webmaster
 
Cevapla
24-05-2012 16:25:42
 

A Harfiyle başlayan kelimeler ve anlamları

A'da : Düşmanlar
A'lem : Daha iyi bilir, bilirim
Ab: Su
Ab-ı Efsun : Göz yaşı
Ab-ı Hayvan : Dirilik suyu, bengisu
Ab-ı Kevser : Kevser suyu
Ab-ı Mutahhar : Temiz su
Ab-ı Nisan : Nisan yağmuru, söylenceye göre, nisan ayında sedefler, deniz dibinden su yüzüne çıkıp, yağmur danelerini içine alıp. sedef yaparmış.''

Abad : Zengin olma, varlıklı olma, bayındır.
Abı-puş : Aba giyen, derviş, fakir
Abd : Kul, köle
Abdal : Gezgin derviş. Derviş, Tanrı sevgilisi, kırk din ulusundan biri. Saçlarını, kaşlarını, bıyıklarını ve sakallarını usturayla tıraş ettiren, davul ve dümbeleklerle, sancaklarla toplu halde gezen Şii -Batıni bir derviş topluluğu, doğrudan doğruya derviş anlamına da gelir.

Abdal: Abdal donu: Gezgin derviş giysisi, derviş görünüşü.
Abes : Boş, asılsız, saçma
Abeş: Kula renkte at, alacalı hayvan.
Ab-ı zemzem: Kabe yakınlarında bir kuyu ve bu kuyunun Müslümanlarca kutsal sayılan suyu.
Abı Hayat : Ölümsüzlük suyu, bengisu
Abidane: İbadet edene yakışacak bir surette.
Abus : Somurtkan
Acem: İranlı.
Acem dağları: Batı İran dağları.
Acep: Acaba
Açak: Açalım
Açaram: Açarım
Açılcağ: Açılınca gelince.
Açılıptur: Açılmıştır.
Adib : Edepler, töreler
Adalet : Hak tüze
Adave : Düşmanlık
Adavet : Düşmanlık, buğz, yağılık
Adem : İlk peygamberin adı, insan
Ademiyet : İnsanlık, insancılılık
Adem : Yokluk, hiçlik
Adet : Görenek, sayı
Adlım: Ünlü, ünü büyük.
Adu taşı: Düşman taşı.
Adu: Düşman, hasım.
Adü : Düşman, yağı
Adüvan : Can düşmanı
Afak : Ufuklar, gökyüzünün kenarları
Ağ: Ak.
Ağca: Akça, aka yakın, alacalı.
Adu: Düşman.
Agah: Vakıf, bilen.
Ağ lavaş: Yufka ekmek. Ak undan yapılmış yufka ekmek.
Ağ mercan: Ak mercan. [mec. Ak meme, sevgilinin süt gibi ak olan memesi.]
Ağca ceyran: Ak ceylan. ''Ağca ceyran sürme çekip gözüne.'' (Ak ceylana benzetilerek sevgilinin güzelliğinin vurgulanması.)

Ağ-gızıl: Ak, kızıl karışığı renk, alacalı
Ağıl: Koyun ve keçi sürülerinin gecelediği çit ya da duvarla çevrildiği yer.
Ağır sufra: Şölen sofrası.
Ağır zürbe: Yabankazı, yabanördeği, turna gibi kuşların uçarken yaptıkları büyük dizi, katar.

Ağlaram: Ağlarım.
Ağmak: Akmak, karışmak. ''Sırdaş olup ağ sulara.''
Ağu: Ağı, zehir.
Ağyar: Başkaları.
Ah ü firaz: Ah edip inlemek, ağlamak.
Aharam: Akarım. ''Aharam seller içinde.''
Ahd ü peyman: Yemin, and.
Ahd: Vadetme, söz verme.
Ahdipeyman-ahdipeyman: Ant, anta dayalı sözleşme, antlaşarak yapılan sözleşme.
Ahenger: Demirci.
Aheste : Yavaş, ağır, yavaş yavaş
Ahıl: Akıl
Ahi : Esnafı öğütleyen Fütuvvet ehlinin şeyhi, Kardeşim (Bir
esnaf teşkilatı olan ve bilhassa XIII-XVI. yüzyıllarda, Anadolu ve Rumeli'de yaygın bulunan Fütuvvet ehli
şeyhlerine de <<ahi>> derlerdi)

Ahibba : Dostlar , sevgililer
Ahir: En son, sondaki, nihayet son olarak.
Ahlak : Huylar, davranışlar, Etik.
Ahmer: Kırmızı , kızıl.
Ahsen-i takvim: En güzel kıvama koyma, Cenab-ı Hakkın her şeyi kendisine layık en güzel kıvam, sıfat ve surette yaratılması.

Ahsen : Çok güzel
Aht : Sözleşme
Ah-u zar: Yüksek sesle ağlama, dövünme.
Ahü : Ceylan, güzellerin gözü (Mec,)
Ahval: Durum, durumlar.
Ahval: Haller vaziyetler , oluşlar .
Ahz : Almak
Akça : Para
Akdem : İlk, önce, önceki, daha önceki
Akıl yetirmek: Akıl erdirmek.
Akl-ı cüz : Cüz'i akıl, tikel us
Akl-ı Küll : Tüm akıl; Tanrı bilgisi
Akl-ı Mead : Ahirete dönük akıl
Akşamaca: Akşama değin, akşama kadar.
Aktöre, Atayi : Armağan.
Al: Hile, aldatma işi.
Al-i aba : Muhammed, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin'den oluşan
kutsal topluluk

Al-i Yezid : Muaviye'nin oğlu Yezid ve onun soyundan gelenler
Al malı: Yağlık, başa bağlanan örtü, al renkli çapı, vala
Ala göz: Ela göz.
Ala: Ela.
Alacabaz: Doğan, aladoğan, ''Eli alacabazlının''
Aladağ salı: Aladağ düzlükleri.
Aladağ: Erciş'in kuzeyinde yer alan dağ sırası. Dede Korkut'ta da geçer. Van Gölü'ne dökülen Deliçay, Hacıdere ve Zilan akarsuları Aladağ sır.asından doğar.

Alaik : Alakalar, ilgiler
Alak: Alalım.
Alakaftan: Alaca kumaştan yapılma giysi. Kınalı kekliğin (dağ kekliğinin) siyah ve pas rengi gerdan ve siyah çizgilerle bezeli yan tüyleri.
Alasan: Alasın.
Alçağ [alçah]: Alçak yer, yüksel olmayan yer.
Alçağa: Alçak yere.
Alçak: Yüksek karşıtı, yüksek olmayan yer ova.
Al duvağ: AI duvak. Gelinin yüzüne örtülen al renkli ipek örtü, duvak.
Alef : Cana yakın, teklifsiz.
Alem: Yeryüzü ve gökyüzü nesnelerinin tümü, Evren. Dünya, Acun.
Alışaban: Tutuşarak. ''Alışıban yanaram men''
Alışmak: Tutuşmak, alev almak, alevlenmek.
Ali: Büyük, yüksek, üstün, yüce, aziz olan.
Ali: Hazreti Muhammed'in damadı ve amcası Ebutalib'in oğlu .
Alişan: Şan ve şerefi büyük olan, meşhur, bir çeşit lale.
Allah-amandır: 1-Şaşma, beğenme duygusunu gösterme. 2-Allah aşkına.
Alma: Elma.
Alma teki: Elma gibi, elma benzeri.
Aluptur: Almıştır.
Alvala: Al renkli ipek dokuma yüz örtüsü.
Amal: Amel, yapılan iş, eylem, edim.
Aman: Sığınca, koruyucu, dayanma gücü, umut.
Amana düşmek: Sığınarak bağışlanma ya da yardım dilemek
Amanat: Emanet.
Amanı aldırma: Umursamazlık, zora koşma
Amber: Amber kokusu, güzel koku. [Amberbalığı'ndan elde edilen güzel kokulu kül rengi madde, güzel kokulu kimi maddelerin ortak adı ]

Amel: Niyet, itaat, dini bir emri yerine getirme. (Bi amel: Amelsiz)
Anasır: Elemanlar , öğeler.
Anber: Amber.
Andelip: Bülbül, seher kuşu.
Annac-annaç: Karşı, karşı yön. ''Annacımdan gelen güzel''
Aparmak: Götürmek, alıp gitmek. ''Felek can aparır...''
Arabi: Arapça, Arap kavmine mensup.
Araram: ararım.
Arasın: Arasını
Arayı arayı: Araya araya
Araz: Aras Nehri.
Argaç: Davarların açıkta toplu olarak yattıkları yer, düz dağ sırtları.
Arkuru-arkurı inen: Karşı çıkan.
Arma: Eskiden erkeklerin, askerlerin bellerine bağladıkları fişeklik.
Arş: İslam dini inanışına göre göklerin en yüksek katı, dokuzuncu kat gök.
Arz'edilen-arzu ediben: Arzu ederek, arzulayarak.
Arzıhal: Sunu, sunma. ''Arzıhal eyledim visal baçımı''
Arzın al: Arzu ettiğini al. (88/3) [arz: Arzu]
Arzı'nan Kamber: Yaygın bir halk hikayesinin kahramanları Arzu ile Kamber.
Arzuman: Arzu, dayanılması güç istek.
Asitan: Dergah, tekke, kapı eşiği.
Aslı hariç: Soyu belirsiz, yabancı.
Aslı pak : Temiz soylu
Aslı kıt: Soysuz, verimsiz.
Asuman: (Asman) Gök, sema.
Aş: Yemek
Aşarsız: Aşarsınız
Aşere -i Mübeşşere : Cennete gidecekleri Hz. Muhammed tarafından bildirilen on İslam büyüğü Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talha bin Ubeydullah, Zübeyr bin A vvam, Abdurrahhman bin A vf, Ebu Ubeyde bin Cerrah, Sait bin Zeyd, Sad bin Ebi vakkas.

Aşık Emrah: Ercişli Emrah.
Aşık mısan: Aşık mısın.
Aşıkan : Aşıklan gibi, açıkçasına.
Aşırma: Kova, bakraç.
Aşikar : Açık, gizli değil
Aşina : Bildik, tanıdık
Aşiyan : Kuş yuvası, ev , mesken
Aşk dolusu: Halk inancına göre Pir'in, Üçler'in, Erenler'in içirdiği aşk şarabı.
Aşlak: Aşılama, aşı.
Aşna: (Aşina) Bildik, tanıdık, bilen, tanıyan, ahbab.
Aşna: Aşına, dost, tanıdık.
At: Satranç oyununda iki taşın adı.
Ataş-ataşa: Ateş, ateşe.
Ataşına: Ateşine.
Ataşlara: Ateşlere.
Ataşlı: Ateşli.
Ati : İyilik, ihsan
Atlanıban-atlanuben: Atla, atlanarak, atlı olarak.
Attar : Güzel kokular satan, aktar.
Avara: Avare, boş, yararsız.
Avara: Boşta gezmek, işsiz, oyalanmak.
Avare : Başı boş, işsiz.
Avatmak : Avutmak, teselli etmek
Avaz: Yüksek ses
Avcu: Avcı
Avdet : Dönüş
Avlak: Av alanı. (avlağı-Av alanı)
Avn : Yardım, yardım eden
Avsın almaz mar: Büyü, tılsım tutmayan yılan.
Avsın: Büyü, tılsım.
Avurd : Yanağın iç tarafı, boş yeri.
Avurmak : Eğilmek, çevirmek
Avuni: Avını.
Ayakça: Ayak kelepçesi, ayak bağı.
Ayan : Belli, açık, meydanda
Ayat : Ayetler
Aydıvar : Söyler
Ayet-i Kurba : Kur'an Şura suresinin 23. ayeti. Burada ''Ya Muhammed sen ümmetine söyle ki; size tebliğ ettiğim din hükümlerine mukabil akrabana (yakınlarına) muhabbetten başka bir şey istemem'' denmektedir. Ayette ''akrabanın karşılığı'' fil-kurba'' sözcüğü bulunduğu için ayet bu adla anılmaktadır .

Ayet: Kur'an'ın herhangi bir cümlesi.
Ayine : Ayna
Aylak : İşsiz güçsüz
Aymak : Söylemek, hitab etmek
Aymak: Uyanmak, farkına varmak.
Ayn : Göz, göz pınarı, asıl, kendisi,
Ayn-el -yakin : Bir şeyi kendi gözüyle görüp öğrenme.
Ayn el yakin: Gönül gözü. Tanrı'yı gerçek olarak gözle görerek bilme, sofilere göre bilgi, bilmek, görmek ve olmak aşamalarına ayrılır. Bir şeyi bilmeye ''ilm-el yakıyn'', bilgisini görüş haline getirmeye ''ayne'l* yakıyn'', bilginin oluş haline gelmesine ''Hak el yakıyn'' denir.

Ayn-i irşid : İrşadın ta kendisi. Aydınlatma
Ayn-i rah: Yol gözlemek.
Ay'nan: Ayla, ay ile ''yeri ay'nan gün'ün arasındadır.''
Aynası: 1. Yüzü, 2. Göksü.
Ayrılmanam: Ayrılmam, ayrılamam.
Azad: Serbest bırakma, azat.
Azim : Kesin karar verme, irade
Azimet : Gitme, gidiş
Aziz : Sevgide üstün tutulan
Azizan : Dostlar , erenler
Azl : İşten çıkarma
Azheri : Belli
Azmış : Yol sapıtmış

Bir önceki yazı Zeus Nedir? hakkında bilgi vermektedir.

Cevapla

"A Harfiyle başlayan kelimeler ve anlamları" konusu hakkında etiketler
100 ala alem anlami anlamlar anlamlari baslayan basliyan cok cumleleri edebiyatla harfi harfindeki harfiyle harfiylle hayvan ile ilgili ingilizce ingilizcela ismiyle kelime kelimeler kotu kullanilan lem nan sesiyle sozcukler sozler tane turkce

Zeus Nedir? Önceki | Sonraki B Harfiyle Başlayan Kelimeler ve Anlamları




İletişim Bilgileri, Contact Us, Kullanım Sözleşmesi, Gizlilik