webmaster
 
›
Cevapla
03-12-2011 09:37:07
 

Atatürk ve Ekonomi Nedir?

ATATÜRK, savaş döneminde bile ekonominin önemli olduğunu vurgulayarak, ekonominin durmaması gerektiğine değiniyor ve ''ekonomi varsa insan vardır, devlete de gelir vardır'' diyordu.Yabancı sermayeyi, ekonomi politikamıza uygun olduğu sürece desteklemenin gerektiğini belirten Atatürk, yabancı işadamlarının işyerlerinin kapatılıp, ticaretlerine son verilmesine de karşı çıkıyor, bunun yerine, hem devlete gelir sağlamak hem de ekonominin sürekliliği için, gümrük resmini üç katına çıkarmanın daha anlamlı olacağını belirtiyordu.

Atatürk'ün 17 Şubat 1923'te, İzmir'de İktisat Kongresi'nde ''...ekonomiye, birinci derece önem vermek zorundayız. Kılıçla zaferkazananlar, sapanla zafer kazananlara mağlup olmaya ve sonuçtayerlerine onlara vermeye mecburdur. Ekonomi her şey demektir... İnsanvarlığı için ne gerekliyse, onların hepsi demektir. Ziraat demektir,ticaret demektir, çalışma demektir...'' sözleriyle ekonominin önemini net olarak ortaya koyduğunu fark ediyoruz.

Devlet,varidatının inkişafını, yeni vergiler ihdasından ziyade, devamlı birprogramla mevcut vergilerin tarh ve icabet usullerinin ıslahında aramaklazımdır.

1 Kasım 1937 ATATÜRK

Atatürk'ün ödediği vergi
PARAve mala karşı ciddi bir eğilimi olmayan Atatürk'ün; Cumhurbaşkanlığımaaşı, ödeneği ve emekli aylığından başka geliri yoktu.

Cumhurbaşkanlığıaylığı ve ödeneği, 1927'ye kadar 5.000 lirası aylığı olmak üzere 7.000liraydı. 1927'de bunlara, genel bir yasa ile ''pahalılık zammı'' adıile 2.480 lira eklenir.

1927 ve 1928'de, bu gelirinden toplam453 lira, 1929 ve 1930'da 724 lira, 1931'de de 1293 lira vergi kesilir.Kendisine net ödenen 13.186 liradır.

1932 yılında çıkan bir yasaile yüksek maaş ve ücretlere ağır vergi konulur. Buna göre, Atatürk'ünmaaş ve ödeneğinden kesilen vergi 5.401 liraya çıkar ve ayda net 9.078lira almaya başlar.

Özetle, Atatürk o dönemde, eline geçen net aylığın yüzde 60'ı oranında vergi ödüyormuş...

Atatürk'ün 4. Kurultay konuşması...
9 Mayıs 1935
4. Kurultay, Mustafa Kemal Atatürk'ün katıldığı son kurultay oldu.

C. H. P.
4 üncü Büyük Kurultayında
Genel Başkan Kamâl Atatürk'ün Söylevi

Kurultayın sayın üyeleri;

Karşılarında bulunmakla haz duyduğum delege arkadaşlarımı selamlarken; yüce ulusumuzu saygı ile anarım. (Alkışlar)

Buanda, bundan önceki Kurultayları ve Partimizi doğuran ilk SivasKurultayını-ki, dış ve iç düşmanların süngüleri altında kurulmuştur -hatırlamak, geçen on altı yılın bütün hadiselerini göz önüne getirmeğikolaylaştırır.

Uçurum kenarında yıkık bir ülke... türlüdüşmanlarla kanlı boğuşmalar... yıllarca süren savaş.., ondan sonra,içerde ve dışarda saygı ile tanılan yeni vatan, yeni sosyete, yenidevlet (sürekli alkışlar) ve bunları başarmak için arasız, devrimler...işte, Türk genel devriminin bir kısa diyemi...

Bayanlar, Baylar;

Partimizinher kurultayı, denebilirki, bir dönüm başında toplanmıştır. 1927Kurulayı, doğuda kopan azıyı yenerek Cumuriyetin sarsılmaz temeldeolduğunun anlaşılmasına; 1931 Kurultayı güvenlik ve sükûnun kesinolarak kurulmasına rasgelir. Bu kurultayımız ise, geniş ölçüde gelişimdevri içinde bulunduğumuz günlerde toplanmış oluyor,

Kurultayın,yeniden alacağı ilerleme ve yükselme tedbirlerile vatanın yüksekyönetimini erdemli ellerinde tutan Partimizin, şerefli tarihinizenginleştireceğine şüphe yoktur.

Geçen Kurultaydan bugünekadar, kültürel ve sosyal alanda başardığımız işler, TürkiyeCumuriyetinin ulusal çehresini, kesin çizgilerile, ortaya çıkarmıştır.Yeni harfleri, ulusal tarihi, öz dili, ar, ilimsel müzik ve teknikkurumları ile, kadını erkeği her hakta eşit, modern Türk sosyetesi buson yılların eseridir. ( Sürekli alkışlar)

Türk ulusu ancakvarlığını derin ve sağlam kültür sınırları ile çevreledikten sonradırki, onun yüksek kapasitesi ve erdemi, uluslar arasında tanılır. Türkulusuna doğunsal rengini veren bu devrimlerden her biri, çok geniştarihsel devirlerin öğünebileceği büyük işlerden sayılsa yeridir. (Sürekli alkışlar) Bütün bu işler, Partimizin programını, özenle gözönünde tutarak başarılabilmiştir.

Tüzel, sağlık, sosyal, finans,ekonomi ve bayındırlık işlerimizde, hiç durmadan aldığımız yenitedbirlerin eyi ve yerinde olduğuna kani bulunuyoruz.

AkdeniziKaradenize demirle bağladık. Anadoluda özel şirketler elindeki bütünyolları satın aldık; İstanbul ve İzmirde liman ve rıhtım işleri devleteline geçti; Diyarbekir kapısındayız. Antalyaya, Erzuruma, kömüryurduna durmadan gidiyoruz. (Sürekli alkışlar)

Devlet Demiryolları kurumu, bugün, kendi malımız olan beş yüz milyon liralık bir işi çevirmektedir.

Sayın arkadaşlar;

Geçendört yılın başlıca işlevi ekonomi alanında olmuştur. Bir çok ülkeler,acunsal buhran karşısında sarsılmış ve umutsuzluğa düşmüşken biz, bukapsal felaket önünde cuda irkilmedik. ( Alkışlar ) Yurdun ekonomisiniyeni bir düzene yönetlemiş bulunuyoruz. Arsıulusal tecimidenkleştirerek, iç pazarı harekete getirerek kendimizi korumağıbaşardık. Asıl önde tuttuğumuz iş, geniş bir endüstri programınıgerçekleştirmeğe başlamak olmuştur (alkışlar). Bu program, tamamilegerçekleştiği gün, şüphesiz yurddaşın geçimi hissolunacak derecedegenişleyecektir.

Tarım ve endüstri hareketlerimiz biribirini kollayan tedbirlerle yapılmaktadır.

Madenürünlerimiz, son zamanlarda özel bir gelişim gösterdi. Umudumuz o durki gelecek kurultay maden işlerile beraber deniz ekonomisinde bu günalmakta olduğumuz tedbirlerin verimli sonuçlarını dermiş olarak,toplanacaktır. ( Alkışlar)

Görüyorsunuz ki arkadaşlar; yepyenibir güdümlü ekonomi düzeni kurmakla uğraşıyoruz. Partimizin ekonomikanlayışı bu yöndeki programımızın, yurdun ihtiyaçlarını karşılıyacak veonu az zamanda gelişmiye ve genişliğe erdirecek en eyi program olduğunugösterecektir. Yeni öğütleriniz ve direktiflerinizle, yeniden ilerlemeve yükselme tedbirlerimizi kolaylaştıracağınıza şüphe yoktur.

Bayanlar, Baylar;

Cumhuriyetindış siyasada özenle güttüğü amaç arsıulusal barışı korumak ve güveniçinde yaşamaktır. Komşularımızla dostluk ve eyi geçinme yolunda hergün biraz daha ilerlemekteyiz.

Sovyetlerle dostluğumuz, herzamanki gibi, sağlamdır ( Sürekli alkışlar) ve içtemdir. Karagünlerimizden kalan bu dostluk bağını, Türk ulusu unutulmaz değerli birhatıra bilir. (Sürekli Alkışlar ) İki memleket arasında her yöndendeğetler, sıklaşmakta ve genişlemektedir. Sovyetler, Cümuriyetimizinonuncu yılında, yüksek delegelerile, şenliklerimizde hazır bulundular.

Devletlerimiz,hükûmetlerile ve uluslarile, her fırsatta birbirlerine nasılinandıklarını ve ne kadar güvendiklerini bütün dünyayagöstermektedirler. (Alkışlar). Son günlerde boğazlar mes'elesini ortayakoyduğumuz zaman, Sovyetlerin bizim tezimizdeki doğruluğu ve haklılığıbildirmiş olmaları, Türk ulusunda yeniden derin dostluk duygularıuyandırmıştır. (Sürekli alkışlar).

Türk - Sovyet dostluğuarsıulusal barış için şimdiye kadar yalnız hayır ve fayda getirmiştir.Bundan sonra da yalnız hayırlı ve faydalı olacaktır. (Alkışlar)

Arkadaşlar,

Geçendört yıl içinde bir önemli hadise de Balkan Paktıdır, Dört devlet;kendi güvenleri için ve Balkanların, karışma ve karıştırma konusuolmaktan çıkması için içten bir kanaatle birbirlerine bağlanmışlardır.(Alkışlar) Balkanlı bağlaşıklarımızla gittikçe artan bir beraberlik vedayanışma siyasası güdüyoruz.

Yükenlerimizin gereklerini, kesin bir bayrılıkla gözetiyoruz.

Asıldikkate değen, Balkan Paktının, daha bir yıl içinde, arsıulusal barışiçin büyük bir etke Olduğunun anlaşılmasıdır. (Alkışlar) Balkan Paktı,gittikçe, Avrupa barışının başlıca temel taşlarından biri olmakyerindedir. (Alkışlar)

Geçen dört yılın şerefli hadiselerindenbiri olmak üzere, Iran Şahınşahının, sayın konuğumuz olduğunu kıvançlahatırlatırım. (Alkışlar) Bu şahsi tanışmadan iki memleketin kazandığıfaydalar pek geniş olmuştur. İki kardeş ulusun arasını açacak hiçbirmesele kalmadığı ilan edilmiş ve birbirinin bahtiyarlığından kuvvetliolmalarından başka dilekleri bulunmadığı anlaşılmıştır. (Süreklialkışlar)

Afgan devletinin uluslar sosyetesine girişiniselamlamakla bahtiyar olduk. (Alkışlar) Bu kardeş ulus ile dostlukbağlarımız mutlu bir surette ilerlemektedir. (Alkışlar)

Yakınkomşularımızla ve uzak devletlerle olan ilgilerimiz, genel olarak,nomal ve dostçadır. ( Alkışlar ) Arsıulusal ilgilerin gerektirdiğibütün değetleri ve konuşmaları kıvançla kolaylaştıryoruz.

TürkiyeCumuriyeti arsıulusal ailenin, ancak faydalı, çalışkan ve iyi geçimlibir unsuru olmak amacındadır. (Sürekli alkışlar) Uluslar sosyetesindeciddi barış ve elbirliği isteğile çalışıyoruz.

Uluslarsosyetesinin, arsıulusal güveni arttıracak, geçmişten kalmahastalıkları iyileştirecek, insani sonuçlara varabilmesi başlıcadileklerimizdendir. (Alkışlar)

Arkadaşlar:

Arsıulusaldurum nazik bir buhran geçirmektedir. Eski ve büyük anlaşmazlık, sonçatışmalarla heyecanlı bir noktaya gelmiştir. Bugünkü yüksekinsanlığın, ulusları birbirine yaklaştırma çarelerini bularak, genelgüvensizliği ortadan kaldırılmasını nummak isteriz,

Bununlaberaber bütün dünya gidişini göz önünde tutarak dikkatli, hazırlıklı,uyanık bulunmak lüzumuna kaniiz. (Alkışlar) Gene bu kanaatladır ki,dostluklarımıza bağlı ve bütün ilgilerimizde eyicil bir sıyasa ileelimizden geldiği kadar genel barışı kurmak istiyoruz. (Alkışlar)

Bayanlar; Baylar;

Sizebiraz da partimizin son yıllardaki öz hayat ve kınavından bahsedeyim.Geçen kurultayın parti örgütlerine vermiş olduğu çalışma yöneti çokfaydalı ve verimli olmuştur. Parti üyeleri, prensiplerimizi anlatmakta,yaymakta ve bütün yurttaşların sevgilerini, güvenlerini kazanmakta,kendilerinden beklendiği gibi hareket etmişlerdir. Parti seçimlerinincanlı ve özenli bir tarzda oluşu, siyasal hayatımızda önemli birilerleyiştir.

Partimizin, Halkevlerile bütün yurddaşlara kucağını açması vatanda sosyal ve kültürel bir devrim yaptı.

Sevgili arkadaşlar;

CumuriyetHalk Partisinin esas düşünce ve dileği, vatandaşları her türlüayrılıktan korumak, onları, kendileri ve büyük Türk ulusu için faydalıkılmaktır. (Okay sesleri, alkışlar)

Programımızda, işbölümlerinin her birinde bulunan, yurddaşların özel ve genel asığlarıve genlikleri, ayrasız, göz önünde tutulmuştur. Bu hakikatın bütünyurddaşlarca, yalın olarak, bilinmesi çok önemlidir. Bunu yurddaşlaraanlatmak ve bu suretle onların sevgilerini ve güvenlerini kazanmak,parti üyelerinin kutsal ödevidir. (Alkışlar)

Türk ulusu kendisine hizmet edenleri, sürel bir surette, değerlemiş ve onlara ünvermiştir.

Son saylav seçiminde Partimizin ulusun güvenini kazanması bize, çalışmamızda yeniden büyük şevk ve kuvvet vermiştir. (Alkışlar)

Ulusa hizmet yolunda bütün varlığımızla çalışmak, parti üyelerinin bozulmaz andıdır. (Ayakta sürekli alkışlar)



ATATÜRK'ÜN EKONOMİK KALKINMA MODELİ...

Atatürk'ünasker ve kumandan, devlet kurucusu ve yöneticisi, toplumsal ve siyasalönder olarak büyük dehası bütün dünya ülkelerinde kabul görmüşbulunmaktadır. Büyük Önder'in görüşleri ile ilgili araştırmalarımız,O'nun ekonomi alanında da, dehasının ışıklarını yansıtan bir ekonomikkalkınma modelini geliştirdiğini, uyguladığını ve büyük ekonomiksonuçlar aldığını göstermektedir (1) . Dünyanın ezilen uluslarınabağımsızlık konusunda verdiği büyük örnekle birlikte, dünyanın ekonomikve toplumsal kalkınmada geri kalmış ülkelerine bir kalkınma modeliörneği de vermiştir. Bugünkü bilgilerimizle dahi bizlere ve dünyanıngelişmekte olan ülkelerine yol +++++++++ özellikler taşıyan bu model,toplum refahının bölgeler ve kişiler arasında dengeli dağılımıaçısından türlü güçlükleri olan gelişmiş ekonomileri yönetenlere deönemli yararlar sağlayabilir. Su özellikleri ile, Atatürk'ün ekonomipolitikası, uygulaması ve uygulamada aldığı sonuçlar, gelişmiş,gelişmemiş, sosyalist, kapitalist bütün ülkelerin yönetici veuzmanlarınca önemle incelenmelidir. Bu incelemelerin dünyanın kıt doğalkaynaklarının iyi kullanılmasını sağlamak açısından insanlık yararınabüyük sonuçlar vermesi beklenebilir.

ATATÜRK'ÜN EKONOMİK KALKINMA POLİTİKASININ TEMEL KAVRAMLARI.

Atatürk'ünekonomi alanında kendinden önce öne sürülmüş ekonomik sistemlerleilgili ideolojilerden hangisini benimsediği konusunda çok tartışmayapılmıştır. Oysa Atatürk'ü sağ veya sol ekonomik ideolojilere kapılmışya da onları benimsemiş bir lider olarak göstermek, O'nun anısınayapılmış büyük haksızlıklardan biri olsa gerektir. O, kendi ekonomikideolojisini zaman içinde oluşturmuş ve onu yıllarca uygulamıştır.

Buekonomik kalkınma modeli, sosyalist bir model değildir; kapitalist birmodel de değildir; O'nun ifadesi ile "ferdiyetçi" değildir; "bolşevik"değildir. "İhtilalci sendikalist" değildir. (2) Araştırmalarımız bukalkınma modelinin, günümüzdeki deyimlerle "demokratik düzen içindedengeli ve hızlı bir plânlı karma ekonomi kalkınma modeli" olduğunugöstermektedir. Kendine has özellikleri ve diğerlerinden önemlifarkları olan bu modeli "Kemalist Ekonomik Kalkınma Modeli" olarakadlandırıyor ve burada onun temel özelliklerini açıklamak istiyoruz.

Çağdaşanlamda bir "model" in bütün unsurlarını taşıyan Atatürk'ün ekonomipolitikasının, belirli ve ölçülebilir amaçları vardır; bu amaçlarauygun araçlar vardır; araçların topluca amaçlara yöneltilmesinisağlayan bir sistem yaklaşımı vardır; ekonomik sistemin bütünalt-sistemlerle belirlenebilen ve ölçülebilen sonuçları vardır; ve busonuçların amaçlarla karşılaştırılmasından sonra ulaşılacak yargılaragöre düzeltilmesini sağlayacak bir geri-besleme düzeni vardır. Buözellikleri olan ekonomik kalkınma politikası ile Atatürk, askerîstratejide uyguladığı o eksiksiz "sistem yaklşımını", amaçladığıtoplumsal kalkınma sisteminin bir alt sistemi olan ekonomiye deuygulamıştır.

Atatürk'ün ekonomik kalkınma amacına ulaşmak içinbenimseyip uyguladığı bu sistem yaklaşımının en, özlü ifadesi yinekendisine aittir :

''Şimdi arkadaşla, ekonomi hayatımızı gözdengeçireğim. Derhal bildirmeliyim ki ben ekonomik hayat denince, ziraat,ticaret, sanayi faaliyetlerini ve bütün nafıa (bayındırlık) işlerini,birbirinden ayrı düşünülmesi doğru olmayan bir kül (bütün) sayarım. Buvesile ile şunu da hatırlatayım ki, bir millete müstakil (bağımsız)hüviyet ve kıymet veren siyasi varlık makinasında, devlet fikir veekonomi hayat mekanizmaları, birbirlerine bağlı ve birbirlerinetâbîdirler. O kadar ki, bu cihazları birbirine uyarak aynı ahenkteçalıştırılmazsa, hükümet makinasının motris (önde gelen, sürükleyici)kuvveti israf edilmiş olur; ondan beklenen tam verim elde edilemez.Onun içindir ki, bir milletin kültür seviyesi üç sahada, devlet, fikirve ekonomi sahalarındaki faaliyet ve başarıları neticelerinin hasılasıile ölçülür". (3)

KEMALİST EKONOMİK MODELİNİN AMAÇLARI

Atatürk'ün söz ve eylemlerinden çıkarabildiğimize göre kalkınma modelinin temel amaçları şöyle özetlenebilir :

1.Tam istihdamın,

2.Hızlı ve dengeli sermaye birikiminin,

3.Dış ödemeler dengesinin,

4.Dengeli gelir dağılımının,

5.Enflasyonsuz yüksek bir büyüme hızının,

6.Dengeli bir bölgesel kalkınmanın,

7.Özel girişim işletmelerini geliştirmenin,

8.Hızlı teknolojik gelişmenin, sağlanması, (4)

Kemalist Kalkınma Modelinin Stratejileri de şöyledir :

1. Kişisel girişim gücü korunmalı ve desteklenmelidir.

Ekonomikkalkınmanın temelinde kendi deyimiyle, ''ferdî teşebbüs ve menfaatinbulunması'' doğaldır ve bunun böylece kabul edilmesi, demokratikrejimin temel koşulu ve kalkınmayı hızlandırmanın en etkin yoludur. (5)

2. Devlet, özel girişim alanını izlemeli, denetlemeli ve temel ekonomik amaçlara yöneltmek için teşvik etmelidir.

Devletinbu denetim ve yöneltmeyi etkinleştirebilmesi için, ekonomik faaliyete,doğrudan yatırımlar yaparak katılması ve özel girişimcilere öncülüketmesi gerekir, Ancak, devletin bu tür faaliyetlerinin, kişisel girişimgücünü engelleme noktasına, getirilmesi önlenmelidir. (6)

3.Kişisel girişimin engellenmesini önlemek için Devletin doğrudanyatırımlarına ve devlet işletmesinin ekonomi içindeki rol ve öneminesınırlar çizilmesi çok önemlidir.

Bu sınırlar, ekonomik hayatındinamizmi içinde katı ve değişmez olamaz. Hükümetlerin temelgörevlerinden biri, zaman içinde bu sınırları sık sık gözden geçirerekyeniden saptamak olmalıdır. Hükümetler, bu görevi aksattıkları takdirde"Ilımlı Devletçilik Politikası", katı ve derimsiz bir "DevletKapitalizmi" ne dönüşecek ve ideolojik biçimler alacaktır. Butehlikeden kaçınabilmek için Hükümetler, devletin girişimde bulunduğualan ve bölgeler geliştikçe, bu alan ve bölgelerde halk girişimcilerive yöneticileri yetiştikçe, işletmelerdeki devlet mülkiyetinin halkladevredilmesini sağlamalıdır. Bu suretle halktan sağlanacak fonlarla,gelişmemiş alan ve bölgelerde yeni devlet yatırımları yapılmalıdır.Diğer deyişle, belirli işletmelerdeki devlet mülkiyeti geçici, ama"Devletçilik" sistemi kalıcı olmalıdır. (7)

4. Devlet yatırım veişletmeleri için en uygun alanlar, alt-yapı yatırımlarıdır ve bu türyatırımlar, devlet için en yüksek önceliğe sahip olmalıdır.

5. Devletin yatırım harcamaları yapılırken, devletin temel işlevleri ile ilgili öncelikler unutulmamalıdır.

Devletinharcamaları politikasının temelini oluşturan bu harcama öncelikleri,Atatürk tarafından yazılmış olan "Vatandaş için Medenî Bilgiler"kitabında şöyle sıralanmıştır :

1) Ülkede asayiş ve huzurun sağlanması,

2) Ulusal savunma ve Dış İşleri,

3) Ulaştırma,

4) Millî Eğitim,

5) Sağlık,

6) Sosyal Güvenlik,

7) Ziraat, ticaret, zanaate ait iktisadî işler. (8)

Görüldüğügibi Atatürk'ün iktisadî politikasında, "İktisadî işler" devletişlevlerinin görülmesi açısından son sırada bulunmaktadır. Bu önceliksırasının doğal sonucu olarak devlet harcamaları, önce devletin temelişlevlerinin gerçekleştirilmesi ve ulaştırma, eğitim, sağlık, sosyalgüvenlik gibi alt-yapı yatırım ve hizmetlerinin gerçekleştirilmesi içinyapılacak, daha sonra devlet hazinesinin harcama imkânı kalırsaiktisadî işlere harcama yapılacaktır. Devletin iktisadî işlere harcamayapabilmesi için ancak devlet bütçesi fazlalarından, devlettekellerinin ve işletmelerinin yarattığı fonlardan ve iç ve dışborçlanmadan elde edilen harcama imkânlarından yararlanılmalıdır.Atatürk'ün çok önemli olan bu stratejisinin uygulama biçimlerindenoluşan "bütçe politikası", "maliye politikası", "para politikası","yatırım politikası" gibi politikalar incelenirken bu konu yeniden elealınacaktır.

6. İktisadî işler için yukarda sayılan sağlıklı kaynaklardan elde edilen fonlar da bir öncelik sırasıyla harcanmalıdır.

Bu öncelikler de şöyle sıralanmalıdır :

1) Bayındırlık,

2) Tarım ve öncelikle sulama projeleri,

3) Tanmsal endüstri,

4) Ağır sanayi,

5) Hafif sanayi, ticaret, hizmetler.

Buöncelik sırası, halkın kendi gücüyle yapabileceği yatırımlar ileticaret ve hizmetler alanlarına devletin fazla yatırım yapmasınıngerekli olmadığını, ifade etmektedir. (9)

7. Ekonomik klakınmanın sonuçları, toplumdaki bütün kişi, grup, zümre, ya da sınıflara eşit dağıtılmalıdır.

Atatürk'ünekonomik kalkınma stratejisinde toplumun türlü kesim ve sınıflarıarasında çatışma ve zıtlaşmaların önlenmesi amacı önemli bir yeralmıştır. Bu konudaki sözleri şöyledir :

''.....Bizim nazerımızdaçiftçi, çoban, amele, tüccar, saaatkâr, doktor, velhasıl herhangibiriçtimaî (sosyal) müessesede (kurumda) faal bir vatandaşın hak, menfaatve hürriyeti müsavidir (eşittir). (10)

8. Ekonomi, pazarekonomisinin kurallarına, göre işletmeli; pazarları denetlerken,yönlendirirken ve doğrudan endüstri ve ticaret işletmeleri kurupişletirken Devlet, pazar ekonomisinin kurallarına uymalıdır (11).

KEMALİST EKONOMiK KALKINMA MODELİNİN TEMEL POLİTİKALARI

Yukarıdalistesi verilen amaçlara, yine yukardaki stratejilerle ulaşabilmekiçin, hızlı, dengeli ve plânlı bir ekonomik kalkınma modelininuygulamaya konması gerekmiştir. Bu tür bir ekonomik kalkınmanınuygulama araçlarından olan özel gieişim işletmeleri ile devlet işletmeve faaliyetlerinin tümü, ortak bir strateji çerçevesinde ekonomikkalkınmaya yöneltilmelidir. Atatürk'ün tayin ettiği ekonomipolitikaları, böyle bir temel anlayıştan kaynaklanmıştır. KuşkusuzAtatürk, bu politikaları, bizim şimdi böyle bütün yönleri ileyazdığımız bir tek bir metinde ve ayrıntıları ile ortaya koymamıştır.Ancak, 1922 -1938 arasında ekonomik politikalarla, ilgili söylev vedemeçleri uygulamaları ve davranış biçimleri üst üste konupincelendiğinde, insana hayranlık veren bir sistem yaklaşımı içinde,bütün politikaları çelişmez biçimde yan yana gelmekte ve ikinci DünyaSavaşı sonrasında "mazlum milletler" için ortaya konan "KalkınmaEkonomisi" politikalarına benzer olgunlukta bir kalkınma modeli ortayaçıkmaktadır. Şimdiye kadar bu üst üste koymanın yapılmamış olması,milletimize ve diğer "mazlum milletler"e çok zaman kaybettirmiştir.Aşağıda Atatürk'ün bu temel ekonomik politikalarının temel özellikleriaçıklanacaktır :

ATATÜRK'ÜN MALİYE POLİTİKASI

Yukardakiekanomik kalkınma amaçlarına ve temel stratejilere uygun olarakAtatürk'ün maliye politikasının temel amacı, halka işkence etmedendevlet bütçesi dengesinin sağlanmasıdır. Hatâ, kurduğu yeni TürkDevletinin hızla kalkınması gerektiği için, devlet bütçelerinin,yatırımlara tahsis edilmek üzere bütçe fazlaları vermesi desağlanmalıdır. (12) Ancak, Atatürk'ün maliye politikası'nda devletbütçesinin açık vermesi, kesinlikle yasaktır. Bütçeler, yıl başlarındadenk olarak hazırlanmalı, kesin hesaplar da denk olarak kapatılmalıdır.Yıl içinde ek ödeneklerle bütçe denkliğinin bozulmasına izinverilmemelidir. Denklik'ten anlaşılan devletin normal gelirleri (vergigelirleri ve vergi dışı normal gelirler) ile normal devlet harcamaları(yukarda önceliklere uygun olarak tesbit edilecek devletin temelişlevleri ile ilgili hizmetler için yapılan harcamalar) arasındadenkliğin sağlanmasıdır. İç ve dış borçlanmadan sağlanan devletgelirleri ile bütçe denkliğinin sağlanması kabul edilemez. (13)

Atatürk'ünbütçe dengesi üzerinde bu ölçülere varan titizlikle durmasının temelnedeni, Devlet Hazinesi'nin yurt içinde ve yurt dışında güçlü vegüvenilir olmasını zorunlu görmesidir. O'na göre, ekonomik bağımsızlığısağlamanın başka yolu yoktur.

Bu anlayışla ve Atatürk'ün yakınilgisi ile yapılan 1924 - 1938 arasındaki 11 bütçenin kesin hesabı denkbağlanmış, 3'ü fazla vermiş, sadece 1'i açıkla (içinde Aşar vergisininkaldırıldığı 1925 yılı ) kapanmıştır. (14) (EK-1).

Atatürk'ünMaliye Politikası, Devlet Hazinesi'nin yurt içinde ve dışında güçlüolması temel amacını gütmektedir. Ancak, bu amacı gerçekleştirirkenvergilerin, halk için işkenceye dönüşmesi önlenmelidir. Bunun için,vergi artışlarının halkın gelir düzeyi artışları ile oranlı olmasısağlanmalıdır. Çağdaş Maliye Politikası'rıın temel amacı olarakgösterilen bu ilke, Atatürk'ün konu ile ilgili bütün konuşmalarındaaçık ve seçik olarak ortaya çıkmaktadır. Nitekim, Atatürk dönemindehalka ağır gelen ve sosyal zararları çok olan bütün vergi, resim veharçlar kaldırılmış; onlar yerine halkın gelir düzeyine göreayarlanabilen vergiler getirilmiştir.

Çağdaş MaliyePolitikalarının, amaçları arasında, şimdi açık ve seçik olarak ortayakonmuş olan, vergilerin ekonomik etkilerinin üretimi azaltmasınınönlenmesi ilkesi de Kemalist Maliye Politikasının temellerindenbirldir. O'nun yönetiminde ekonomi ve özellikle üretim üzerindekietkileri olumsuz olan hemen bütün vergi, resim ve harçlar dakaldırılmıştır. (15)

ATATÜRK'ÜN PARA POLİTİKASI

Atatürk'ünpara politikasının temel amacı, devlet harcamaları ile kaynaklararasında sürekli bir dengenin korunması suretiyle enflasyonunönlenmesidir.

Atatürk'ün enflasyon karşısındaki tutumunu en iyiifade eden İsmet İnönü'nün şu sözlerinin burada tekrarlanmasında yararvardır ;

''Hükümet olarak yılda iki kez ödeme yapamayacak durumadüştüğümüz olurdu. Gider konuşurdum. Birkaç milyon liralık emisyonunbizi ferahlatacağını anlatmaya çalışırdım. Bir defa bile ''evet"dedirtemedim.'' (16)

O'na göre çok muhtaç durumda bulunan halkınrefahını artırmak için yatırımları hızlandırmak gerekliydi. Ancak,yatırımları hızlandırmak amacıyla, devletin sağlıklı yollardansağladığı gelirlerden fazla harcama yapması önlenmeliydi. Bunuönleyebilmek için ,bütçe fazlası, devlet tekelleri ile işletmeleriningelir fazlaları ile iç ve dış borçlanmadan sağlanan fonlar tutarındanfazla yatırım harcaması yapılmamalıydı ve T.C. Merkez Bankası'nınemisyonu artırması (yani para basması) yolundan sağlanan kaynaklarlayatırım yapılması kesinlikle engellenmeliydi. Atatürk döneminin kaynakve harcama rakamları ile ilgili olarak elde edilebilen bilgiler, builkenin de eksiksiz uygulandığını göstermektedir. Nitekim O'nunyönetimindeki 15 yılda ortalama yıllık % 4-6 oranında reel büyüme hızı(Ek-6) elde edildiği halde enflasyon yoktur. 1929'da çeşitli nedenlerleortaya çıkan dengesizlik, alınan tedbirlerle, 1930 yılı sonundagiderilmiştir. Türkiye'nin ilk "istikrar programı" olan 1929 istikrarprogramı ile devlet harcamalarının kısılması ve gelirlerininarttırılması, yabancı ülkeler borsalarında, Türk lirası değerinindesteklenmesi yolundan O'nun deyimi ile "Millî Para Buhranı", 1930 yılısonuna kadar kontrol altına alınmıştır, (Ek-3),

Atatürk,enflasyonun en önemli nedeni olarak T. C. Merkez Bankası'nın emisyonuarttırmasını (yani para, basmasını) görmektedir. En önemli yurtihtiyaçları için olsa bile T. C. Merkez Bankası'ndan finansmanyapılmasına, kesin olarak karşı çıkmasının temel nedeni budur. O'nunenflasyona karşı bu kesin tutumu sayesinde 1919'da Osmanlıİmparatorluğu'ndan 158 milyon TL. olarak devralınan banknot hacmi, 20yılda (1938'e kadar) ancak % 20 oranında artmış ve 194 milyon TL'sınayükselmiştir. (Ek 2) yaklaşık % 1 oranında bir yıllık artışı ifade edenbu banknot artışı, ekonominin % 4-6 düzeyinde bir ortalama reel büyümehızına ulaştığı bir dönemde, aslında, deflasyonist bir parapolitikasını ifade etmektedir.

O'na göre paranın iç değeri iledış değeri arasında çok yakın bir ilişki vardır. Ülkede enflasyonuönlemenin temel gerekçelerinden biri de yurtdışında Türk Lirası'nın veHazine'nin itibarını, gücünü korumaktır. (17)

Ancak Yeni TürkDevleti Hazinesi'nin ve Türk Lirası'nın dış pazardaki gücünü veitibarını yükseltmek kolay olmamış, "Düyun'u Umumiye'' taksitlerininyükü ve Lozan Antlaşması'nın 1929'a kadar gümrükleri sınırlayanhükümleri Türk Lirası'nın dış değerini 1929'a kadar düşürmüş, 1929'dabu gidiş bir "Millî Para Buhranı" biçimine dönüşmüş, yani düşüşhızlanmıştır. Ancak 1929'u izleyen yıllarda alınan önlemlerle; TürkLirası'nın İngiliz Sterling'i karşısındaki değeri 1921'de ortalama 605kuruş iken, 1930'da 1032 kuruşa kadar düşmüş, ama 1938'de yeniden 616kuruş düzeyine yükseltilmiştir. (Ek-2) Bu başarıda Atatürk'ün enflasyonkarşısındaki tutumunun, (18) yukarda özellikleri açıklanan MaliyePolitikası'nın ve aşağıda özellikleri açıklanacak "Dış Ekonomikİlişkiler Politikası" 'nın önemli etkileri vardır. Bütün bu yıllardaalınan temel ekonomik kararlarda Atatürk'ün bazı hallerde inceayrıntılara inen müdahaleleri vardır. (Ek 2 ve 5)

Atatürk, TürkPara Piyasası'nın Türkler'in yönetiminde ve Türkler'in elinde olmasınıistemiş ve ekonomiyi bu amaca ulaştırmıştır. 1930'da T.C. MerkezBankası'nı kurarken danıştığı Dünya'nın iki ünlü Merkez Bankacısının(Almanya'yı korkunç "Weimar Enflasyonu"ndan kurtaran ve bu hizmetinedeniyle "Mali Sihirbaz" ünvanı verilen zamanın Alman Merkez BankasıBaşkanı Dr. Hjalmar Schacht ve yardımcısı Karl Müller'in) olumsuzgörüşlerine rağmen Türk Emisyon Bankasını kurmuştur. (19) Bu iki ünlüMerkez Bankası uzmanı ülkemizde belirli bazı iktisadî ve mali tedbirleralınarak para istikrarının sağlanması güven altına alınmadan biremisyon bankası'nın kurulmasını "mevsimsiz" bulmuşlardır. (20) 1930'daverilen bu raporlara göre, T.C. Merkez Bankası, gelecek 5 yılda,tedavüldeki banknotların % 30'u oranında altın, % 10'u oranında dövizmevcutları, devlet bütçesi ve dış ödemeler dengesi sağlandıktan veekonomi, bu mevcut ve dengeleri zaman içinde koruyacak kadargüçlendirildikten sonra kurulabilir. Bu şartlar yerine getirilmedenkurulabilecek bir Merkez Bankası, ülkede para istikrarını bozabilir vebunun çok olumsuz sonuçları olacaktır.

Millî Para'nın Türkler'inyönetimine geçmesini isteyen Atatürk, 1930'da T.C. Merkez Bankası'nıkurmuş, bankanın hisselerini de Türk Bankaları ile devlet memurlarınadağıtmıştır. Ancak 1930'dan sonra yabancı uzmanların önerilerine uygunolarak 1931'de 6127 kilo olan, T.C. Merkez Bankası âltın mevcudunu,1938'de 26190 kiloya ulaştırmış, Düyun-u Umumiye Borçlarının, 1933'teyapılan anlaşmaya uygun olarak ödenmesini sürdürmüş, ödemeler dengesiile devlet bütçesi dengesini kurarak korunmasını sağlamış ve fiyatistikrarının bozmasını da kesin kararlarla önlemiştir. (21)

Atatürk'üngörüşüne göre, Türk Bankacılığı da Türk'lerin yönetiminde vemülkiyetinde olmalıdır. O, yabancı bankaların Türkiye'de çalışmalarınakarşı değildir. Ancak, Türk mevduatanın büyük çoğunluğunun yabancıbankalar elinde olmasını da uygun görmemektedir. O'na göre 1920'de %68'i yabancı kaynaklar elinde bulunan mevduatın ancak % 32'sinin MilliBankalar elinde bulunması uygun değildir.

Atatürk'ün TürkBankacılığı'nı millileştirme karar ve düşüncesinin bir sonucu olarak,1924'te kendi kurduğu T. İş Bankası da dahil olmak üzere MillîBankalarımız, 1937'de Mevduat'ın % 81'ini elde edebilmişler, âynı yıldayabancı bankaların payının % 18'a inmesi sağlanabilmiştir. (Ek : 4)1920-1937 yılları arasındaki dönemde 6 katına yükselmiş bankalardakimevduat toplamı, Atatürk'ün tasarrufu teşvik yönündeki önderliğinin birsonucu olarak, bu dönemdeki kalkınmanın finansmanında da önemli katkıdabulunmuştur.

O'na göre, enflasyona gitmeden yatırımlarınhızlandırılabilmesi için, halkın tasarrufa yöneltilmesi ve halktasarruflarının büyük yatırımları gerçekleştirebilmek içinbirleştirilmesini sağlayan bir mali yapımın kurulması gereklidir.Atatürk'ün kararı ile başlatılan "Millî İktisat ve Tasarruf Hamlesi" ve"Yerli Mallar Haftaları" ile T.İş Bankası'nın kurulması, bu amacayönelik uygulamalar'dır. (22)

ATATÜRK'ÜN DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER POLİTİKASI

Atatürk'ündış ekonomik ilişkiler politikasının temel amacı, Türk Lirası'nınyabancı pazarlar karşısındaki değerinin düşmesini önlemek ve TürkHazinesi'nin Uluslararası Pazarlardaki itibarını yükseltmektir. Buamaca ulaşabilmek için; yukarıda özetlenen maliye ve parapolitikalarına uygun olarak dış ödemeler dengesi de sağlanmalı, yabancıdevletlere karşı girişilen ödeme taahhütleri, gecikmesiz ve eksiksizyerine getirilmelidir. O'na, göre bu ilke, tam temel koşuludur. (23)

ÖdemelerDengesi'nin temelinde Dış Ticaret Dengesi vardır. Bu denge sağlanmalıve yatınmları hızlandırabilmek, Hazinenin altın ve döviz mevcutlarınıartırabilmek ve Düyun-u Umumiye Borçlarını ödeyebilmek için Dış TicaretDengesi'nin "fazla"larla kapanması sağlanabilmelidir. Nitekim 1930-1937arasındaki dönemde sürekli olarak dış ticaret fazlası sağlanmıştır (Ek3). O'na göre toplam ithalât ve ihracat arasında denge sağlanması dayeterli değildir; ülkeler itibarile dengeye ulaşmak da, dış ticaretpolitikasının temel amaçlarından biri olmalıdır. Yabancı Sermaye ve DışBorçlanmadan sağlanacak kaynaklar, ödemeler dengesinin sağlanmasıaçısından tali önemi olan faktörlerdir. (24)

Bu amaca ulaşmakiçin halkı yurt içinde yerli mallar tüketimine ve bu tüketimi en düşükdüzeyde tutabilmek için tasarruf yapmaya özendirmek zorunluluğu vardır.Böylece, ithalatın azalması ve yerli tüketimden ihracata yöneltilecekmal fazlalarının yaratılması ile birlikte dış ticaret dengesinin eldeedilmesinde halkın katkısı sağlanabilecektir. Aynı politikanınuygulanması, yüksek yatınm harcamaları için sağlıklı (enflasyona sebepolmayan) kaynakların yaratılması amacına da yararlı olacaktır. Bunlaraek olarak, yerli tüketime özendirilen halk, bu yerli tüketim mallarınınüreticilerinin canlanmasına ve büyümesine yardımcı olacaktır. Ayrıca,bu politikanın tasarrufları arttırdığı ölçüde millî bankacılık sistemi,küçük tasarrufların büyük yatırım sermayelerine dönüşmesini desağlayabilecektir.

ATATÜRK'ÜN YATIRIM POLİTİKASI

Atatürk'ünyatırım politikasının temel amacı, sağlam kaynaklarla finanse etmekşartıyla, en kısa zamanda ülkenin bütün faaliyet alanlarının ve bütünbölgelerinin kalkındırılmasıdır.

Yukarda özetlenmiş ekonomikkalkınma amaçları ve daha önce açıklanmış bulunan temel stratejilereuygun olarak Atatürk'ün yatırım politikasının temelinde kendi deyimiile "ılımlı devletçilik" ilkesi vardır. 1930'dan başlayarak herfırsatta tekrarladığı ve her ekonomik girişimde hatırlattığı bu "ılımlıdevletçilik" politikası devletin özel kesim işletmelerine denetleyici,yönlendirici ve teşvik edici öncülüğünü öngörmektedir. Buna ek olaraközel kesimdeki girişim, sermaye ve yönetim gücü eksiklikleri nedeniylehalkın ve kişilerin yapamadıkları ve işletme yönetemedikleri iş dallarıve bölgelerde bu öncülük işlevi, devletin doğrudan yatırım yapmasını veyatırımla doğan işletmeyi doğrudan yönetmesini de kapsamına almaktadır.Ekonomiye temel mal ve hizmetlerin sağlanması için yukarda belirlenenstratejik önceliklere göre yapılacak alt yapı yatırımlarında devletindoğrudan işletme yönetmesi, olağan ve sürekli olabilir. Ancak,ekonomide temel mal ve hizmetlerden başka tüketim mal ve hizmetlerineduyulan halk ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla, özel kesimişletmelerinin türlü nedenlerle geliştirmediği alan ve bölgelerde üstyapı yatırımlarının doğrudan devletce yapılması ve yönetilmesi deekonomik kalkınma amaçları için gerekli bulunacaktır. Bu tür üst-yapımal ve hizmetleri üreten ve satan devlet işletmelerinin, piyasaekonomisinin kurallarına göre kurulması, işletilmesi ve yönetilmesigereklidir. (25)

Üst yapı alanında çalışan devlet işletmelerininözel kesim işletmeleri ile kıyasıya bir rekabete girişmesi söz konusuolamaz. Bu alanlarda devletin görevi, öncülük yapmakla sınırlıolmalıdır ve hükümetlerin en önemli sorumluluk , özel kesim işletmeleriile devlet işletmeleri arasında gelişebilecek yıkıcı bir verimsizrekabetin gelişmesini önlemek olmalıdır. Kemalist Ekonomik Kalkınmamodelinin bu özelliği, onu zamanın kalkınma modellerinden ayırmaktadır.

Buamaca ulaşabilmek için, devletin üst-yapı mal ve hizmetleri üretenkuruluşlarının geliştikçe halka devredilmesini sağlayacak bir yönteminuygulanması gereklidir. Devletin tüketim malı üreten üst yapıişletmelerinin çalıştığı alanlar geliştikçe bu alanlarda, halksermayeleri biriktikçe bu alanlarda işletmeleri yönetecek yönetimyetenekleri geliştikçe, bu işletmelerin hisseleri halka, satılmalıdır.Bu hisse satışından sonra da işletmelerdeki devlet yönetimi bir süredaha sürdürülebilir; ancak, devlet bu işletmelerin tümüylesatışlarından elde edilecek fonları, gelişmemiş diğer alanlarda, vebölgelerde yeni devlet yatırımlarının yapılması için kullanmalıdır.

Dörtdengeli Kemalist Ekonomik Kalkınma Modeli'nin, en önemli dengelerindenbiri, daha önce de belirtildiği gibi bu Devlet İşletmesi - Özel İşletmedengesidir. Ticarî-Sınaî türden devlet işletmelerini sonsuzlaştırmak,sonunda bütün ekonomiyi devletin elinde toplayacağı için Kemalizmintemel stratejisine uygun değildir. Devletin hiç üst-yapı yatırımıyapmaması da, ekonomik kalkınmanın sonuçlarını halka ulaştımayıgeciktireceği için sakıncalıdır. Bu yüzden, bu alanda devlet-özelişletme dengesinin korunması zorurıludur.

SONUÇ

Atatürk'ünEkonomik Kalkınma Modelinin temelinde yukarıda açıklanan dörtlü birdenge görüşü vardır. Bu dengeler, Devlet Bütçesi Dengesi,Kaynak-Harcamalar Dengesi, Dış Ödemeler Dengesi, Devlet İşletmesi-Özelİşletme Dengesi biçiminde özetlenebilir.

Ülkemize yaşanmış olanyüksek enflasyon, döviz darboğazı, işsizlik, şiddetli doktriner akımlarve hattâ sosyal huzursuzluklar, hep bu dengelerden uzaklaşmamızınsonucunda ortaya çıkmıştır. Cumhuriyetin O'nun yönetimindeki 15 yıllıkAtatürk Dönemi, ekonominin en istikrarlı hızı gelişme dönemidir.

KemalistEkonomik Kalkınma Modeli'nin özelliklerini Dünya'ya anlatabildiğimizölçüde, Dünya'nın bütün "mazlum milletleri" de O'na şükran duyacaktır.

Prof. Dr. Mustafa A. Aysan
İ.Ü. İşletme Fakültesi




Bir önceki yazı Arz Yönlü İktisat Nedir? hakkında bilgi vermektedir.

Cevapla

"Atatürk ve Ekonomi Nedir?" konusu hakkında etiketler
1930 ait alakali alaninda ataturk ataturkun bilim bilime bilimle bilimler bilimlerle butce calismalar calismalari devlet devletci devletcilik devrimi devrimleri dis donemi doneminde egitime ekonomi ekonomik ekonomisine fotograf fotograflar fotograflari fotolari gidisi gosteren hak has hizmetleri Hurriyetler hurriyetlere hurriyetleri ile ilgili ilgisi ilgisini inkilabi inkisafi isletmeleri isyerleri kalkinma karma katkilari kisa kisisel klipleri likleri maliye milletinin millilestirilmis nedir nelerdir oldugu oldugumuz onderliginde onem onemi onemle ozdeyisleri ozet ozkleri para parti politika politikalari politikasi resim resimler resimleri sahip sanayi sivasa sosyal sozleri tasarruf tek teknige teknoloji teknolojiye teknolojiyeverdigi teknolojiyle ticaret toplumsal turk turkiyecumuriyeti ulastirma ulke undis varidatinin veekonomi verdigi yabanci yaptigi yonetimi zamaninda

Arz Yönlü İktisat Nedir? Önceki | Sonraki Atatürkün İktisadi Görüşleri Nedir?




Saat: 16:34 - Webmaster Forumu - Rss - Arşiv
İletişim Bilgileri, Contact Us, Kullanım Sözleşmesi, Gizlilik