webmaster
 
Cevapla
03-12-2011 10:00:57
 

Mutasyon Nedir?

Mutasyon genel anlamda kalıtsal materyaldeki değişimleri ifade eder. Mutasyonlar kendiliğinden meydana gelebildiği gibi fiziksel ve kimyasal dış etkenler tarafından da meydana getirilebilir. Genelde fenotipte ortaya çıkarlar fakat kendini göstermeyen ve hatta öldürücü etki yapan mutasyonlar da vardır. eşey hücreleri yani germ hücrelerinde meydana gelirse dölden döle aktarılabilir fakat somatik, vücut hücrelerinde meydana gelirse dölden döle aktarılamazyani kalıtsal bir değişim olmaz.ÖZET

Mutasyongenel anlamda kalıtsal materyaldeki değişimleri ifade eder. Mutasyonlarkendiliğinden meydana gelebildiği gibi fiziksel ve kimyasal dış etkenlertarafından da meydana getirilebilir. Genelde fenotipte ortaya çıkarlar fakatkendini göstermeyen ve hatta öldürücü etki yapan mutasyonlar da vardır. eşeyhücreleri yani germ hücrelerinde meydana gelirse dölden döle aktarılabilirfakat somatik, vücut hücrelerinde meydana gelirse dölden döle aktarılamaz yani kalıtsal bir değişim olmaz. Mutasyonlarçeşitlilik, doğal seleksiyona materyal sağlaması ve türlerin evriminde büyükbir öneme sahiptir. Aynı zamanda genetik analizde ve genetik çaprazlamalardakullanılır.
1. GİRİŞ



Birçok genetik kavramın geliştirilmesinde, kalıtsalmateryalin yapı ve içeriğinin dölden döle geçerken değişmediği kabul edilir. Buvarsayımlar, gözlemler sırasında ortaya çıkabilecek beklenmeyen değişiklerigözönüne almadan çeşitli genetik kuralları ortaya koymayı kolaylaştırır.Bununla beraber, gerçekte kuşaklar boyunca bir takım değişmeler de meydanagelir. Bu değişiklikler farklı genotipte ve bunun sonucu olarak da farklıfenotipte bireylerin oluşmasına yol açar.



Genetik değişiklikler ortaya çıktıkları zaman,genellikle mutasyon olarak adlandırılırlar. Mutasyon deyimi en genişanlamda, kalıtsal materyalin miktar, organizasyon ve içeriğindeki herhangi birdeğişikliği belirtmekte kullanılır. Kalıtsal materyalde homolog kromozomlararasında deyiş-tokuşla meydana gelen değişimler (rekombinasyona yol açanolaylar) mutasyon kapsamına girmez.



Mutasyonlar doğada kendiliğinden meydana gelebildiğigibi, mutagen adı verilen fiziksel veya kimyasal dış etkenler tarafındanda meydana getirilebilirler. Genelde mutasyonun kendiliğinden meydana gelebilmeolasılığının çok düşük olmasına karşın mutagenlerin etkisiyle mutasyon frekansıoldukça yükselmektedir.



Mutasyon sonucu meydana gelen ürüne ve bu değişikliğitaşıyan hücre veya organizasyona mutant adı verilir.



Mutasyonun meydana geldiği bireyin fenotipinde kendinibelli etme şansı değişkendir. Bazen gonomdaki bir değişiklik genotiptegözlenmeyebilir veya tam aksine etkisi canlıyı öldürecek kadar kuvvetliolabilir (öldürücü mutasyon). Buiki uç nokta arasında ise, mutasyonların büyük çoğunluğu bireyin fenotipindeçok çeşitli değişikliklere yol açar ve onun ortama uyumunu,bunun sonucunda dayaşama yeteneğini çeşitli ölçülerde etkiler.



Mutasyoun önemli özelliklerinden biri, genomdakalıtsal bir değişim olmasıdır. Eğer meydana geldiği canlıda öldürücü biretkisi yoksa o bireyin döllerine geçer ve başka mutasyonla değişine kadardöllerde devam eder.



Bununla beraber, çok hücreli ve eşeyli olarak üreyenorganizmalarda, mutasyonun kalıtsal olabilmesi için germ hücrelerinde meydanagelmesi gerekir.



Somatik dokulara ait hücrelerdeki mutasyonların etkisimeydana geldiği bireyin fenotipinde gözlenebilir fakat döle geçemediği için obireyden sonra ortadan kalkar.



Mutasyon, populasyonlardaki çeşitliliğin oluşmasındasorumlu etkenlerden biri olması, doğal seleksiyonun iş göreceği materyalisağlaması ve sonuçta türlerin evriminde rol oynaması nedeniyle, genetik vebiyolojik açıdan çok önemli bir olaydır. Mutasyonların büyük çoğunluğu birpopulasyonda onu taşıyan birey için zararlı etkiye sahiptir. Bu etki, mutantbireyin ortam koşullarına uyum yeteneğindeki azalmanın sonucudur. Uyumyeteneğindeki azalma bireyin ölümüne yol açmışsa ve onun üremisini engellemişsebu durumda mutasyon populasyon için genetik yük olarak kabul edilir.



Mutasyon olayı çok eksi yıllardan beri bilinmekte,yetiştiricilikler ve ıslahçılar tarafından bitki ve hayvan ırklarınıngeliştirilmesinde kullanılmaktadır. Darwin çalışmalarında bu olayın öneminedeğinmiş, Mendel de ünlü deneylerinde çeşitli mutantları kullanmıştır. Mutasyondeyimi ilk kez de Vries tarafından 1901 yılında Venothera Lamarckiana türündediğer bitkilere göre çok büyük olan ve gigas (dev) olarak adlandırılmışbir bitkinin ve onun döllerinin gözlenmesi sırasında kullanılmıştır.



Mutasyon aynı zamanda genetik analizlerin yapılmasındayardımcı olan temel olaylardan biridir. Genetik çaprazlamalarda mutant allellerherhangi bir karakterin izlenmesinde işaret rolü oynarlar.



Bir sınıflama kolaylığı sağlamak üzere mutasyonlar,kromozom sayı ve yapılarındaki değişiklikler ile sitolojik olarak kromozomdüzeyinde gözlenmeyen ancak bireyin fenopindeki farklılıkla saptanabilen genmutasyonları olarak gruplandırılabilirler. Bununla beraber, mutasyon deyimigenellikle genlerin yapısında meydana gelen değişmeler (gen mutasyonları)için kullanılmaktadır. Kromozom yapı ve sayılarında meydana gelendeğişikliklere ise daha çok kromozom değişmeleri adı verilmektedir(TEMİZKAN, 1994).













2. GEN MUTASYONLARI

Bir genin kromozom üzerindeki yerini değiştirmeksizinstabil bir halden başka stabil bir hale değişmesine gen mutasyonu veya noktamutasyonu adı verilir. Gen mutasyonları kendiliğinden meydana gelebildiğigibi deneysel olarak da meydana getirilebilir. Suni olarak gen mutasyonlarımeydana getirmek için çeşitli ışınlar, bazı kimyasal maddeler, temperatür(sıcaklık) şokları ve diğer amillerkullanılmaktadır. Aynı zamanda radiomimetrik olan bu amillere gen mutasyonlarımeydana getirdiklerinden dolayı da mutagen adı verilir.



Gen mutasyonları hem somatik hücrelerde hem de gametlerdeveya onları verecek olan ana hücrelerde meydana gelebilir. Fakat somatikhücrelerde vaki olan mutasyonlar eşeyli üreme ile çoğalan canlılarda dölegeçemezler. Mutasyonla, genellikle dominant genler resesif hale geçerler, yaniresesif alleller husule getirirler. Herhangi bir lokustaki gen ayrı ayrıhallerde farklı şekilde mutasyona uğrayarak farklı alleller verebilir; böylecebir gen aynı spesiyes içinde (aynı fertlerde değil) birçok allele sahip olur(katallellik veya multiplalleli). Çok seyrek olarak, mutasyonla meydana gelmişolan resesif bir gen tekrar kendisini veren dominant gene dönebilir. Bu olaya tersmutasyongeri mutasyon adı verilir.veya



Resesif bir mutasyon diploid bir ferdin fenotipinde derhal kendini belliedemez. Ancak o ferdin dölünde homoziyothale geçme imkanı hasıl olursa fenoptipte kendini belli eder. Mutasyonufenotipte gösteren fertlere mutant adı verilir. Haploid organizmalardadurum diploidlerinkinden farklıdır. Onlarda mutasyonla meydana gelmiş resesifbir gen, bir dominantallele sahip olmadığından kendini derhal belli eder(BİLGE, 1981).



Gen mutasyonları bir başka değişle de şöyletanımlanmaktadır. Bir genin genomdaki sayısı veya kromozom üzerindeki yerideğişmeksizin yapısının değişmesi olayına gen mutasyonu adı verilir. Genmutasyonunun moleküler düzeyde nedeni, genin yapısını oluşturan mükleotidlerinsayı, oran ve dizilme sıralarının değişimidir. Mutasyon konusunun başındadeğinildiği gibi, kromozom yapı ve sayı değişmeleri değ genlerin sayı veyayerlerinin değişmesine neden olmaları ve sonuçta fenotipte kalıtsal değişmelereyol açmalar nedeniyle mutasyon kapsamına alınırlar.



Bununla beraber, eğer bir açıklama yapılmazsa mutasyon denildiğinde özellikle molekülgenetikte düşünülen ve amaçlanan temelde gen mutasyonudur.



Bir genin mutasyona uğraması sonucunda yeni bir allelmeydana gelir ve bu yeni alleli taşıyan hücre veya organizmada mutant olarakadlandırılır. Mutasyonla meydana gelmiş olan bir mutant allel bir başkamutasyonla eski (yabani) biçimine dönebilir. Geri mutasyon denilen bu olayınmeydana gelme olasılığı, mutant oluşturan ileri mutasyonun olasılığından dahadüşüktür.



Gen mutasyonları da ya kendiliğinden meydana gelirlerya da mutagenler tarafından meydana getirilirler. Mutagenler genmutasyonlarının meydana geliş frekansını büyük ölçüde yükseltir.



Gen mutasyonun fenotipteki etkisi ölüme yol açacakkadar şiddetli olabileceği gibi gende meydana gelen değişim bazen hiçsaptanmayabilir. Bu iki uç etki arasındaki durumlarda ise fenotipte çeşitliderecelerde değişiklikler ortaya çıkar (TEMİZKAN, 1994).

3. SPONTANMUTASYONLAR

Bazı mutasyonlar, bilinen bir nedeni olmaksızınsponton olarak (kendiliğinden) ortaya çıkarlar. Herhangi bir mutageninyokluğunda oluşan bu mutasyonlar genellikle hücre enzimlerinin normal fonksiyonlarındakiaksamalar sonucu ortaya çıkarlar. Bunlar sponton mutasyonlar olarakbilinmektedirler.



İlk kez mikroorganizmalarda saptanmış ve üreyenkültürlerde her 107 bakteriden birinde sponton mutasyongözlenmiştir. Sonra çeşitli tip organizmalarda da görüldüğü bildirilmiştir.Yüksek sınıf organizmalarda çok kez mutasyon etkeninin tespiti, çoük güçolduğundan bu durumda sponton mutasyondan söz edilir. Ancak yüksekorganizmalarda sponton mutasyon olayları çok sınırlıdır. Doğada her olayın biretkeni olacağı doğaldır. Halbuki, sponton mutasyonlarda hakiki sebep ortayaçıkarılamaz. Bundan ötürü, olayı olduğu gibi kabul etmek zorunluluğu duyulur.Tekil genler nokta mutasyonu, çoğul genler de gen mutasyonları şeklindedeğişiklikler gösterir. Örnek olarak, insan Rh kan grupları mutasyonu olayıverilebilir. İnsanlarda Rh kan grupları 12'den fazla alleleyi kapsamaktadır.Bunlar tamamen veya kısmen mutasyon olabilirler.



Keza araştırmalar, kırmızı karanfillerde kendiliğindensteriliteye götürülen (self sterility) faktör lokusunda bulunan 40 alleli ile,danaların alyuvar antijenilerini geliştiren gen grubundaki 160 kadar allelininnokta mutasyonları halinde ne kadar çeşitli varyantlar görülebileceği ve dahaçok çoğul genlere ait değişikliklerin doğabileceğini göstermektedir. Bu yapıözelliklerinden dolayı, aynı lokus veya genlerde bulunan çeşitli allelelerin,spontan mutasyon eğilimleri, farklı olmaktadır. İster sponton ister idyopatikmutasyon deyimi ile anılsın, sponton mutasyonlarda henüz etkenini tayinedemediğimiz iç ve dış, çevresel bir faktörle gelişmesi zorunludur.



Böylece mutasyonların gelişim sıklığı, genlerin yapışekli ile çevre faktörlerinin etki şiddetine bağlı olacağı daimahatırlanmalıdır. Ayrıca genlerin kendi aralarında yaptıkları etkilerle de ölümveya kalım sorunlarını tayin eden değişikliklere yol açabilecekleri desaptanmıştır. Bunun en güzel örneğini DEMEREC'in (151) 1937'de drozofillalarınikinci tip kromozomlarında ++++e bağlı resesif bir genin sponton öldürücümutasyonları arttırdığı hakkındaki gözlemidir. RHOADES ise (152) mısırların 3ve 4'üncü kromozomlarında lokalize bir genin mutasyonları kontrol altındatuttuğunu saptamıştır. Görülüyor kimutasyonlar gelişigüzel oluşmazlar. Ancak genetik kontrol yetersizliği olduğuzaman gelişebilirler. Genellikle sponton olarak 1 / 100.000 oranda görülürler (TEZOK, 1997).



Evvelce de bahsedildiği gibi spontone (kendiliğinden)mutasyonlar tabiatta bilinmeyen sebeplerle, fakat çok seyrek olarak meydanagelmektedir. Yeni varyetelerin husulünde mutasyonların önemi büyüktür. Eğermutasyon sayesinde kalıtsal değişmeler meydana gelmeseydi canlıların evolüsyonudaha yavaş olacaktı. Bir genin mutasyona uğrayarak meydana getirdiği yeni gen,fenotipte üstün bir karakter husule getirebilir veya bazen de ölümle sonuçlanabilir(BİLGE, 1981).



Kopya hatalarına ek olarak, doğal olarak DNA'ya zararveren doğal değişimler aynı zamanda mutasyonlarda üretebilir. En sık meydanagelen doğal değişimlerden ikisi yer değişimi ve ışınlamadan kaynaklanır. Yerdeğiştirme ki her ikisinden de daha geneldir, Deoksiriboz ve nükleik asit anamadde arasındaki glikozid sarmalın kesintisine ve DNA'dan gelen guanin adeninyerinin sürekli kaybını içerir. Bir (mammalion) hücresi 37 0C de 20saatlik bir hücre oluşumu sırasında DNA'sından 10.000 kadar purini doğal olarakyitirir.



Bu değişimler olmaya devam ederse önemli bir genetikzarara uğrayacaktır, çünkü kopyalama sırasında sonuçlanma sürecine uğrayanapuring bölgesi orijinal purini tamamlama yapısını çeşitleyemez.



Cytosin ışınlaması urasil ortaya çıkarır.Düzeltilmemiş urasil (residue'ları) değişim sırasında Adeninle ikiyebölünürler. Guaninden adenin parçasına dönüşürler. Hücredeki düzeltimenzimlerinden urasıl DNA glycosylase DNA'daki urasil yerleşim yerlerini farkeder ve onları belirler ve daha sonradan doldurulmak üzere bir boşluk bırakır.Oksid olarak zarar gören bazlar mutasyonda oluşan 3. tip doğal değişimisimgeler. Aktif O2 örnekleri örneğin (O2?), H2O2,OH normal aerobik (O2) metabolizmanın yan ürünleri olarak üretilir.Bunlar DNA'ya oksit zararlar verir ki mutasyonla sonuçlanır veya bir sürükişisel rahatsızlıklara yol açar.



DOĞAL MUTASYONLAR VE İNSAN HASTALIKLARI



DNA dizgianalizi bir grup kişisel kalıtsal hastalıklardan sorumlu olan mutasyonlarıortaya çıkarmaya başlamıştır. Bir tür rahatsızlık olarak bu bozulmaların nedenidelesyon ve duplikasyonlardan dolayıdır, tekrarlanan dizgileri içerir.örneğinmitokondri ve endoplazmik retikulum kasları veya merkezi sinir sisteminietkileyen bir grup bozulmalardır (GRİFFİTHS, 1993).

4. MUTASYON ÇEŞİTLERİ

Fenotip etkilerine göre mutasyonlar birkaç grupaltında toplanır.

4.1. Görünebilir Mutasyonlar

Fenotipik olarak kolayca görünebilen özelliklermeydana getirirler. Belki gözle görülemezler ama, doku ve kanın incelenmesiyleortaya çıkarılabilirler. Eğer bu tip bir mutasyon dominant ise birinci döldegörülebilir. İnsan mutasyonlarının oranı üzerindeki çalışmaların çoğu dominantgörünebilir mutasyonlara dayanmaktadır. Bunların biri "chondrodystrophiccücelik"tir. Kol, bacak ve yapılarının kısalığıyla tanınırlar. Babası ve anasısağlam olan bir çiftten, bu şekilde bir çocuk doğarsa biz, her iki atadanbirinin eşeysel hücrelerinde mutasyon meydana geldiğini anlarız.



İntermediyer ve kodominant mutant genler yine birincidöle saptanabilir. Çekinik görünebilir genlerin tanınabilmesi için birkaç dölüngeçmesi gerekir. Fakat her iki atadan da çekinik mutant gen gelirse, birincidölde yine fenotipte kendini gösterir.



X'e bağlımutasyonlar ayrıdır. Kadınlarda mutasyon meydana gelirse erkek çocuklarında(birinci dölde) görülebilir. Erkeklerin X kromozomunda mutasyon meydana gelirsekız çocukları taşıyıcı olur ve özellikle onların çocuklarında ortaya çıkabilir.



Görünebilir mutasyonların çoğu çekiniktir. Bir genindeğişimi, meydana getireceği enzimin ya da yapısal proteinin yapısının veyaişlevinin değişmesine neden olur. Bu genin normal alleli varsa enzim ve yapısalproteinlerin normal olarak üretilmesine devam edilir. Çünkü genlergereksinmemiz olan enzim ve proteinlerin iki mislini üretebilecek yetenektedir.Bundan dolayı tek bir gen varsa hücrenin gereksinmesi olan proteinleri ikimisli üreterek karşılar. Normal genlerin çoğu dominant mutant genlerin çoğu daçekiniktir. Bu nedenle de mutant çekinik genlerin etkisini hemen görmekolanaksızdır. Pek az durumda mutant genler de protein üretilir ve normalgenlerin ürettiği proteinleri saptırırlar. Bu anormalliklere neden olur. Bu tipgenler dominant (başat) genler olarak bilinir. Fakat bu tip mutantlar çokazdır. Genellikle ya üretim yapamazlar ya da normal genlerin etkisindenkurtulamazlar. Bu nedenle çekiniktirler.

4.2. Dominantlığın Evrimi

Normal gelişimi sağlayan genlerin neden çoğunlukladominant, sapmaları sağlayan genlerin de çekinik olduğu düşünülebilir.Yeterince eskiye doğru gittiğimizde tüm genlerin birbirinden mutasyonlarlaçıktığını görürüz. O zaman bir mutant gen nasıl oluyor da normal dominant bir gen haline geçiyor?



Yüzlerce mutasyondan ancak pek azı fenotipik olarakyarar sağlar, ilk defa ortaya çıktıklarında çekiniktirler. Fakat homozigotolarak etkilerini göstereceklerinden dolayı, seçim bu bireylerin homozigotolması yönündedir. Yani homozigot çekinik olanlar yaşam savaşında üstünlüksağlar. Bazılarında da heterezigotlar daha üstün olacağı için bu yönde de birseleksiyona uğrar ve bir zaman sonra dominant genlerin yavaş yavaş toplumdaazaldıkları ve bunun yerin içekiniklerin aldığı görülür. Bir zaman sonra tümpopulasyona hakim oldukları için dominant gibi hareket ederler. Daha sonra bugenlerden meydana gelecek mutasyonlar çekinik gen ödevini yüklenirler ve busüreç bu şekilde devam eder (DEMİRSOY, 1988).











Şekil 1.1. ÜçBacaklı Çocuk.







1981yılında Pekin'de 33 yaşındaki kadın işçi Li Juying'in üç bacaklı bir erkek çocuğu olmuştur. Bebeğin üçüncü bacağınınvücudun alt kısmına yapışık olduğu v e bebek büyüdükçe bacağında büyüdüğübildirilmektedir. Üçüncü bacak diğer iki normal bacaktan daha kalın ve kısadır(Günaydın Gazetesinden).







Başka lokuslarda bulunan genlerin de bir geninetkisini göstermede etkili olduğu bilinir. Eğer daha yararlı bir mutant gen ortaya çıkmışsa, bu diğermodifiye edici genin üzerinde de seçici bir özelliğe neden olacaktır. Modifiyeedici genin devamlı seçici özelliği bu mutant genin çekinikten intermediyere vesonuçta dominanta ulaşmasını sağlar.



Görünebilir mutasyon kolayca tanınmalarına ve evrimaçısından çok önemli olmalarına karşın, genellikle çok seyrektirler (Şekil1.1.).





4.3. Lethal Mutasyonlar

Birçok mutasyon embriyonun yaşayamayacak kadarnormalden sapmasını sağlar. İnsanda bu tip öldürücü genlerden "Lethal Gen"yüzlerce vardır. şayet bir gen, zigotun ilk mitoz evresinde, ig ipliklerinimeydana getiremeyecek şekilde mutasyona uğramışsa, zigot hiçbir zaman ikihücreli olamaz. Bir gen implantasyon için (ana rahmindeki dokuya gömülme)gerekli enzimi meydana getiremiyorsa embriyo birkaç gün içerisinde dışarıyaatılır. Eğer bir mutasyon bozuk bir kalp kası, bozuk bir akciğer, bozuk birböbrek, bozuk bir sindirim organı ya da bozuk diğer bazı organları meydanagetiriyorsa doğumdan çok kısa bir süre sonra ölüme neden olur. Çünkü buorganlar ana rahmi içerisinde kullanılmaz. Bazıları doğumdan birkaç yılsonrasına, bazıları orta yaşa kadar bireyin yaşamasına izin verebilir.



Öldürücü başat genler düzenli olarak çıkabilir ilkdölde elimine edilirler. Eğer embriyonun ilk evrelerinde öldürücü ise bizonları hiçbir zaman göremeyiz. Birçok öldürücü (lethal) gen çekinik olduğu içindöller boyunca taşınabilir. Bu şekildeki ölümler üzerinde yapılan araştırmalar,her insanın ortalama olarak çekinik üç ya da dört lethal gen taşıdığınıgöstermektedir. Her ailede farklı genlerin çekinik lethalleri olduğu içinrastgele evlenmelerde bunların honmozigot çekinik olarak ortaya çıkma şanslarıçok azalmaktadır. Aile içi evlenmelerde ve rastlantı sonucu aynı geni çekiniklethal taşıyan bireyler evlendiklerinde meydana getirecekleri yavrular 1/4oranında homozigot olacağı için ölüm ortaya çıkacaktır. Pek az lethal mutasyonçeşidi de intermedier bir özellik gösterir. Heterezigot oldukları zaman meydanagetirdikleri etkiler kolayca gözlenebilir. Fakat homozigot haldeöldürücüdürler.

4.4. Zararlı mutasyonlar (Semilethal ve Sublethal Mutasyon)

mutasyonların bir kısmı canlının belirli bir evreyekadar yaşamasına izin veriyorsa semilethal; eğer yaşamasına izin veriyor fakatbiyolojik işlevlerinin ve üremesinin azalmasına neden oluyorsa sublethal olarakadlandırılır. Birçok özellik, özünde, bir genin değil de birçok genin ortakişleviyle ortaya çıkar, biz buna poligenik kalıtım deriz. Çok genli bukalıtımda, genlerden bir tanesi mutasyona uğrarsa, ilgili özelliğinetkinliğinde azalmalar ortaya çıkar. Örneğin, pankreas optimum miktarda salgıçıkarmaz, karaciğer daha az etkinlikle safra çıkarır ya da salgının kimyasalyapısı daha değişik olur; böbrek vücudun gereksinimi olan vitaminleri daha büyükölçüde süzerek atar.



Bu genlerden herhangi birinin mutasyona uğraması vücutiçin büyük ölçüde zarar yapmayabilir. Fakat birçok mutant gen bir araya gelirsezarar çoğalır ve ölüme kadar gider. Bu tip mutasyonların sayısının, görünebilir ve hatta öldürücü genlerden çokdaha fazla olduğu zannedilmektedir.

4.5. Nötral Mutasyonlar

Mutasyonların pek az bir kısmı da bulunduğu bireyeyaşam savaşında büyük yararlar sağlar (Super+++++ Mutasyonlar). Fakat bir kısmıda biraz önce anlatılanların dışında, en azından meydana geldiği zaman süreciiçerisinde, bulunduğu canlıya ne zarar ne de yarar sağlar. Bu tip mutasyonlarada nötral mutasyonlar denir.



Son zamanlarda yapılan birçok çalışma,bazımutasyonların fenotipik olarak herhangibir şekilde kendilerini göstermediğini açığa çıkarmıştır. Bu tip mutasyonlarancak protein moleküllerindeki amina asit dizilimlerinin aydınlatılmasıylatanınabilir.l protein moleküllerindeki amino asitlerin, proteinin işlevinibozmadan zaman zaman değiştikleri bilinmektedir. Örneğin, enzimlerdeki proteinzincirinin ancak pek az bir kısmının aktif bölgeleri oluşturduğu ve bubölgelerin kimyasal olarak nadiren değiştikleri birçok çalışmaylabilinmektedir. Dolayısıyla zincirin bu aktif merkezlerinin dışındaki herhangi bir yerinde meydana gelecekamino asit değişimleri büyük sapmalara neden olmaz. Eğer enzim, kendini meydanagetiren alt birimlere ayrılırsa, değişiklik anlaşılabilir. Elektroforezle aminoasitlerin sırası ve miktarı saptanabilir.



Bu yöntemle en iyi hemoglobin molekülleri incelenmiştir.Amino asit değişimlerinin birçoğu bu molekülde oksijen taşınmasını engellemez.



Nötral mutasyonlar, mutasyon meydana gelirken canlınınbulunduğu ortamda bireye bir zarar ya da yarar getirmeyebilir. Fakat yeni birortamda veya gelecekte, bu nötral mutasyonlar değer kazanabilir. Nötralmutasyonlar amino asit diziliminde ve evrimsel uyumun kalbi olan varyasyonlarınoluşumunda büyük öneme sahiptir. Birçok insanın hemoglobinindeki aminoasitlerin incelenmesiyle beta zinciri içerisindeki 146 amino asidin ve alfazinciri içerisindeki 141 amino asidin her birinin değişebildiği gösterilmiştir.Bu değişiklikler hemoglobini daha etkinveya daha az etkin yapamaz. Fakat meydana gelen varyasyonları ilerideki birdeğişikliğe uyum yapacak yeteneği kazandırabilir. Örneğin hava kirlenmesine buşekilde bir uyum yapılabilir (DEMİRSOY, 1988).

5. KROMOZOM YAPISI DEĞİŞMELERİ (Kromozom Mutasyonları)

Genetik bilgide değişmelere yol açan olaylar kromozom yapılarındakideğişmeler sonucunda da meydana gelebilirler. Bu olaylarda kromozom sayısı aynıkalır fakat kromozomlarda bazı parçaların kaybolması, fazlalaşması veya yerdeğiştirmesi yoluyla kalıtsal materyal değişime uğrar.



Yapı değişmelerinin hepsinde önce kromozomda veyakromozomu oluşturan kromotidlerden birinde bir veya birden fazla noktadakırılmalar olur. Kırılma kendiliğinden meydana gelebildiği gibi çeşitli dışetkenler (X, gamma ışınları, UV-ışık, çeşitli kimyasal maddeler vb.) tarafındanda meydana getirilebilir. Kromozom kırıklarına yol açan etkenlere radiomimetiketkenler adı verilir.

5.1. Delesyon ve Defisiyens

Kromozomların parça kaybetmesi olayıdır. Bazıaraştırıcılar kromozomun bir ucundan bir parçanın kopup kaybolmasını defisiyens,kopup kaybolan parçanın aradaki herhangi bir bölgeden olması durumunu da delesyonolarak adlandırılmaktadır. Buna göredefisiyens için kromozomda tek bir noktada delesyonda ise iki noktada kırılmameydana gelmektedir (Şekil 2.1.). her iki biçimde de, organizma bazı genlerinikaybetmiş olur. Kromozomun hangi bölgesinden olursa olsun parça ve sonuçtagenlerin kaybolması olayı için genellikle delesyon deyimi dekullanılmaktadır.



Delesyon oluşumuna yol açacak olay, bir kromozomunüzerinde dönüp ilmek oluşturmasıyla başlayabilir. İlmeğin kesişme noktasında,Şekil 2.1..'de gösterildiği gibi, örneğin ABCDE genlerini taşıyan kromozomuniki yerden kırılması ile iki tane sentromersiz (E,CD) ve bir tane sentromerli(AB) parça meydana gelebilir. AB ve E parçalarının kırık uçları birbiriyle birleşerek daha kısa olan ABE kromozomunu meydana getirir. Sentromersizolan CD parçası ise önce iki ucununbirleşmesiylebir halka yapabilir, fakat sentromeri olmadığı için hücredevarlığını sürdüremez ve bozularak kaybolur.























Şekil 2.1. Delesyon Oluşumu.



a. Uçtan bir parçanın kaybolması. B. Aradan bir parçanın kaybolması.







İki homolog kromozomdan sadece birinin delesyonluolmasına heterizogot delesyon denir.



Homolog kromozomların her ikisinde aynı bölge içindelesyonlu olmasına göre homozigot delesyon adı verilir. Delesyon bir kromozomdaki parça kaybınedeniyle gen sayısında azalmaya yol açar. Homozigot delesyon durumunda oparçada taşınan genler homolog kromozomların her ikisinde de bulunmadığı içincanlı genellikle yaşayamaz. Heterezigot durumda ise kaybolan kromozom parçasıbüyükse ölüme yol açabilir, küçükse canlının fenotipinde değişmeler meydanagetirir.

5.2. Duplikasyon

Bir kromozomun herhangi bir parçayı fazla sayıdataşımasına duplikasyon adı verilir. Bu olayda, delesyonun tersine birparça çoğalması vardır. sonuçta dölde duplikasyonlu kromozom taşıyan hücrelerdebazı genler fazla sayıda bulunur.



Duplikasyon, Şekil 2.2.a.'da görüldüğü gibi meydanagelebilir. Örneğin, ABCDE genlerini taşıyan homolog kromozomların sinapsissırasında birbiriyle kesişme noktalarında kırılmalar olabilir. Meydana gelensentromerli ve sentromersiz parçaların değişik şekilde birleşmeleri sonucundadelesyonlu bir kromozomla duplikasyonlu bir kromozom ortaya çıkar.















Şekil 2.2. Duplikasyon Oluşumu.







Birisi,örneğin sadece ABE genlerini taşımakta, onun kaybettiği kromozom parçasınıdiğer kromozom kazandığı için bu ikinci kromozomda CD genleri iki defabulunmaktadır. Ancak, delesyon ve duplikasyonun daima aynı anda meydana gelenkromozom kırılması sonucu birlikte ortaya çıktıkları düşünülmemelidir.



Ufak duplikasyonların, seleksiyon baskısı altındakiorganizmalar için bazen yararlı bile olduğu bilinmektedir. Örneğin, bazıantibiyotik ya da pestisidlere direnç sağlayan genlerin duplikasyon sonucusayılarının artması, canlı bu maddelerin etkisinde kaldığı zaman onun yaşamaşansını yükseltebilir.



Duplikasyonların canlılar üzerinde zararlı etkileriçok fazla değildir. Genellikle ölüme yol açmazlar; fakat canlıların fenotipindeçeşitli değişikliklere ve anormallikler meydana getirir. Bu olayda genlerinsayısal artışının etkisine ek olarak yer durumu etkisi de söz konusudur(TEMİZKAN; 1994).





5.3. İnversiyon

İnversiyon, bir kromozomun iki yerden kırılması vesonra da kopan kromozom segmentinin ters dönerek kopan yere tekrar eklenmesiveya yapışması durumudur. Böylece inversiyonla bir segmentin ters dönmesidurumunda belirli bir gen bloku ters diziliş düzeninde olacaktır.İnversiyonların, sinapsis (eşleme) işlemi sırasında bir kromozomun bir lopoluşturduğu yerde kırılmalar olduğu zaman meydana geldiği kabul edilmektedir.



Bir kromozom çiftinin iki homologunun her ikisinde debenzer ters dönmeler varsa bunlar homozigot inversiyon olarakadlandırılır. İki homologtan sadece birisinde ters dönme bulunma hali için de heterezigotinversiyon terimi kullanılır (ERSAYIN, 1995)



İnversiyon olayı da delesyonda olduğu gibi birkromozomun ilmek oluşturduğu yerden kırılmasıyla başlayabilir. Fakat kopankromozom parçası ters dönerek eski yerine yapışır (Şekil 2.3.). başlangıçtakromozomda genlerin diziliş sırası örneğin ABCDE biçiminde ise ve kopan parça CD genlerinitaşıyorsa, inversiyon sonucu ABDCE durumuna geçer. Böylece oluşan yenikromozom, sırası değişmekle birlikte, orijinal kromozomlardaki bütün genleriiçermektedir.





Şekil 2.3. İnversiyon Oluşumu





İnversiyon da homozigot veya heterezigot olabilir.Ayrıca, koptuğu yere ters dönerek yapışan kromozom parçası sentromeriiçeriyorsa perisentrik, içermiyorsa parasentrik inversiyon denir.



İnversiyonlar hamozigot halde çoğu kez öldürücüdür;heterezigot durumda ise fenotipte yeni karakterlerin belirlenmesine vegenellikle verimlilikte azalmaya yol açar. Bitkilerde inversiyon, özellikleeşeysiz olarak çoğalanlarda sık görülür. Bunlarda inversiyon verimliliğiazaltıcı etkisi, eşeyli çoğalma göstermedikleri için bir sakınca oluşturmaz.



İnversiyon sonucunda bir kromozom üzerinde bulunangenlerin hiçbiri eksilmediği veya artmadığı halde fenotipte meydana gelendeğişmenin nedeni genlerin yerleşim düzenlerindeki farklılıktır. İnversiyondagenlerin sayısı değişmemekle birlikte genler yeni bir diziliş sırası kazanmaktave bir çoğunun komşuları değişmektedir. Buna göre, inversiyon sonucu fenotiptemeydana gelen değişimler yer durumu etkisiyle açıklanabilir.

5.4. Translokasyon

Homolog olmayan kromozomlar arasında kromozomparçalarının yer değiştirmesine translokasyon adı verilir.



Translokasyona yol açan kromozom parçası yerdeğişimleri çeşitli şekillerde (tek taraflı veya karşılıklı) olabilir. Bunlarınbir grubu basit translokasyon olarak adlandırılır. Bu tipte, bir kromozomda tekbir noktada kırılma olur ve parçalardan biri bir başka kromozomun ucuna yapışır(Şekil 2.4..a).



Çok ender de olsa, bazen bir kromozomun tümü başkabir kromozoma eklenebilir. Kromozom uçlarının yapışkan olmama özelliğinedeniyle basit translokasyon oldukça enderdir. Bir diğer tip ise interkalartranslokasyon olarak bilinir.



Bu durumda kromozomların birinde iki yerde, birbaşkasında ise tek noktada kırılma olur ve aradan çıkan parça tek noktadakırılgan olduğu kromozomun o bilgesine eklenir (Şekil 2.4.b.). Karşılıklıtranslokasyon ise en fazla rastlananı ve en iyi araştırılmış olanıdır. Butipte, iki ayrı kromozomda birer kırılma olur ve kopan parçalar birbirininyerine geçerler; homolog olmayan iki kromozom arasında parça alışveriş olur(Şekil 2.4.c.)























Şekil 2.4. Translokasyon Çeşitleri. (Strickberger'den)



a. Basit Translokasyon. b. İnterkalar Translokasyon. c. Karşılıklı Translokasyon







Translokasyonların ekonomik bakımdan bazı önemliyönleri vardır. Ziraatta bazı bitki haritalarında translokasyonların meydanagelişi, oluşan dengelenmiş zigot sayısı nedeniyle ürün önemli ölçüdedüşmektedir. Diğer yandan translokasyonlar potansiyel olarak yararlıdır. Yüksekoranda yaşayamayan zigot oluşumu yabani tipte translokasyonların ortayaçıkmasıyla böcek hastalıklarını kontrol etmekte kullanılabilmektedir.



İnsanda translokasyonla ilgili Down sendromubilinmektedir. Down's sendromunun, translokasyon tipi, 21.no.lu kromozoma aitbir translokasyon bakımından heterezigot bir ferdin dölünde ortayaçıkabilmektedir.



Sonuç olarak, farklı mekanizmalarla meydana gelenkromozom yapı değişmelerinde bazen genlerin kopya sayılarında azalmayla veyaçoğalmayla bazen de yeni bağlantı gruplarının oluşmasıyla ama hepsinde kendinigösteren yer durumu etkisiyle canlıların fenotipinde değişmeler ortayaçıkmaktadır (TEMİZKAN, 1994).

6. İNSANDAKROMOZOM DEĞİŞMELERİ6.1. Down Sendromu

İnsanda en çokrastlanan trisomi örneklerinden biri, kadında yumurta oluşumunda 21. kromozomçiftinin mayozda ayrılmamasıyla meydana gelir. Bu yolla oluşan gametlerlenormal pahloid gametlerin döllenmesinden 47 kromozomlu olan ve 21. kromozomu üçadet olarak taşıyan (triplo 21) çocuklar doğar. Mayoz sırasındaki böyle birhata gena annelerde yaklaşık 1/10.000 oranında görüldüğü halde kırk yaşındandaha yukarı olanlarda bu oran yaklaşık 1/10'e yükselmektedir. Buna bağlı olarakda triplo-21 olayları ileri yaşta doğum yapan kadınların çocuklarında dahayüksek oranda ortaya çıkmaktadır (Şekil 3.1.).



Triplo-21 ilk kez 1866 da Down tarafından gösterilmişolan bir sendromun (Down sendromu veya Mongolizm) nedenlerinden biridir. Downsendromunun bir diğer nedeni D grubundan bir kromozomun (genellikle 14.kromozomun) 21. kromozoma ait büyükbir parçayı taşıması yani birtranslokasyondur. Böyle çocuklar doğdukları zaman kolaylıkla tanınabilirler.Çünkü göz kapakları Mongol tipinde (epikantik) elleri büyük, ağızları açık,damakları dardır.











Şekil 3.1. FarklıYaşlarda Doğum Yapan Kadınların Çocuklarında Down Sendromonun Ortaya ÇıkmaFrekansı (Mange, Mange'a Göre Strickberger'den)



Büyüme sırasında zeka gelişimleri geri kalır, buçocuklarda zeka geriliğine mongol tipi idioluk da denilir. Mongolizm gösterençocuklarda ayrıca kalp ve iskelet kusurları bulunduğundan ortalama ömürkısadır. Çoğu bebeklik çağında kalp veya akciğer hastalığından ölür, fakatbazıları ergenliğe kadar yaşayabilirler. Daha ileri yaşlara ulaşabilenlerdeeşeysel olgunlaşma genellikle görülmez; erkekler kısırdır, çok ender olarakçocuk sahibi olan Down sendromlu kadınlara rastlanır(TEMİZKAN,1994).

6.2. EdwardSendromu (Triplo-18)

İlk kez 1960 yılında Edwars ve çalışma arkadaşlarıtarafından tanımlanmıştır. Edwards ve çalışma arkadaşları tarafından Trisomi-17olarak tanımlanan ve bugün Trisomi-18 olarak bilinen bu sendroma ait 50'denfazla yayınlanmış vak'a bulunmaktadır. 1.000 doğum başına yaklaşık 0,3frekansla ortaya çıkmaktadır. Bu sendromun en önemlileri küçük ve geri çekikalt çene, yumulmuş (sıkılmış) parmaklar, kalp, iskelet, kulak, yüz ve ayaklardaolmak üzere çeşitli anormali durumlarına sahiptir. Yarık dudak ve yarık damakda çok görülür. Genellikle 3-4 aylık dönemde ölüm meydana gelirse de ölüm bazenyaklaşık 2 yaşına kadar gecikebilir.

6.3. Patau Sendromu (Triplo-13)

1960 yılında patau ve çalışma arkadaşları tarafındantanımlanmıştır.bu fertlerin, D grubu otozomlarının birisi (bugün için bilinen13. kromozom) bakımından trisomik olduğu kabul edilir. Toplam popülasyondagörülme frekansı 1.000 doğum başına 0,2 kadardır.



Bu sendroma sahip olan fertler çok belirgin birşekilde zihinsel olup çok sık olarak da anormal alın, dudak ve damak yarıklarıgörülür. Böyle fertler, bu fazla şekil ve yapısal bozukluklar nedeniyle çokaşırı deformasyonlu yüzlere sahiptirler. Ayrıca el, ayak ve iç organlardaçeşitli anomalili durumlar görülür. Doğumdan sonra birkaç saat veya birkaç güniçerisinde ölüm meydana geldiği gibi kendiliğinden düşükler de olmaktadır.



Trisomi, hayvanlarda da meydana gelebilmektedir.Örneğin şempanze ve gorillerde belirlenmiştir (ERSAYIN, 1995).

6.4. Kronik Miyelojenik Lökomi (Myelogeneous Leukemia)

Bu hastalık, stoplazmasında granül taşıyan beyaz kanhücrelerinden granülositlerin sayıca fazla olmasıyla özellik kazanmıştır. Buhücrelerin sayısının yükselmesi kırmızı kan hücrelerinin sayısının düşmesineneden olur ve sonuçta kansızlık (anemi) meydana gelir. Bugün, granülositlerinyapımı tıbbi olarak azaltılarak, hastalığın önüne geçilebilmektedir. Fakatonlarsız da yaşama gücü azalmakta ve erken ölüm meydana gelmektedir. Bu tiplökomi 21. kromozomun uzun kolundan bir parça yitirilmesiyle meydana gelir. Buanormalliğin nedeni ilk defa Filadelfiya'da bulunduğu için, en kısa kromozomolan 21. kromozoma Filadelfiya kromozomu da denir. Kromozom yitirilmesidokularda da meydana gelebilir ve yaşamın farklı evrelerinde kansızlık ortayaçıkabilir. Granülositler kemik iliğinde;öncelikle de göğüs kemiğinde (sternumda) üretilir. İlikteki somatik birdelesyon kısa kromozomlu bir hücre kolonisinin ortaya çıkmasına ve bu daoransal bir kansızlığa neden olur.

6.5. Cride Chat Sendromu

Genellikle kedi miyavlaması şeklinde ağlayan bebeklerolarak doğarlar. Bu, ses bantlarındaki hatalı bir gelişim nedeniyle olur. Bunedenle "Cry of cat" anlamında Cride Chat denir. Bu bebekler geriye çekilmişçenede, küçük beyinli ve geri zekalıdırlar. Normal yaşayabilirler; çok iyibakımda dahi zeka seviyesi 20 (I.Q.)'nin üzerine çıkamaz. Kromozom analizleri5. kromozomun kısa kolunda meydana gelen bir delesyondan dolayı bu anormalliğinortaya çıktığını göstermektedir. Kopmuş parça diğer bir kromozomun üzerinetransloke olabilir. Bu tip insanlar normaldir; fakat kopmuş kromozom taşırlar.

6.6. X Kromozomun Delesyonu

XX kromozomlu bir bireydeki X kromozomlarının birinin kısa kolunun yitirilmesiyle ortaya çıkar.Normal X ve Y kromozomlu bir birey fazladan bir X kromozomu parçası alırsa Klinefelter sendromugösterir.

6.7. Diğer Değişmeler

Bazı bebekler çember veya izokromozomlarla doğarlar.Her iki şekil de bir kromozomun parça yitirmesidir. Ortaya çıkacak semptomlar(normalden sapmalar) delesyonun büyüklüğüne bağlıdır. Zeka geriliği bu tipkromozom anormalliklerinin genel özelliğidir.Diğer birçok kromozom anormalliğidüşüklerde (hamilelikteki) bulunmuştur. Pek azı canlı doğabilir. Gen vekromozom dengesi gelişim üzerinde o denli etkilidir ki, çok küçük sapmalar dahiembriyonun ölümüne neden olur. Kromozomların sayısı, büyüklüğü ve dizilişievrimsel bir değişikliğe neden olabilir. Ancak bu değişikliklerden pek azıcanlıya zarar sağladığı için evrimsel olarak kullanılabilir. Diğerleri isedoğal seçmeden dolayı ya doğmadan yok edilir ya da zamanla populasyondafrekansı düşürülür (üreme yeteneklerinin veya savaşım güçlerinin az olmasındandolayı) (DEMİRSOY, 1988).

7. KALITSAL DEĞİŞİKLİKLERMEYDANA GETİRME

(MUTASYON OLUŞTURMA)



Çoğumuzun birleştiği konu "varyasyonların yaşamınçeşnisi" olduğudur. Onlarsız bir yaşam çok donuk olacaktır. Fakat kararlı biryaşam için gereğinden fazla varyasyon ortaya çıktığı görülür. Çünkü evrim içinvaryasyon bir çeşni değil mekanizmanın özüdür. Varyasyonların çoğu zararlıfakat pek az bir kısmı ise yararlıdır. İşte yararlı olan bu pek az kısımevrimsel olanakların özünü oluşturur.



Doğada kalıtsal değişiklikler, oldukça yavaş olarakmeydana gelir. Bunları ham madde olarak kullanan evrimsel yönlenme de bunabağlı olarak yavaş ilerler. Çünkü zararlı ve yararlı kalıtsal değişikliklerinayıklanması oldukça uzun zaman alır. Bu nedenle kalıtsal değişmeyi ve bunabağlı olarak evrimsel süreci hızlandırmak için kalıtsal yapıyı doğadakilerdençok daha hızlı olarak bozabilen veya değiştirilebilen bir takım yapay yöntemlerbulunmuştur. Bu yapay yollar ve maddelere mutajenik faktörler denir.



Bitki ve hayvan ıslahçıları bu müşterek faktörlerigeniş ölçüde kullanarak istenilen özelliklere sahip yeni varyetelerinbulunmasını sağlarlar. Meydana getirilen yeni varyetelerin ancak %1'i istenenözelliklere sahiptir. Diğer %99'u istenen özelliklere sahip değildir. Yabulunduğu bireyi yaşatmayacak ya da geliştirmeyecek kadar zararlıdır. Seçim bu%1 arasında olur. Biz bu başlık altında mutajenik faktörleri ve yapısal öneminiincelemeye çalışacağız. En çok kullanılan ve en önemlisi yüksek enerjiradyosyonunu (ışınımı)dır. 7.1. Yüksek Enerji Işınımı (Radyasyon)



Işınım değimi iki çeşit enerjiyi açıklamadakullanılır. Birinci elektronik manyetik ışınım'dır. Bu ışınım spektromunun çokdar bir bölgesi görünebilir ışığı bu bölgenin üzerindekiler daha uzun dalgalıışınlar kırmızı ötesi (IR) ve ondan daha uzun olanları da televizyon ve radyodalgalarını meydana getirir. Bu bantın altındakiler yani kısa dalga boylu ışınlarmor ötesi ışınları (IV) bunlardan daha kısa dalgalı olanlar da etkin bir işlemegücü olan ve maddeleri iyonize edebilen, gamma ışınları, eğer topteüretiliyorsa X ışınlarıdır. Bunlarınikisine birden iyonize ışınları denir. İkinci çeşit ışınım ise "tanecikliışınım"dır. Yüksek hıza ve enerjiye ulaşmış atomların çıkardığı ışınımdır.Bunlarda iyonize ışınımdır. Biz ışınım deyimini yüksek enerji elektromanyetiktanecikli ışınımların ikisi içinde kullanacağız. Her ikisi de mutasyon vekromozom değişimi meydana getirdiği için katılım açısından büyük önemesahiptir.

7.2. Yüksek Enerjili Işınımın Kalıtsal Etkisi

Işınımın tehlikeli olduğu bulununcaya kadar birçokkişi bu ışınlardan yeterince almıştı. Hatta ayakkabı satılan dükkanlarda, ayakkabının ayağa yerleşipyerleşmediği bu ışınlarla kontrol edilmiştir. Yüzdeki ve vücuttaki aşırıkılların temizlenmesinde kullanılmıştır. Birçok dişçi ve hekim herhangi birkorunma önlemi almadan bu ışınlarla hastalarını muayene ve tedavi etmiştir.

7.2.1. X ışınlarının Mutajenik Etkisinin Bulunması

1927'de H. J. MULLER, Berlin'de yapılan uluslar arasıbir Genetik Kongresinde X-ışınlarınınsirke sineği (Drosophila) üzerinde yaptığı kalıtsal etkileri açıkladı. MULLER'egör eyoğun X ışını alan bu sineklerindöllerinde mutasyon oranı çok yükseliyordur. Başlangıçta MENDEL'in yasalarıgibi ilgiyi çekmeyen bu açıklama, daha sonraları gelecek dölleri tahminlerinötesinde etkilediği bulununca, 1946 yılında MULLER'e Nobel Ödülü verildi.



Müller Teksas'taki bir üniversitede bu gözlemiyaparken, STADLER de Missouri'de arpa üzerinde aynı gözlemleri yapıyordu. Oda X ışınlarının mutasyon miktarınıarttırdığını gözlüyordu. Böylece X ışınlarının hem bitkilerde hem de hayvanlardamutasyon meydana getirdiği bulundu. Daha sonra birçok araştırıcı değişikorganizmaları, sonunda bir memeli olan fareleri bu ışınlara ya da izotoplarınışınımlarına tutarak, ortaya çıkan mutasyonların özelliklerini incelediler.1950 yıllarında genlerin yapısı aydınlanınca, tüm canlıların aynı şekilde yapıldığıda ortaya çıkmış oldu.



Sonuç: bir türde mutasyonların ortaya çıkaranherhangi bir etki, diğer tüm türlerde de aynı şekilde mutasyon ortayaçıkarabilir (DEMİRSOY, 1988).

7.2.2. Kromozom Değişiminin arttırılması

Kromozomların çalışma tekniği ilerleyince, yüksekenerjili ışınımların kromozomların yapısı üzerinde meydana getirdiğideğişiklikler de ayrıntılı olarak incelenmeye başlandı. Yoğun ışınım alan canlıların döllerindedelesyon, inversiyon, duplikasyon, translokasyon, kromozom ayrılmaması ve poliploidiile aneuploidinin değişik şekilleri meydana geliyordu. Doku kültürleriyapılmaya başlayınca bu değişikliklerin incelenmesi daha da kolaylaştı.Işınımın, genlerin baz diziliminde ve kromozomların yapısında (mayoz vemitozda) bazı değişmeler meydana getirdiği kesin olarak kanıtlanıyordu.

7.3. İnsanların Aldığı Işınımların Önemi

Işınım altında kalan insanda kalıtsal değişikliğinmedenini görmeden önce temel ışınımın etkisi altındaki potansiyel etkiyiinceleyelim.

7.3.1. Temel Işınım (Back Ground Radiation)

Bizim bazı ışınımlardan kaçmamız olanak dışıdır.Örneğin çevremizi saran evrenden gelen kozmik ışınlardan saklanmamız mümkündeğildir. Biz, bu ışınlardan ne kadar alıyoruz? İlk olarak, bir tüp içindekigazın iyonize olmasının sağlayan miktaryani röntgen, ölçü birimi olarak kullanıldı. Fakat daha sonra ışınımın tipinegöre değişik biyolojik etkiler ortaya çıktığı için eşyalarda "Rad" ın (absorbe edilmiş ışınım dozu) insanlarüzerinde çalışmalarda "rem"in (insanın röntgen eşdeğeri) ölçü birimi olarakkullanılması teklif edildi. Biz bu ölçüleri kullanacağız. Küçük miktarları için"merm", yani mrem (remin binde biri kullanılır).



Temel ışınım iki gruba bölünür; kozmik ve karasal.Karasal ışınımın kaynağı dış çevremizden ya da içte (aldığımız radyoaktifelementlerden) olabilir.



Örneğinhavada bulunan çok az miktardaki karbon-14'ü bitkiler alır; biz de bu bitkileribesin olarak protoplazmamıza alırız. Vücutta ışınım yaparak yavaş yavaşradyoaktifliğini yitirir. Bunun için yeme ve içmeyle bir takım radyoaktifizotoplar bünyemize girer ve iç kaynakları oluştururlar. Temel ışınımdanaldığımız miktar şöyledir (Almanika Bilim Akademisinin Araştırma KonseyineGöre):







Işınım Tipi



Yıllık Alınan Miktar



Otuz Senede Alınan Miktar



Kozmik



44



1.320



Karasal



40



1.200



... Dıştan



18



540



... İçten



---



---



TOPLAM



102 mrem (0,102 rem)



3.060 mrem (3.06 rem)







Kalıtsal etkisini saptayabilmemiz için otuz yıllık süreyi bilmemizgerekir. Çünkü bir insanın çocuk meydana getirme yaşını ortalama otuz olarakkabul edilir. Bu süre içerisinde alınan ışınımların birikimi hesaplanır ve onagöre kalıtsal değişiklikle konusunda bir yorum yapılır. Şimdi dünyada diğerkaynaklardan gelen ışınımları inceleyelim.

7.3.2. Tıbbi Muayene ve Tedaviden Gelen Işınım

Belki de gelişmiş toplumlarda ışınım bu yollarlaalınmaktadır. Örneğin Amerika'da insan başına düşen yıllık ışınım miktarı 55 mrem'dir. Tedavi için kullanılan miktaroransal olarak daha azdır; kişi başına aşağı yukarı 5 mrem'dir. Hastalarüzerinde yüksek oranlarda ışınım kullanılmasına karşın hastaların sayısı azdır.Bu verilen miktarlar eşeysel hücreler içindir. Vücudunun diğer kısımlarınındaha çok ışınım aldığı bilinmektedir. Eşeysel hücreler çok önemlidir. Çünküdölleri meydana getirecek hücreler buradan kaynaklanmaktadır. Örneği, sert olandişin filmini çekmek için oldukça yoğun bir X ışını kullanılmakla beraber, busadece lokaldir ve pek az bir kısmı eşeysel bezlere ulaşabilir.



Bugün birçok yerde, bu tip ışınlara tutulacakkişilerin yumurtalık ve er bezlerinin kurşun plakalarla ya da koruyucu birtabaka ile kapatılması yasal zorunluluk olmuştur. Bu tip ışınımların kullanımıher sene biraz daha fazlalaşmaktadır. Fakat geliştirilen aygıtlarla daha kolaygeçici ve daha az X ışınlarını kullanan yöntemler geliştirilmiştir.Ayrıca çok daha duyarlı film kullanmak suretiyle X ışınının miktarı azaltılmıştır. Keza ışınımın kullanımında bir sınırlamada vardır. başka yöntemlerle muayene yapmak mümkünse, ışınım yolu pekkullanılmamaktadır. Örneğin çocuğun ana karnındaki durumunu incelemek içinröntgenden ziyade sonar (ses dalgası ile) sistemleri kullanılmayabaşlanılmıştır. Verem hastalığı için gezici röntgen aygıtları yerine dahapratik olan verem (tüberküloz) deri testi kullanılmaya başlanılmıştır. Böylecebir denge oluşturmaya çalışılmaktadır.



Radyoaktif kullanımı her yıl biraz daha artmaktadır.Radyoaktif demir bölgesi kan tıkanmaları için radyoaktif kalsiyum ve fosfor,kemik anormalliklerini bulmak için radyoaktif kobalt ve diğer izotoplar kansertedavisi için kullanılmaktadır. Bu kullanım azalsa dahi 2000 yılında aldığımıztüm ışınımın %15'i bu yolla kazanılacaktır. Tüm tıbbi muamelelerde (diş dahil)aldığımız ışınım miktarı yılda 72 mrem'dir (Amerikan toplumu için). Bu 30yılda 2,16 rem eder.

7.3.3. Ticari Işınımdan Aldıklarımız

Atom santralleri adam başına yılda 0,002 mrem (1973rakamlarına göre) vermektedir. 2000 yılında bu miktarın 0,15 mrem'e çıkacağıtahmin edilmektedir. Bu rakamlar tehlikenin (kaza olmazsa) büyük olmadığınıgösterir. Fakat Uranyum maddelerinde çalışanlar da olduğu gibi fazla miktardaalınacak ışının yaşamı tehlikeye sokar. Aşağıdaki tablo bize çeşitlikaynaklardan aldığımız ek ışınımı göstermektedir (Tahminen 1)



Kaynak



Yıllık Doz (Mrem)



Otuz Yıllık Doz(Mrem)



Tıbbi



..... Muayene



..... Radyofarmakotik







72



1







2.160



20



Çevreden



..... Çöplerden



..... Atom santrallerinden



..... Şansla (işlevs.)



..... Çeşitli kaynaktan







4



0,003



0,8



2







120



0,09



24



60



TOPLAM



79.803 mrem



2.384.09 mrem

7.4. İnsanda Kalıtsal Materyalin Değişimi

Geçen binlerce yıl içerisinde etkin bir gen havuzukazanmışız. Ürettiğimiz ışınımlarla bu kazandığımız gen havuzunun yapısınıacaba bozacak mıyız? Bu soruya yanıt verenlerin düşünceleri farklıdır.Bazılarına göre ürettiğimiz ışınım herhangi bir kalıtsal öneme sahip değildir. Bazılarınagöre ise meydana gelecek küçük değişiklikler ileride insanın gen havuzunun bozulmasına ve döllerimizde büyükdeğişikliklerin ortaya çıkmasına neden olacaktır. Biz şimdi ışınımın insanüzerindeki etkilerini inceleyelim.

7.4.1. Çift Doz

Belirli bir sayıda mutasyon oluşumu ve kromozomdeğişimi herhangi bir ışınıma tutulmadan meydana gelir. Bu sayı temel olarakışınımın meydana getirdiği mutasyon miktarını ölçebilir. Ne kadar ışınım doğadaolduğunun iki misli mutasyon meydana getirir.



Temel ışınım doğada 30 yılda 3 rem kadardır. Çift dozdediğimizde biz ilave 3 rem kadar bir ışınımı kastetmeliyiz. Çünkü doğadameydana gelen mutasyonların hepsi ışınımdan meydana gelmiştir. Diğerfaktörlerde rol almıştır. Biz çift dozu özellikle insan için geniş bir aralıkiçerisinde kullanılır, çünkü insanlarda ışınımla mutasyonların ölçülebilmesiancak yüksek dozda tedavi amacıyla ışınım almış olanlarda ve atom +++++sınınpatlamasına maruz kalan kişilerde belirli ölçülerde görülebilir. Bir de memelihayvanlarda yapay olarak incelemek olasıdır. Amerika Milli Araştırma Konseyi buçift dozun 20-200 rem olduğunu bildirmektedir. Geniş bir aralık olmasına karşınkalıtsal değişiklikler için yine de bir tahmin getirebilir.

7.4.2. Eşik Doz

Diğer bir sorun çok düşük düzeydeki ışınımın neölçüde olduğudur. Mutasyon miktarı alınan ışınımın dozu ile doğrusal (lineer)bir bağıntı gösterir. Eğer farede 50 rem'de belirli sayıda mutasyon meydanagetiriyorsa 100 rem'deki misli 200 remde 4 misli mutasyon meydana gelir.Mutasyonların bazıları ancak yüksek dozlarda ortaya çıkar. Sirke sineğinde bulineer 5-3.000 arasında geçerlidir. Bu bağıntı sıfıra doğru yaklaştığındamutasyon meydana getirmeyecek bir noktadan sonra nasıl olmaktadır? Bu soruyayanıt vermek oldukça zordur. Çünkü küçük miktarda ışınımlar birbirine eklenereken az sayıda fazladan mutasyon meydana getirmektedir. Sirke sineği ve farelerüzerinde yapılan çalışmalarla daha altında mutasyon meydana gelmeyen bir eşikdeğerinin olmadığını göstermiştir.



RUSSEL'in farelerde oluşturduğu mutasyonlar, çokdüşük ışınımlarda lineer bağıntı beklenen ancak 1/3 - 1/4 'ü kadar olduğunugöstermiştir. Daha sonra moleküller genetikçiler bazı genlerin onarıldığını vebu nedenle mutasyon sayısına az görüldüğünü buldular. Işınımın miktarı az ise buonarım mekanizmasının birçok mutasyonda işlev gördüğü ve mutasyonlarıdüzelttiği görülmektedir. Hücreler böylece mutasyonlarla yüklenemez.Mutasyonların tümünün onarımı söz konusu değildir. Nitekim az miktarda ışınımatutulan çok sayıdaki insanın gen havuzunda meydana gelen mutasyon miktarıyüksek dozda ışınıma tutulan az sayıdaki insanın gen havuzunda meydana gelenmutasyon miktarından çok daha fazladır.

7.4.3. Tüm Populasyon Üzerindeki Etkisi

Amerika Milli Araştırma Konseyinin açıklamasına göreek olarak alınan iki buçuk remlik bir gonadal (eşeysel bezlerde bir milyonlukbir populasyonda 125 mutasyon meydana gelmektedir. Eğer bu doz sabit kalırsa Amerika toplumundaiki yüz yirmi milyon) her gen genarasyonda 27.500 yeni mutasyona nedenolacaktır. Sayıca çok görünmesine karşın unutmayalım ki doğal olarak meydanagelenlerin sayısı çok daha fazladır (430.000 kadar).



Her ne kadar düşük ışınıma tutulan farelerde döllerboyunca bu değişiklik gelmişse veJaponya'da patlatılan atom +++++larından kurtulan çocukların büyük bir kısmındayaşamsal işlevler ve üreme azalmışsa da gözlemin yeterli olmadığı ve bir zamansonra gen havuzunun yapısını değiştirecek etkiye sahip olduğunu kabul etmekzorundayız. Belki mutasyonların bir kısmı homozigot halinde öldürücü, heterezigothalde ise üstün özellikler yaratacak niteliktedir.

7.4.4. Kromozom Değişimi

Şimdiye kadar anlattıklarımız genlerdekideğişimlerdi, fakat ışınımın kromozomların yapısını bozduğu da bilinmektedir.Veriler ışının yoğunluğuna göre kromozomlarda parçalanmalar meydana gelir.Küçük olanlar birbirine yapışmak suretiyle onarılabilmekte beraber, yüksekdozlarda verilen ışınlar bir daha onarılmayacak kopmalara neden olur.



Amerika'daki her bir milyon kuştan birinde kromozomdeğişikliği gözlenmiştir. Tüm Amerikan toplumuna 25 rem'lik bir ışınım verilsetahminen 37 kadar kromozom değişikliği meydana gelecektir. Bu yüzdün 0,4 'tendaha az bir çoğalmayı temsil eder. Bu tip anormalliklerin çoğu birinci dölde,üreme meydana gelmeden elenir. Dolayısıyla gen mutasyonları kadar önemlideğildir. Fakat dengelenmiş translokasyon döller boyunca aktarılabilir.

7.4.5. Diğer Mutajenik Faktör

Gen mutasyonu ve kromozom değişikliğini meydanagetiren faktör, yalnız ışınım değildir. 1930 yılında Rus RAPPAPORT, nitrikasidin de mutasyon oranını yükselttiğini gösterdi. 1956 yılında C. AUERBACH,sirke sineğini hardal gazı ile muamele ettiğinde X kromozomuna bağlı mutasyonların 50 mislifazlalaştığını buldu. Bu zehirli gaz I. Dünya Savaşında kullanıldı. Bu listeyakın zamanlarda formaldehit, etilüretan, akridin boyası, nitrik asit, epoksid,fenol,mangan, klorit, bromürarçil, dioksan ve hatta kahvede, çayda veçikolatada uyarıcı madde olarak bulunan kaffein ve tehobromin'e kadaruzanmıştır. Bütün bu maddelerin mutajenik etkisi ilkin olarak bakterilerde,mayalarda ve yüksek organizmaların doku kültüründe gözlenmiştir. Bununlaberaber tüm yüksek organizasyonla canlılarda mutasyon meydana getireceği kesinolarak söyleyemeyiz. Örneğin kahve tiryakilerinde ve devamlı kahve verilenfarelerde mutasyon meydana gelme oranında böyle bir yükselme gözlenmemiştir.



Son zamanlarda kullanılan keyif verici uyuşturucumadde ve ilaçların mutajenik etkisi incelenmiştir. LSD, sirke sineklerinin besin ortamınaeklendiğinde hem mutasyon hem de kromozom değişimi meydana getirdiğibulunmuştur.



Builaçları alan bazı kişilerin kan hücrelerinde yapılan incelemelerde, bazıaraştırıcıların aksi fikirde olmasına karşın, kromozom değişimlerinin olduğubildirilmektedir. LSD açıkça teratojenik bir maddedir yani hamilelik sırasındaalınırsa anormal doğumlara neden olabilir. Teratojenik foktörler genelliklemutajeniktir ve çoğunluk kromozom değişimine neden olur. Gerçekte ana kanındanyavruya ulaşan bu maddelerin fetüste somatik değişimlere neden olarakanormallikler meydana getirdiği düşünülebilir. Marijuananın deneysel olarakhayvanlarda somatik kromozom değişikliklerine neden olduğu gösterilmiştir.Fakat şimdiye kadar insanlarda neden olduğu kalıtsal değişiklikler hakkındayeterli bir bilgi yoktur. Beyaz kan hücrelerinin etkisinin önlendiğibilinmektedir. Diğer tüm mutajenik faktörler bu hücrelerin etkisine engel olur.Bu bölümde mutajenik faktörlere tutulan canlılarda, özellikle insanlardameydana gelen mutasyonlar ve kromozom değişiklikleri incelenmiştir (DEMİRSOY, 1988.)

7.5. İnsanlardaKromozom Mutasyonlarına Neden Olan Önemli KimyasalUnsurlar

Birçok kimyasal maddenin insanlarda zararlıkromozomal değişimlere neden olduğu şüpheleri yaygındır. LSD, marijuana, nikotin, cyslomate, DDT, kafein vebazı saç boya maddeleri bu değişimlere neden olan kimyasal maddelerin sadecebazılarını teşkil etmektedir. Ancak burada kısaca LSD, marijuana ve iki saçboya maddesi üzerinde durulacaktır.

7.5.1. LSD

LSD (Lysergic asid diethylamide) olarak bilinen birmaddenin bazı zihinsel rahatsızlıkların tedavisinde ve yasa dışı (keyif verici)olarak da kullanımı nedeniyle birçok araştırıcı u maddenin kromozomal vegenetik zararlar meydana getirip getirmediği sorusunun cevabına yönelmiştir. Buamaçla insan, hayvan ve bitkilerde invivo ve invitro olarak bir çok çalışmayürütülmüştür. Yapılan çalışmalarda bazı araştırıcılar tarafından özetlenmişolup bulunan sonuçların biri birileriyle çelişkili olduğu görülmüştür. Yanibirçok çalışma, LSD'nin kültüre alınan insan hücrelerinde kromozomal zararlaraneden olduğu, laboratuar hayvanlarında ve insanda kusurlu doğumlar meydanagetirebildiği ve kanserojen nitelikte olabildiğini göstermektedir.



Ancak yine bunlara eşit sayılabilecek miktardaçalışmada ise bu etkilerle ilgili hiçbir bulgu elde edilmemiştir. Bununlaberaber son çalışmalar, en azından bazı türlerin bazı fertlerinde kromozomkırılmalarının frekansında bir artış bulunduğunu göstermektedir.

7.5.2. Marijuana

Marijuana (marihuanna), sözlükte "haşiş" veya hintkenevirinin yaprak ve çiçeklerinden elde edilen çiğneyenlerde veya ++++++şeklinde dumanını nefesiyle çekenlerden ruh hastalıklarına yol açan bir maddeolarak tanımlanmaktadır. Kenevir, özellikle hint keneviri (cannabis indica)bitkisinin kurutulmuş yaprak ve çiçekleri ++++++++ olarak ya da sarhoş edici(keyif verici) özelliği için kullanıldığı bilinmektedir. Marijuana (canabissativa) bu yaprak ve çiçeklerde veya dumanında bulunan aktif bir madde (?9-tetrahydrocannabinol"(?9-THC veya THC) olarakbilinmektedir.



Yaygın olarak yasadışı kullanımı nedeniylemarijuana'nın muhtemel sitolojik ve genetik etkilerinin ne olduğu konusunaaraştırıcılar tarafından büyük bir ilgi vardır. bu madde ile ilgili yürütülenbirçok çalışma çelişkili sonuçlar vermiştir.



Ancak bazı araştırıcılar marijuana dumanının mitotikişlemde, kromozomal komplementte ve bu yüzden de genetik dengede birkarışıklığa neden olduğunu ileri sürmektedirler.

7.5.3. Boya Maddeleri

1970'li yıllarına kadar diğer bazı maddeleryanında 2 nitro-p-phenylenediamine(2-NPPD) ile 4-nitro-o-phenylenediamine(4-NOPD), saç boyalarında kullanılan maddeler arasındadır. Benedict (1976) buher iki maddenin de yüksek derecede mutagenik olduğunu ve yine her ikisinin,cricetus'a ait hücre kültürlerinde kromozomal değişmeler (çok sayıda kromozal kırılmalar)meydana getirdiğini bulmuştur.



Halen yaygın olarak kullanılmakta olan çok sayıda birmadde grubunun daha kromozomal zararlar meydana getirdiğindenşüphelenilmektedir (ERSAYIN, 1995).

8. MUTASYON FREKANSI

DARWİN, fenotipte görünen mutasyonları inceledi vebunların çok seyrek olarak ortaya çıktığını düşünerek büyük bir yanılgıyadüştü. Gerçekte mutasyonlar, tahmin ettiğinden çok daha fazla olarak meydanageliyordu ve evrimin ana maddesini oluşturuyordu. Belki belirli bir geninmutasyon oranı çok düşüktü; ama çok sayıdaki gen gözönüne alınırsa toplam sayıyükselmekteydi. Kendiliğinden meydana gelen (spontone) mutasyonların frekansı(sıklığı) düşük olmasına karşın ölçülebilir. Bazı türlerde v egenlerde mutasyonmeydana gelme şansı daha büyüktür. İnsanlarda spontane mutasyonların oranı 10-3 - 10-5gen/döl'dür. İnsanda 2.3 x 104 gen olduğu düşünülürse, ortalama herinsanda bir gen mutasyona uğramış demektir ve bu yönüyle ana ve babasınabenzemez. Örneğin her 32.000 - 40.000 kişiden birinde kanama hastalığına nedenolan mutasyon (hemofili) görülür. İyi korunmuş canlılarda (midye, kabukluyengeçler ve akrepler gibi kalın kutikulalı hayvanlarda) mutajenik ışınlarderinlere işlemediği için mutasyon oranı düşüktür. Bu nedenle akrepler 400milyon seneden beri değişmeden zamanımıza kadar gelmişlerdir (DEMİRSOY, 1988).

9. SONUÇ

Doğada gözlenen oldukça sık değişimlerden biri demutasyondur. Doğada meydana gelen bu değişiklikler canlıları önemli ölçüdeetkilemektedir. Canlılarda görülen bu değişmeler kalıtsal yapıdakideğişikliklerden veya genlerin yeniden düzenlenmesinden kaynaklanır. Mutasyongenlerde veya kromozomlarda görülebilir veya bir kromozom takımında meydanagelmiş olabilir. Kısaca mutasyon; kalıtsal materyalde meydana gelen değişmeler olaraktanımlanır.



Sonuç olarak diyebiliriz ki canlıların çeşitliliğievrimi için mutasyonlar gereklidir.



OlcayGÜRBÜZ



Bana bu tezi hazırlamamda yardımcı olan Sayın Hocam Yrd. Doç. Dr. Gülgün TINAZ'a çok teşekkürederim.

Isparta - 200110. KAYNAKLARBilge, E., (1981).Genetik, İstanbul, s. 196-226.Demirsoy, A.,1988. Kalıtım ve Evrim, Ankara, s.574-597.Ersayın, C., 1995.Genetik, Nobel yayın Dağıtım, Tokat, s. 163-193.Grıffıths, A. J.F.;Suzuki D.T.; Miller J.H.; Lewontın, R.C.; Gelıbars, W.M., 1993. AnIntroduction to Genetik Analysis, New York. Pp. 535-537.Karol, S.; Suludere,Z, 1992. Hücre Şekilleri ve Kromozomlar, Ankara, s. 147-148.Temizkan, G.O., 1994.Genetik I. Temel Genetik, İstanbul, 181-228.Tezok, Ö.F., 1977.Genetiğin Temel Prensipleri, İnsan Genetiğindeki Değerlendirilmeleri,Bursa Ün., Tıp Fak. Yayın., Çelik Cilt Matbaası, Bursa, s. 152.








Bir önceki yazı Telekom'dan Tablet Fırsatı! hakkında bilgi vermektedir.

26-12-2012 21:45:57
 
Thank You
Eyw. Birader Yardmcı oldun

11-02-2013 14:57:07
Brtahmr
 
Paylaşım için teşekkürler

Cevapla

"Mutasyon Nedir?" konusu hakkında etiketler
aciklamasi anlami bir bitkilerde bozukluklari degisiklige degisimi dna eden eksi elde etki etkiler etkisi gelen gen genetigi geni grubu gruplari gucleri hangisidir hayvan hucrelerinin ileri insan insanda insanlarda insanlarin inversiyon kadinlarin kalbi kalitsal kan kani katallk kendiliginden kisaca kromozom kromozomal kromozomizi kronik letal log lokomi lokus lsd meydana mitasyoa miyelojenik mutajen mutajenik mutasy mutasyi mutasyon mutasyona mutasyonlu mutasyonu mutasyonun mutasyonunun nasil neden nedir neler odev olan olaylar olmamasi olmasi olusan olusmasi onemi organizasyona ornekler ornekleri ozet ozeti parca parmak phenylenediamine rastlantisal resimler resimleri sebep semilethal sineklerde sozluk tasinir tur ucadet ugramamasi ugrar ureme varyete yapilmalidir yapisik yaptigi yararli yerdegistirme yillik zararli

Telekom'dan Tablet Fırsatı! Önceki | Sonraki Gaziantep'in Düşman İşgalinden Kurtuluş Yıldönümü




Saat: 13:39 - Webmaster Forumu - Rss - Arşiv
İletişim Bilgileri, Contact Us, Kullanım Sözleşmesi, Gizlilik