webmaster
 
Cevapla
03-12-2011 10:10:46
 

Toplumsal Bütünleşme Problemi Nedir?

Yetiştirme Yurtlarında Kalanların Toplumsal Bütünleşme Problemi ;Çocuklar; anne-babadan birisinin veya her ikisinin ölmesi, savaş, doğal afet ya da anne-babanın ayrılmaları vs. nedenlerden dolayı yetiştirme yurdunda kalabilmektedirler. Bu çalışmada, sadece öksüz ve yetimler ele alınmıştır. Yetiştirme yurdundaki öksüz ve yetimlerin dağılımı aşağıdaki gibidir.Tablo 17: Anne-Babanın Hayatta Olma Durumu
---------------------------------------------------------
Yaşama Durumu----------------Sayı--------Yüzde
Anne-baba ölmüş----------------20----------27.0
Anne ölmüş----------------------18-----------24.3
Baba ölmüş----------------------36-----------48.6
Toplam---------------------------74----------100.0
-----------------------------------------------------------

Çocuklardan / gençlerden, babası ölmüş olanların oranı %48.6dır. Hem anne ve hem de babası ölmüşlerin oranı %27.0, sadece annesi ölmüşlerin oranı ise %24.3 olarak gerçekleşmiştir. Buna göre, yetiştirme yurdundan ayrıldıktan sonra bile, bir aile ortamına kavuşma olasılığı olmayanlar, önemli bir kesimi (1/4ten fazla) oluşturmaktadırlar. Aile yokluğunun meydana getirdiği boşluğun, yetiştirme yurdu tarafından doldurulamaması ve daha sonra da gidilebilecek bir aile ortamının olmaması, çocuklarda / gençlerde, ümitsiz ve karamsar bir kişilik yapısının oluşumuna neden olabilir.
Anne sevgisi ve yakınlığından mahrum ve sıcak ilgisini alamayan çocuklarda, yoğun bir kişilik bozukluğu ve gelişim kusuru olduğu yapılan araştırmalarda orta çıkmıştır [35]. Bu durum, bazı durumlarda, sapma davranışlarına kaynaklık edebilmekte ve bu yaşam tarzının, ömür boyu sürdürülmesine neden olabilmektedir.
Anne-babanın varlığı veya yokluğu, aynı zamanda, problemlerle başa çıkmada başarılı ya da başarısız strateji kullanılmasıyla da doğrudan ilgili olabilmektedir [36].
Aile yaşamında, anne-çocuk etkileşimi, baba-çocuk etkileşiminden daha yoğun olduğundan dolayı [37], annesi ve anne-babası ölmüş çocukların, sorun yaşama noktasında daha ileri düzeyde olacağı ileri sürülebilir.
Hayatta olan anne-babayla görüşüp-görüşmeme durumuna ait dağılım aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Tablo 18: Hayatta Olan Anne-Babayla Görüşme Durumu
--------------------------------------------------------------------
Görüşme Durumu----------------------------Sayı-----Yüzde
Hayır--------------------------------------------20-------27.02
Evet---------------------------------------------45-------60.81
Cevap yok--------------------------------------9---------12.16
Toplam-----------------------------------------74--------100.0
--------------------------------------------------------------------

Anne ya da babası hayatta olan çocukların / gençlerin %83.3ü, anne ya da babasıyla görüştüğünü ifade etmişlerdir. %12.6lık bir kesim ise cevap vermemiştir. Hayatta olan ebeveynleriyle görüştüğünü belirtenler, bu görüşmelerin; yaz tatili, dönem arası tatili, resmi tatil gibi zamanlarda olduğunu ifade etmişlerdir. Kimisi, izinli gittiği aile ziyaretini dört gözle beklerden, kimisi, bu ziyaretlerin bazen kötü sonuçlar verdiğini belirtmiştir. Üvey anne ya da babası olanlardan bir kısmı ise, bu görüşmelerin çoğu zaman tartışma ve bazen de kavgayla bittiğini ifade etmişlerdir.
Akraba / yakınlarla görüşülüp-görüşülmediğine ilişkin cevaplar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Tablo 19: Akraba / Yakınlarla Görüşme Durumu
----------------------------------------------------------
Görüşme Durumu-----------------Sayı------Yüzde
Hayır---------------------------------27--------36.5
Evet----------------------------------46--------62.2
Cevap yok---------------------------1---------1.4
Toplam------------------------------74-------100.0
---------------------------------------------------------

Akrabalarla / yakınlarla görüşen çocukların / gençlerin oranı %62.2 olarak gerçekleşmiştir. Akraba / yakınlarla hiç görüşmeyenler ise %36.5 oranına sahiptir. Ebeveynlerinden hiçbiri hayatta olmayanlar, özellikle akraba / yakın ziyaretini, biraz daha düzenli olarak yerine getirirken, anne ya da babası olanlarda bu görüşme, biraz daha düzensiz olabilmektedir. Anneanne, babaanne, dayı, amca, hala, teyze gibi akrabaların ziyaret edildiği, hatta uzun süreli olarak da, bu akrabalarda kalındığı ifade edilmiştir.
Çocuk yuvası ya da yetiştirme yurdunda kalan çocukların, toplumla gerçek anlamda bütünleşebilmeleri için, varsa, akrabaları yanında kısa süreli kalışlarının bile, olumlu birtakım sonuçları ortaya çıkarabileceği söylenebilir.
Ailenin, çocuk yetiştirme anlayışı, çocuğa yönelik değerler, tutumlar ve buna bağlı olarak somutlaşan davranışların, çocuğun muhtaç hale gelmesinde önemli bir etkiye sahip olduğu bilinen gerçeklerdendir [38]. Bundan dolayı, gelinen ailede, olumsuz duyguların dile getirilmesinin incelenmesi gerekli gibi görülmektedir. Gelinen ailede, olumsuz duyguların ifade ediliş biçimine ilişkin görüşlerin dağılımı aşağıdaki gibidir.

Tablo 20: Ailede Olumsuz Duyguların İfade Biçimine İlişkin Dağılım
------------------------------------------------------------------------------------
Olumsuz Duyguların İfade Biçimi------------------------Sayı-------Yüzde
Konuşarak ve olumlu şekilde tartışmak suretiyle--------44----------59.5
Hakaret ve dayakla------------------------------------------7-----------9.5
Tartışmalar, küskünlükler ve karşılıklı suçlamalarla-----17---------22.97
Cevap yok----------------------------------------------------6----------8.1
Toplam-------------------------------------------------------74--------100.0
-------------------------------------------------------------------------------------


Gelinen ailede, olumsuz duyguların ideal olandan uzak bir biçimde ifade edildiğini belirtenlerin oranı 1/3 kadardır. Konuşarak ve olumlu şekilde tartışmak suretiyle, olumsuz duyguların ifade edildiğini belirtenlerin oranı ise %59.5 olarak gerçekleşmiştir. %8.1lik oran ise soruya yanıt vermemiştir.
Olumsuz duyguların, dile getirildiği bu ideal durumun devam ettirilmesinin, aileden ayrı olarak yaşamanın meydana getirdiği sıkıntılı ortamı biraz olsun hafifleteceği ve sağlıklı bir kişilik oluşumunu sağlayacağı ifade edilebilir.
Gençlik dönemi olarak ele alınan 12-24 arası yaşlar; enerji, hırs, başarı arzusu, farklı ilgi ve değerler gibi birtakım etkinliklerin baskın olduğu bir dönemdir [39]. Dolayısıyla, bu ilgi ve etkinliklerin doğru biçimde yönlendirilmesi, çocuğun gelecek hayatı adına büyük bir önem taşımaktadır. Yetiştirme yurdu ve okul dışında birtakım yerlere gidilmesi, çocuğun / gencin; toplumsallaşma, kişilik yapısı, beceri-yetenek ve sapma davranışı gibi durumları hakkında bilgi verebilir. Okul ve yetiştirme yurdu dışında gidilen yerlere ilişkin dağılım aşağıdaki gibidir.

Tablo 21: Yurt ve Okul Dışında Gidilen Yerler
--------------------------------------------------------
Gidilen Yerler----------------Sayı----------Yüzde
Hiçbir yere gitmeyen---------19------------25.67
Sinema--------------------------8-------------10.81
Tiyatro--------------------------17------------22.97
Kütüphane----------------------8-------------10.81
Maç-----------------------------14------------18.91
Ev ziyareti---------------------22------------29.72
Diğer----------------------------5--------------6.75
--------------------------------------------------------
Not: Birden fazla seçenekle yanıt verilmiştir.

Ev ziyareti yapanların oranı en yüksek (%29.72) çıkmıştır. Anne-babası yaşayan ve ulaşım olanakları kolay olan ailelere, çocukların / gençlerin arkadaşlarıyla birlikte ziyarette bulundukları ifade edilmiştir. Yine, evi yakın olan çocukların / gençlerin, aile ve akrabalarının bazen ziyaret edildiği belirtilmiştir. Tiyatroya, sinema ve maça gitme gibi aktivitelerin, yurt ve okul hayatı dışında önemli bir yer tuttuğu da (%52.7) görülmektedir. Kütüphaneye gitme de uğraş alanlarından birisini oluşturmaktadır.
Hiçbir yere gitmeyenlerin oranı 1/4 civarındadır. Bu oran, kurulan arkadaşlık ilişkilerinin samimiyet derecesi ve sosyallik düzeyi hakkında bilgi verebilmektedir.
Özellikle, bazı yıldönümleri ve bayramlar vesile bilinerek, çocukların birtakım aktivitelerle iç içe girmeleri, bütünleşmeleri ve farklı duyguları tatmaları sağlanabilir. Özellikle bayramlarda, farklı mekanlara gidilmek suretiyle, çocuk ve gençlerin alternatif yaşam biçimlerini tanımaları sağlanabilir.
Ergenlik dönemi olarak adlandırılan, 14-18 yaşları arasındaki kişiler çok kaprisli ve hırçın olurken, bu dönemde, sıkıntı ve buhran zirvede bulunmaktadır. Zeka, muhakeme, hafıza, dikkat, idrak (kavrama), teessüriyat (hissetme), irade vs. unsurların en hızlı gelişim dönemi bu dönemdir [40].
12-24 yaş arasındaki kişilerde, orijinal olma isteğinin üst düzeylerde olduğu bilinen gerçeklerdendir. Herhangi bir hobi kazandırmak, kişinin orijinal olma isteğini doğru yolda kanalize edilmesini sağlayabilir. Yoksa, orijinal olma [41] adına birtakım sapma davranışlar içine girilmesi ve bu davranışların ileriki yaşamda da sürdürülmesi ihtimali bulunmaktadır.
Yetiştirme yurdunda kalanların boş zamanlarını nasıl değerlendirdiklerine ilişkin görüşlerin dağılımı aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Tablo 22: Boş Zamanların Değerlendirilme Biçimine İlişkin Görüşlerin Dağılımı
------------------------------------------------------------------------------------------------
Faaliyet-------------------------------------------------------------------Sayı-------Yüzde
Kitap / dergi-------------------------------------------------------------30----------40.54
Bilgisayar / internetle---------------------------------------------------6-----------8.1
Spor-----------------------------------------------------------------------37---------50.0
Ziyaret--------------------------------------------------------------------4-----------5.4
Müzik---------------------------------------------------------------------8----------10.81
Tek başına dolaşma----------------------------------------------------10---------13.51
TV-------------------------------------------------------------------------9----------12.16
Arkadaşlarla gezinme--------------------------------------------------15---------20.27
Gazete---------------------------------------------------------------------5----------6.75
Faaliyet yapacak imkan / yer yok-------------------------------------7----------9.45
Yatma---------------------------------------------------------------------7----------9.45
Diğer----------------------------------------------------------------------26--------35.14
Cevap yok----------------------------------------------------------------5----------6.75
-----------------------------------------------------------------------------------------------
Not: Birden fazla seçenekle yanıt verilmiştir.

Kitap, gazete ya da dergi okuyarak boş zamanlarını değerlendirdiklerini ifade edenler %47.29 oranına sahiptir. Okunan kitaplar, ağırlıklı olarak; ders kitapları, roman, hikaye, şiir kitabı vs. olmaktadır. Spor yaparak ve özellikle de futbol oynayarak boş zamanlarını değerlendirenler ise, %50 oranına sahiptirler. Tek başına dolaşarak ya da boş zamanı değerlendirecek imkan ve yer bulamayanların oranı ise, yaklaşık olarak 1/5 oranına karşılık gelmektedir. Arkadaşlarla dolaşma da, boş zamanı değerlendirmede önemli bir yere (%20.27) sahiptir. Diğer seçeneği adı altında yanıt verenlerin bu faaliyetleri ise; aileyi telefonla arama, tiyatroya ya da sinemaya gitme biçiminde sıralanabilir.
Kurumdaki kol faaliyetlerinin, çocuğun zamanını verimli bir biçimde geçirmesinde etkili olacağı ifade edilebilir. Kocacıkın çalışmasında, kurumdaki kol faaliyetlerine katılmayanların oranı, çok yüksek (%87.62) çıkmıştır [42].
Yetiştirme yurdunda kalan çocukların / gençlerin, okudukları şeylere ilişkin dağılım aşağıda görüldüğü gibidir.



Tablo 23: Okunan Şeylere Göre Dağılım
-------------------------------------------------
Okunan Şeyler-------Sayı-----------Yüzde
Gazete-----------------14--------------18.9
Kitap------------------32--------------43.3
Dergi------------------1---------------1.4
Hepsi------------------25-------------33.8
Hiçbiri----------------2---------------2.7
Toplam---------------74-------------100.0
------------------------------------------------

En çok okunan şeyin kitap olduğu dikkat çekmektedir (%43.3). Yetiştirme yurdunda kalan çocukların / gençlerin tamamı okula gitmektedirler ve kitapla olan münasebetleri bundan dolayı yoğun olmaktadır. Hepsini okuyanlar ise, 1/3 gibi bir orana karşılık gelmektedir. Gazete, okunan şeyler arasında %18.9luk bir oran ile yer almaktadır. Hiçbirini okumayanların oranı ise çok düşüktür (%2.7).
Ekonomik koşulların yetersiz olması, korunmaya muhtaçlık sorununu ortaya çıkaran en önemli fonksiyon olarak ele alınabilir. Bu ekonomik koşullar da, anne-babanın öğrenim durumu, meslek durumu ve çalıştıkları işle yakından ilgilidir [43]. Ekonomik durum iyi olduğu takdirde, anne-babanın her ikisinin ölümü dışındaki durumlarda, çocuğun yetiştirme yurduna verilme olasılığının daha da düşeceği ileri sürülebilir. Kocacıkın yaptığı araştırmada, korumaya alınış nedenleri içinde ilk sırayı (%42.97), ebeveynlerden birinin ölümü alırken, ikinci sırada gelen (%19.87) neden olarak da fakirlik bulunmaktadır. Fakirlik ve ebeveynlerden birinin ölümü biçiminde yanıt verenler de (%10.74) bu orana eklendiğinde, yaklaşık olarak çocukların 1/3ünün maddi yetersizliklerle bağlantılı olarak yetiştirme yurduna verildiği gerçeği ortaya çıkar [44]. Yetiştirme yurdunun verdiği dışında, para alınan yerlere ilişkin dağılım aşağıdaki gibidir.

Tablo 24: Yetiştirme Yurdu Dışında Para Alınan Yerlere İlişkin Dağılım
---------------------------------------------------------------------------------------
Ele Geçen Para Durumu---------------------------------------Sayı------Yüzde
Aile---------------------------------------------------------------18---------24.3
Akraba / yakın---------------------------------------------------9-----------12.2
Diğer-------------------------------------------------------------16----------21.6
Cevap yok-------------------------------------------------------31----------41.9
Toplam----------------------------------------------------------74----------100.0
---------------------------------------------------------------------------------------

Yetiştirme yurdunun verdiği dışında herhangi bir yerden para aldığını belirtenlerin oranı %58.1 olarak gerçekleşmiştir. Ailesinden para alınların oranı %24.3, akraba / yakınlardan alanların oranı %12.2, ek olarak burs alanların oranı ise %21.6dır.
İlköğretim birinci kademeye devam edenler, yurttan 9 milyon 7 yüz bin lira, ilköğretim ikinci kademeye devam edenler 14 milyon 6 yüz elli bin lira, liseye devam edenler ise 19 milyon 5 yüz bin lira para almaktadırlar. Liseye devam edenlerin yaklaşık yarısı ise, 39 milyon para aldıklarını ifade etmişlerdir. Bunlardan bir kısmı da burs almaktadırlar. Kimileri, aylık olarak ele geçen paranın 50 milyonun üzerinde olduğunu belirtmiştir.
Yetiştirme yurdunun çoğunlukla parayı gecikmeli vermesi, en çok şikayet edilen konuların başında gelmektedir. Zaten, ihtiyaçlar için yetersiz gelen paranın, bir de geciktirilmesinin, kendilerini çok mağdur ettiği özellikle ifade edilmiştir.
Geleceğe bakışın rengi, hayatın anlamıyla doğrudan ilgili olabilmektedir. Çocukların / gençlerin, geleceğe ilişkin görüşlerin dağılımı Tablo 25de olduğu gibidir.

Tablo 25: Gelecek Düşüncesine İlişkin Dağılım
-----------------------------------------------------------------------------------------------
Gelecek Düşüncesi-------------------------------------------------------Sayı------Yüzde
Gelecek, benim için umut dolu ve gelecekten endişem yok--------22---------29.7
Gelecekten ümitsizim ve endişe duyuyorum--------------------------9---------12.2
Gelecek, benim için umut dolu, ancak endişelerim var--------------33--------44.6
Gelecekten çok endişeliyim ve oldukça ümitsizim------------------10--------13.5
Toplam-----------------------------------------------------------------74--------100.0
-----------------------------------------------------------------------------------------------

Yetiştirme yurdunda kalanların, toplam %70.27sinin gelecekle ilgili birtakım olumsuz duygular taşıdıkları görülmektedir. Çocuklardan / gençlerden bir kısmını endişelendiren unsur tek iken, kimisi de birden fazla unsurun, geleceği adına olumsuzluk doğurduğunu ifade etmiştir. Geleceğe umutla bakan, ancak, birtakım endişelerinin de varolduğunu belirtenlerin oranı en yüksek düzeye (%44.6) sahiptir. Çocuklar / gençler, kendilerini bu ailesiz ortamda tutan en önemli faktörlerden birisinin ümit olduğunu, ancak, bu ümitlerinin öğretmenler ve özellikle idare tarafından her aşamada kırıldığını ifade etmişlerdir. Gelecekten endişe duymayı gerektiren unsurlar ve oransal dağılımları aşağıdaki gibidir: Maddiyat / para %25.67, yurt personeli %22.97, işsizlik %8.1, ümitsiz yaşama %9.45, ailesizlik %16.21, eğitim sistemi %10.81, toplum yapısı %8.1, sağlık problemi %4.05, arkadaşlar %2.7, cevap yok %20.27.
Yurt şartları altındaki yetiştirme biçimi ve yönlendirme anlayışının, genel anlamda, geleceğe ilişkin ümitsizlikler ortaya çıkardığı, elde edilen değerlerin ise, evde kalan çocuklara nispeten daha yüksek olduğu yapılan başka araştırmalarda da ortaya çıkmıştır [45].
Türk toplumunda, çocuğa bireysel yaşam tecrübesinin çok az kazandırıldığı bilinmektedir. Çocuğun yurt gibi toplu yaşam merkezlerinde barınmaya başlamasıyla, bağımsız bir yaşama atılma, hayatı idare etme ve karar alma gibi konularda problem yaşaması kaçınılmaz olabilmektedir [46].
Yetiştirme yurdunda kalan çocukların / gençlerin hayalindeki mesleklere ilişkin dağılım aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Tablo 26: İstenen Mesleğe Göre Dağılım
--------------------------------------------------
Meslekler-----------------Sayı--------Yüzde
Futbolcu--------------------7------------9.45
Devlet memuru-----------15----------20.27
Mühendis-----------------17-----------22.97
Doktor--------------------18-----------24.32
Polis------------------------9-----------12.16
Öğretmen------------------9-----------12.16
Diğer-----------------------16----------21.62
Cevap yok------------------3------------4.05
----------------------------------------------------
Not: Birden fazla seçenekle yanıt verilmiştir.

Doktor olmak isteyenlerin oranı %24.32, mühendis olmak isteyenlerin oranı ise %22.97 olarak gerçekleşmiştir. Devlet memuru olmak isteyenler 1/5 oranına sahiptir. Polis ve öğretmen olmayı isteyenlerin oranı ise %12.16 olarak gerçekleşmiştir. %9.45lik bir oran, futbolcu olma niyetindedir.
Özellikle, elektronik ve bilgisayar mühendisi olmak isteyenlerin sayısı fazladır. Gen mühendisi, endüstri mühendisi, makine mühendisi gibi meslekler de seçenekler arasında yer almaktadır. Diğer seçeneği içinde; gitarist, DJ, muhasebeci, işadamı, herhangi bir iş, veteriner, bilim adamı, tüccar gibi yanıtlar vardır.
Öğretmen olmak isteyenlerin yaklaşık yarısı, SHÇEK öğretmeni biçiminde bir tercihte bulunmuşlardır. Bunlardan bir kısmı, çocuklara daha iyi davranmak için, bu mesleği istediklerini ifade etmişlerdir.
Birçok toplumbilimcinin üzerinde birleştiği gibi, farklı gençlik gruplarının temelde ortak olan sorunlarının başında eğitim ve iş bulma / işsizlik gelmektedir [47]. Dolayısıyla, çocuk yuvaları, yetiştirme yurtları, çocuk ıslahevleri gibi kurumlarda, temel eğitim ve özellikle de mesleksel eğitime ağırlık verilmesi daha doğru bir uygulama olabilir. Çünkü, yetiştirme yurdunda görüştüğümüz çocukların / gençlerin önemli bir kısmı, en kısa sürede ekmek parası kazanma peşinde olduklarını ifade etmişlerdir. Aynı görüş, öğretmenler tarafından da dile getirilmiştir.
Cılga, kurum bakımı altında yetişen gençlere yönelik olarak geliştirilen modellerden dolayı, ücretli işçilik ve memurluğa bir yönelmenin olduğunu ifade etmektedir [48].
25.02.1988 tarih ve 3412 sayılı kanun ile getirilen bir yeniliğe göre; kamu kurum ve kuruluşlarındaki serbest kadroların binde birine, kurumlarda bakılan ve 18 yaşını doldurmuş çocuklar alınacaklardır [49]. Ancak, bu oranın, geçim koşulları göz önüne alındığında çok düşük düzeyde kaldığı söylenebilir. Yetiştirme yurdunda kalan çocuklar, en kısa zamanda hayata atılma gibi bir amaç peşindedirler. Hatta, çocukların önemli bir kısmı, devlet memuru olmayı, büyük bir hedef olarak görmektedir.
Müller, mesleksel eğitimin, çocuğun ekonomik açıdan bağımsız olmasını sağladığı gibi, bunun, çocuk üzerinde ahlaksal açıdan da terbiye edici bir etki meydana getirdiğini ifade eder [50].
Hayatın anlamına ilişkin olarak, çocukların / gençlerin görüşlerinin dağılımı aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Tablo 27: Hayatın Anlamına İlişkin Görüşlerin Dağılımı
----------------------------------------------------------------------------------------------------
Hayatın Anlamına İlişkin Görüşler----------------------------------------Sayı-------Yüzde
Hayata bir anlam veremiyorum, her şeyi anlamsız buluyorum--------18----------24.32
Hayat, bize tanınmış bir fırsattır--------------------------------------------33---------44.6
Hayat, çoğu zaman bir yük ve hayal kırıklığıdır-------------------------22---------29.72
Hayatın bir anlamı olup olmadığını bilmiyorum-------------------------1-----------1.4
Toplam--------------------------------------------------------------------74----------100.0
----------------------------------------------------------------------------------------------------

Çocukların / gençlerin yaklaşık yarısı (%44.6), hayatın, insana tanınmış bir fırsat olduğunu belirterek, bulunduğu ortamdaki bütün olumsuzluklara rağmen, fırsatları değerlendirme ve olumsuz şartlarla mücadele etmede kararlı olduklarını ifade etmişlerdir. Yaşanan olumsuzlukları, büyük ölçüde önemseyen ve bir ümitsizlik içine girenler ise, yaklaşık 1/3lik orana karşılık gelmektedir. Hayata bir anlam veremeyen ve herşeyi anlamsız bulan çocukların / gençlerin oranı ise yaklaşık olarak 1/4 oranına sahiptir. Toplam olarak, %55.4 oranına sahip kesimin, yaşamla ilgili olumsuz bir kanaat taşımaları ve karamsar olmalarının, okuldaki başarıyı etkilemesi yanında, toplumsal bütünleşme açısından da olumsuz sonuçlar vereceği söylenebilir.
Kültürel yapı, yakın çevre ve ailenin kazandırmış olduğu tutum ve davranışlardan dolayı, özellikle yurt gibi ortamlarda, çocukların sık sık engellenme ve zorlanmalarla karşılaşma ihtimalleri daha fazla olabilmektedir. Bu durum, uyumsuzluğa etki edebildiği gibi, toplumun gerçekçi olarak görülmesini engelleyebilir, kendine ve çevresindeki insanlara, saygı ve sevgi kuralları çerçevesinde muamelede bulunmayan ve sonuçta da içine kapanık ve kaygılı tiplerin ortaya çıkmasına neden olabilir.
Yetiştirme yurdunda kalan çocukların / gençlerin sorumluluk üstlenmeleri, ilk dönemlerde yoğun şekilde uyum problemlerini beraberinde getirebilir. Ancak, zamanla hayatın gerçeklerini gözönüne alarak, akılcı çözümler üretmeleri ve hayatı, önlerine sunulmuş bir fırsat olarak görmeleri de mümkündür.
Yetiştirme yurdundaki çocukların / gençlerin, buradan ayrıldıktan sonra ne yapacaklarına ilişkin görüşlerinin dağılımı aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Tablo 28: Yetiştirme Yurdundan Ayrıldıktan Sonra Yapılacak Olan Şeylere İlişkin Dağılım
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Görüşler------------------------------------------------------------------------------------Sayı-----Yüzde
Ailemin yanına dönmeyi düşünüyorum-------------------------------------------------18-------24.3
Akraba / yakınlarımdan birinin yanına dönmeyi düşünüyorum------------------------3---------4.1
Ailemden / yakınl. uzak şekilde, bir meslek sahibi olup çalışmayı düşünüyorum---22-------29.7
Karar vermedim, bilmiyorum-------------------------------------------------------------23-------31.1
Başka-----------------------------------------------------------------------------------------7---------9.5
Cevap yok-----------------------------------------------------------------------------------1--------1.4
Toplam--------------------------------------------------------------------------------------74------100.0
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Aileden uzak bir biçimde, meslek sahibi olmayı ve yaşamını bu şekilde sürdürmeyi düşünenlerin oranı, yaklaşık olarak, 1/3 civarındadır. İleriki yaşam biçimiyle ilgili, kararsızlık içinde olan ve herhangi bir planı olmayanlar ise, yine 1/3e karşılık gelmektedirler. Yapılan bir araştırmada, yurttan ayrıldıktan sonra yapılacak olanlar konusundaki belirsizliğin; strese yol açması yanında, problemlerle başa çıkmada başarısız stratejilerin kullanılmasına da neden olduğu tespit edilmiştir [51].
Ailesinin yanına dönmeyi düşünenler, yaklaşık 1/4 oranına sahipken, akrabalardan / yakınlardan birisinin yanına dönmeyi planlayanların oranı ise %4.1dir. Yurt dışına Amerikaya gitmek (3 kişi), ailemle görüşebileceğim, ancak, onlardan ayrı olacağım bir meslek edinmek, ailemin yanına dönüp orada yuva kurmak, tek başına yaşamak, asıl amacım, ailemi mutlu edecek bir hayat kurmak ve evlenip çocuklarıma sevgiyi anlatacağım, sevgisiz büyümesinler biçiminde yanıtlar da verilmiştir.
Yetiştirme yurdunda kalmanın, okuldaki arkadaşlık ilişkilerini etkilemesi mümkündür. Bununla ilgili görüşlerin dağılımı aşağıdadır.

Tablo 29:Yurtta Kalmanın Okuldaki Arkadaşlık İlişkilerini Etkilemesine İlişkin Görüşlerin Dağılımı
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Arkadaşlığı Etkileme Durumu---------------------------------------------------------Sayı-----Yüzde
Olumlu etkiliyor--------------------------------------------------------------------------33--------44.6
Olumsuz etkiliyor------------------------------------------------------------------------33--------44.6
Cevap yok---------------------------------------------------------------------------------8----------10.8
Toplam------------------------------------------------------------------------------------74--------100.0
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yurtta kalmanın, okuldaki ilişkileri olumlu etkilediğini söyleyenlerle, olumsuz etkilediğini belirtenlerin oranı aynıdır (%44.6). Cevap vermeyenler ise, %10.8 oranındadır.
Olumlu etkilediğini belirtenler, genel olarak; arkadaşları arasında farklı durumlarının olmadığı, normal bir arkadaşlık ilişkilerinin olduğu, arkadaşların çok iyi davrandıkları, sıcak kanlı olduğundan herkesin kendisini sevdiği biçiminde yanıtlar da vermişlerdir.
Olumsuz etkilediğini ifade edenler, genel anlamda; kendini yabancı ve yalnız hissettiklerini, yetim olduklarından birçok kimsenin kendileriyle yakınlaşmak istemediğini, öğretmenlerin yetiştirme yurdunda kalanları sevmediklerini ifade etmişlerdir. Ayrıca; yetimdir, öksüzdür diye acıyorlar, dalga geçiyorlar, başka gözle bakıyorlar, saçma sapan sorular soruyorlar, giyim kuşamımız iyi olmadığından acıyorlar,biçiminde yanıtların verildiği de görülmüştür.
Yetiştirme yurdunda kalan çocukların / gençlerin yerine getirmiş oldukları dinsel pratiklere ilişkin dağılım aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Tablo 30: Yerine Getirilen Dinsel Görevlere İlişkin Dağılım
------------------------------------------------------------------------
Dinsel Görevler-----------------------------Sayı-----------Yüzde
Oruç-------------------------------------------30--------------40.5
Namaz-----------------------------------------5---------------6.75
Arasıra namaz ------------------------------12--------------16.21
Sadaka vermek-------------------------------3---------------4.05
Hiçbiri----------------------------------------13--------------17.56
Cevap yok-----------------------------------19---------------25.67
------------------------------------------------------------------------
Not: Birden fazla seçenekle yanıt verilmiştir.

En çok yerine getirilen dinsel pratiğin oruç olduğu görülmektedir (%40.5). Cevap vermeyenler ise, yaklaşık 1/4 oranındadır. Hiçbir dinsel pratiği yerine getirmeyenler %17.56, arasıra namaz kılanlar %16.21 oranına sahiptir. Sürekli namaz kılanlar %6.75, sadaka verenler ise %4.05 oranına karşılık gelmektedir.
Ailenin; çocuğun / gencin, dinsel sosyalizasyonunda etkin bir yeri olduğu varsayımından hareket edilirse [52], aile ortamından uzak çocukların / gençlerin dinsel bilgi ve uygulama konusunda, yaşıtlarından geri düzeyde bulunmaları kaçınılmaz olacaktır. Aynı zamanda, aileden alınan yanlış dinsel bilgilenme de önemli problem alanlarından birisini teşkil etmektedir. Nitekim, yetiştirme yurdunda kalanlardan bazıları, ailelerinin dinsel bilgi eksikliği içinde olduklarını ve kendilerini bu konuda bir boşlukta hissettiklerini ifade etmişlerdir.
Yerine getirilmek istenen dinsel pratiklere ilişkin görüşlerin dağılımı da aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Tablo 31: Yerine Getirilmek İstenen Dinsel Görevlere İlişkin Dağılım
------------------------------------------------------------------------------------
Dinsel Görevler-------------------------------------Sayı---------------Yüzde
Hepsi---------------------------------------------------8------------------10.81
Zekat---------------------------------------------------24----------------32.43
Herkese iyilik ve yardım----------------------------12----------------16.21
Hac-----------------------------------------------------14----------------18.91
Namaz-------------------------------------------------13----------------17.56
Oruç----------------------------------------------------3-----------------4.05
Kur?an öğrenme ve okuma--------------------------5-----------------6.75
Hiçbiri--------------------------------------------------6-----------------8.1
Cevap yok--------------------------------------------20----------------27.02
-----------------------------------------------------------------------------------
Not: Birden fazla seçenekle yanıt verilmiştir.

Yerine getirilmek istenen dinsel pratikler içinde en büyük oran, %32.43 ile zekata aittir. Herkese iyilik ve yardım etmek istediğini belirtenler ise %16.21 oranına sahiptir. Buna göre, çocukların / gençlerin yaklaşık yarısı, ileriki yaşamında, muhtaç insanlara yardım etmeyi planlamaktadırlar. İçinde bulunulan maddi yetersizliklerin bilincinde olarak, ileriki yaşamda, muhtaç insanlara yardım edecekleri özellikle ifade edilmiştir. Yerine getirilmek istenen dinsel pratiklerden, namazı belirtenler %17.56, Hac %18.91, Kuran öğrenme ve okuma %6.75, oruç %4.05 oranına sahiptir. Hepsini yerine getirmeyi hedefleyenler %10.81, hiçbir dinsel pratiği yerine getirmek istemeyenler %8.1, cevap vermeyenler ise %27.02 oranına sahiptir.

Sonuç ve Öneriler

Yapılan araştırmalarda, koruyucu aile bakımı için uygun olan yaşın, 13 ve daha aşağısı olduğu ortaya çıkmıştır. Bu yaşın üstündeki çocuklarda kişilik oluşumu büyük oranda gerçekleşmiş ve aile sevgisi ve ilgisine olan gereksinim azalmış olacağından, olumlu sonuçlar verme ihtimali düşebilmektedir [53]. Buna göre, çocuk yuvası ve yetiştirme yurdunda kalan çocuklardan hangisinin, koruyucu aile uygulamasından yararlanmasının daha uygun olduğunun anlaşılabilmesi için, uzman ekipler tarafından kişilik testleri uygulanabilir ve en çok ihtiyacı olanlar, koruyucu aile bakımı hizmetinden yararlandırılabilir.
Çocuk yuvası ve yetiştirme yurtlarında kalan çocukların, hayatları boyunca başarılı olmaları ve ailesizlikten dolayı ortaya çıkan olumsuzluklardan minimum düzeyde etkilenmeleri için, bu kurumlara ilk geldiklerinde yetenek ve eğilimlerinin gözönüne alınması suretiyle, bir gruplaşmaya gidilmesi ve böylece mesleksel tercihlerin optimum düzeyde yapılması sağlanabilir.
Çocuğun, bağımsız ve üretici olmasını hazırlayan bazı ön koşullar bulunmaktadır. Bunlardan birisi de, mekan kullanımıdır [54]. Bağımsız davranma ve üreticilikte bireyselleşme, büyük bir önem taşıdığı gibi, bireyselleşmede, kişinin kendine özgü bir mekanının olması çok önemlidir. Yetiştirme yurtlarının, çocuğun bireyselleşmesi için uygun fiziksel ve mekansal bir zemin hazırlamaktan uzak olduğu söylenebilir. Her çocuğa ayrı bir mekan verilmesi, çok pratik gibi görünmese de, en azından mekanı paylaşan kişi sayısının düşürülmesi bir çözüm olarak düşünülebilir.
Yetiştirme yurdunda kalan ve reşit yaşa gelince de buradan ayrılması kaçınılmaz olan çocukların, daha sonraki yaşamlarına ilişkin öngörüleri, toplumsal bütünleşmelerini etkileyebilecek düzeydedir. Bahsedilen kurumdan ayrılarak topluma katılan çocukların, acınacak kimseler olarak toplumda yer edinmemeleri ve topluma yabancılaşmamaları için, bu kesimin problemlerinin tespit edilip, çözümler üretilmesi gerekmektedir. Bahsedilen adımların atılmasında kamu kuruluşları yanında, özel kuruluşların ve yine sivil toplum kuruluşlarının eşgüdüm halinde olmaları, bütünleşmenin en yüksek düzeyde olmasını sağlayabilecektir.
Yetiştirme yurdunda kalan çocukların, toplumla bütünleşmeleri ve problem insan olmaktan kurtulmaları için, imkanlar ölçüsünde yurtta, aile ortamı oluşturulmalı, eğitimci ve uzmanlar, çocukların yaşamı ile kendi yaşamını birleştirmeli, günün her vakti ulaşılabilen kişiler olabilmelidirler.
Sosyal kolların işlevsel hale getirilmesi ve birtakım aktivitelerin, hem kurum içinde ve hem de kurum dışını kapsayacak biçimde düzenlenmesinin, çocukların / gençlerin sosyalleşmelerinde ve deneyim kazanmalarında önemli bir fonksiyon üstleneceği ifade edilebilir.
Yetiştirme yurtlarında kalanlara verilen ve 9 milyonla 39 milyon arasında değişen ödeneklerin, günümüz koşullarında yetersiz olduğu inkar edilemez. Çocuklara / gençlere, kişilerin mağdur olmayacakları düzeyde para verilebilmesi için, çocuk yuvası ve yetiştirme yurdunun bulunduğu yere göre bir tespit yapılabilir ve optimum seviye yakalanabilir.
Sosyal hizmet uzmanı sayısının arttırılması ve bunların faaliyetlerinin yoğunlaştırılması sağlanabilir,
Yurt personeline; aldığı eğitime uygun görevler verilmesi ve maddi-fiziksel durumun ideal düzeye yükseltilmesi sağlanabilir,
Yurtta hem personel ve hem de çocuklar / gençler arasında, grup çalışmasını önplana çıkaran faaliyetlere ağırlık verilebilir,
Belli aralıklarla, yapılacak olan, görüşme ve anketlerle, problem alanları tespit edilebilir ve buna göre bir strateji geliştirilebilir,
Boş zamanların en verimli şekilde değerlendirilmesi için, olanaklar artırılabilir ve bu sayede çocukların / gençlerin, oyun vasıtasıyla toplumsallaşması sağlanabilir,
Gelecek kaygısının yoğun biçimde yaşanmaması için, çocuğun / gencin görüşü de alınmak suretiyle, mesleksel tercihler isabetli olarak yapılabilir,
Yetiştirme yurdunda kalan gençlerin, geleceğe daha aydınlık bakabilmeleri için, devletin, kamu kurum ve kuruluşlarında ayırmış olduğu, binde birlik kadro oranı arttırılabilir.

Yrd.Doç.Dr. M.Cengiz YILDIZ

Bu çalışma, 31 Ekim-01 Kasım 2002de, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından düzenlenen, Savaş Çocukları: Öksüzler ve Yetimler (Uluslararası) Sempozyumuna bildiri olarak sunulmuştur.


[35] (Çelik,1987)
[36] (Şahin)
[37] (Erol,1993)
[38] (Cılga,1986)
[39] (Doğan,1991)
[40] (Çakmaklı,1991)
[41] (Çakmaklı,1991)
[42] (Kocacık,1984a)
[43] (Cılga,1986)
[44] (Kocacık,1984a)
[45] (Şahin)
[46] (Baran,1999)
[47] (Kasapoğlu,1991)
[48] (Cılga,1998)
[49] (Akyüz,1991)
[50] (Akyüz,1983)
[51] (Şahin)
[52] (Okçay,1992)
[53] (Bıyıklı,1983)
[54] (İmamoğlu,1991)

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kaynaklar

AKYÜZ, Emine, (1983), Medeni Kanuna Göre Ana Babanın Çocuğu Yetiştirme Görevi, EBF (Eğitim Bilimleri Fakültesi) Dergisi, Ankara Üniversitesi, C:16, S.1
AKYÜZ, Emine, (1991), Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Türk Aile Ansiklopedisi, C:3, T.C.Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yay., Ank.
ALPER, Yusuf, (1991), Korunmaya Muhtaç, Kimsesiz ve Sakat Çocuklarla Yaşlıların Sosyal Güvenliği: Sosyal Refah Hizmetleri, Türk Aile Ansiklopedisi, C:3, T.C.Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yay., Ank.
AYDOĞAN, Feramuz, (1998), Göçle Birlikte Aile Bireylerine İlişkin Tutum ve Davranışlarda Gözlemlenen Değişmeler, Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, S:20-21
BARAN, Gülen, (1999), Yurtlarda ve Ailesiyle Birlikte Yaşayan Gençlerin Problemleri, Türkiye Sosyal Araştırmalar Dergisi, C:3, S:3, Kasım
BIYIKLI, Latife, (1983), Koruyucu Aile Bakımı, EBF (Eğitim Bilimleri Fakültesi) Dergisi, Ankara Üniversitesi, C:16, S.1
BİLGİN, Beyza, (1997), Yetim ve Kimsesiz Çocuklarla İlgili Tesis Kurmanın ve Yaşatmanın Önemi, Diyanet İlmi Dergi, C:33, S:3, Temmuz-Eylül
BUDAK, Selçuk, (2000), Psikoloji Sözlüğü, Bilim ve Sanat Yay., Ank.
CILGA, İbrahim, (1986), Korunmaya Muhtaçlık Olgusunun Sosyolojik Analizi, Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, S:7, Kasım
CILGA, İbrahim, (1998), Yetiştirme Yurdunda Yetişen Gençlerin Yaşam Niteliği Göstergeleri, Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, S:20-21, Kasım
ÇAKMAKLI, Kemal, (1991), Gençlik Döneminde Kimlik Arayışı, Türk Aile Ansiklopedisi, C:2, T.C.Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yay., Ank.
ÇAVUŞOĞLU, Turgay, (2001), Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun Aileye Yönelik Hizmetleri, 1. Ulusal Aile Hizmetleri Sempozyumu (2000li Yıllarda Aile Hizmetleri), 9-11 Mayıs 2001, T.C.Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, Ank.
ÇELİK, Vehbi, (1987), Türkiyede Korunmaya Muhtaç Çocuklar Sorunu, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, C:1, S:2
DOĞAN, D.Mehmet, (1990), Büyük Türkçe Sözlük, Rehber Yay., Ank.
DOĞAN, İsmail, (1991), Gençlik ve Gençlik Sorunları, Türk Aile Ansiklopedisi, C:2, T.C.Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yay., Ank.
EROL, Metin, (1993), Aile İçi İlişkilerin Çocuğun Şahsiyet Gelişimine Etkileri, Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, S:16
GÜRSOY, Figen-Neriman ARAL, Baba Yoksunluğu Olan ve Olmayan Çocukların Bağımlılık Eğilimlerinin İncelenmesi, 1. Ulusal Aile Hizmetleri Sempozyumu (2000li Yıllarda Aile Hizmetleri), 9-11 Mayıs 2001, T.C.Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, Ank.

İMAMOĞLU, Olcay, (1991), Çocuğun Aile İçinde Yetişme Ortamı ve Toplumsallaşması, Türk Aile Ansiklopedisi, C:1, T.C.Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yay., Ank.
KASAPOĞLU, Aytül, (1991), Gençlik Sorunlarını Çözümleme Yaklaşımı, Türk Aile Ansiklopedisi, C:2, T.C.Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yay., Ank.
KOCACIK, Faruk, (1984), Korunmaya Muhtaç Çocuklar-Sivas Kız ve Erkek Yetiştirme Yurtları-I, Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, S:2, Haziran
KOCACIK, Faruk, (1984a), Korunmaya Muhtaç Çocuklar-Sivas Kız ve Erkek Yetiştirme Yurtları-II, Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, S:3, Kasım
MARSHALL, Gordon, (1999), Sosyoloji Sözlüğü, Bilim ve Sanat Yay., Ank.
NİRUN, Nihat (Ed.), (1986), 12-24 Yaş Gençlerin Sosyo-Ekonomik Sorunları, MEB Yay., Ank.
OKÇAY, Hale, (1992), Çocuğun Dinsel Sosyalizasyonunda Ailenin İşlevi, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Dergisi, S:3
OTO, Remzi, (1992), Diyarbakır Yetiştirme Yurdunda Kalan Gençlerde Ruhsal Belirti Dağılımı, Dicle Tıp Dergisi, C:19, S:1-2
ÖĞÜLMÜŞ, Selahattin, (1991), Yetiştirme Yurtları, Türk Aile Ansiklopedisi, C:3, T.C.Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yay., Ank.
ŞAHİN, Hülya, Yetiştirme Yurtlarında Kalan ve Aileleriyle Yaşayan Liseli Gençlerin Stresle Başaçıkma Stratejileri, Burdur Eğitim Fakültesi Dergisi, S:3, Yıl:3
ŞEKER, Mehmet, (1991), İslamda Sosyal Dayanışma Müesseseleri, Diyanet İşleri Başkanlığı Yay., Ank.
YALÇIN, Şenay vd., (2001), Bursa SHÇEK Personelinin Aile Yapısı ve Sosyal Hizmetle Karşılıklı Etkileşimi, 1.Ulusal Aile Hizmetleri Sempozyumu (2000li Yıllarda Aile Hizmetleri), 9-11 Mayıs 2001, T.C.Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, Ank.
YILMAZ, M. Niyazi, (1991), Türkiyede Sosyal Hizmetler, Türk Aile Ansiklopedisi, C:3, T.C.Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yay., Ank.




Bir önceki yazı Toplum ve Siyaset Nedir? hakkında bilgi vermektedir.

Cevapla

"Toplumsal Bütünleşme Problemi Nedir?" konusu hakkında etiketler
butunlesme butunlesmenin demektir iktisadi kisaca konu neden nedir neler nelerdir nihat nirun olabilir onemi onemli onemlidir ozeti problemleri sizce sosyal tablosu toplumlar toplumlarin toplumsal yapilabilir

Toplum ve Siyaset Nedir? Önceki | Sonraki Toplumsal Uyum Nedir?




Saat: 14:21 - Webmaster Forumu - Rss - Arşiv
İletişim Bilgileri, Contact Us, Kullanım Sözleşmesi, Gizlilik