinin sozmm tahlili tam tapp tarihi temeli tolum toplum topluma toplumsal vardir vurulmustur yerde zincire

Jakobenizm Nedir? Önceki | Sonraki Jön Türkler''in Siyasi Fikirleri Nedir?




Saat: 06:26 - Webmaster Forumu - Rss - Arşiv
İletişim Bilgileri, Contact Us, Kullanım Sözleşmesi, Gizlilik