webmaster
 
Cevapla
30-04-2010 22:40:05
 

Düşünen insanlar için: Kemiklerimiz

ÜCRET VERMEDİK AMA TAŞIYORLAR BİZİ...

Çamur sebeb gösterilip sadece rahmet neticesinde yaratılmış olduklarını bilmeyen zavallı evrimcilerin uzun süredir sesleri solukları çıkmıyor.Çünkü bir
zamanlar çok övündükleri teorileri,şimdi çamura saplanmış durumda...Artık
genetik mühendisliğinden modern fiziğe kadar bütün ilim dallarındaki ilerlemeler,
sonuçta tek bir varoluş sebebi ve sonsuz rahmet sâhibini gösteriyor.
Evrimcilere göre taratıcı ''tesadüf'', ruh ise ''şuur''dur ve bunlar kupkuru kafatasının içinde boşuboşuna aranır.Halbuki kafatası da dahil olmak üzere bütün iskelet sistemi, ''KÂİNATTA TESADÜFE TESADÜF EDİLEMEZ'' hakikatini
ve Allah'ın (C.C.) varlığını açıkça ortaya koyacak mûcizevi bir yapıya sahiptir.
Evrimciler,bazı canlıları ''ilkel'' (amipler gibi) bazılarını da ''gelişmiş'' olarak kabul
ederler (omurgalılar) gibi.Yirminci asrın bütün teknolojik imkanlarına rağmen (ruhlarını boşverin,sadece vücutlarını yapsınlar yeter) âciz olan bu ''gerçek ilkel'' grup,komedi dünyasının en güldürücü esprilerinden birini lütfeder ve
''OMURGALILAR,BÖCEK OLMAK İSTEMEDİKLERİ İÇİN,KENDİLERİNE BİR İSKELET
SİSTEMİ YAPMIŞLARDIR'' derler.(Günümüzde ''kendi uçağını kendin yap'')
kampanyasına benzer şekilde,demek ki milyonlarca yıl öncede ''kendi iskeletini
kendin yap'' modası geçerliymiş.)

İSKELET SİSTEMİ ACABA BÖCEKLERİN DE YAPABİLECEĞİ KADAR BASİT
BİR ŞEY MİDİR?
Elbette hayır.Bu hârika sisteme ister mühendis,ister biyolog gözüyle bakınız, çok ilerlediğini sandığınız ilminizin son derece yetersiz olduğunu anlayacaksınız.
Ve iskelet sistemini bir tarafa koyup,sadece bu sistemin eklem noktalarındaki
olağanüstü yağlanma sistemini inceleseniz,sonsuz bir ilmin ve kudretin izlerini açıkça göreceksiniz.
Evet,hem insanların,hem de hayvanların eklem noktalarında,mükemmel bir
''İÇTEN YAĞLAMA'' sistemi mevcuttur.Bayramlarda kestiğiniz kurbanlar
parçalanırken,ayak eklemlerinden akan şeffaf sıvı işte budur.Uzmanlar,bu
sistemin makine teknolojisine tatbik edilebildiği takdirde,aşınmadan dolayı
meydana gelen eskime probleminin tamamen halledilebileceğini ifade etmektedir.
Bilindiği gibi canlılardaki oynak kısımlar,gerekli yönlerde hareket edebilen ve birbiri içinde dönebilen yuvarlak yüzeyler şeklinde dizayn edilmiştir.Bu yüzeylerin
temas halinde bulunan kısımlarındaki küçük deliklerden,sistemin yaptığı işin
zorluk derecesine uygun bir yağ salgılanır.
''ZORLUK DERECESİNE UYGUN'' ifadesine dikkat ediniz.Çünkü dizlerimiz ile dirseklerimizdeki yağlar dahi birbirinden farklıdır.Dizlerimiz daha ağır yüklere maruz kalabileceğinden,buralara daha kalın bir yağ gönderilmektedir.
(Sanayide de hassas makineler ince yağlar ile yağlanırken,dozer ve grayder gibi
ağır iş makinelerinde gres yağları kullanılır.)
Evet,görülen işe uygun bir yağ...
ANLAŞILAN TESADÜFLER,TESADÜFEN KEMİKLERİ TEŞKİL EDERKEN,TESADÜFÜN
TESADÜFÜ NETİCESİNDE DE EN MÜKEMMEL YAĞLAMA SİSTEMİNİ YAPIVERMİŞLER.
Bu ifadeler,evrimcileri kızdırmış olabilir.İsterseniz yine iskelet sistemine dönelim.
Bir betonarme binayı ayakta tutan kolon,kiriş ve döşemeler neyse,insanı ayakta tutan iskelet sistemide odur.Ancak düşünenleri hayrete sevkedecek
nokta,en modern binalardaki iskelet sisteminin (karkas) dahi bina ağırlığının
%60-70'ini teşkil ettiği halde,insan iskelet sisteminin,toplam insan ağırlığına
oranla %4 gibi bir miktar teşkil etmesidir.Yani 180 cm.boyundaki ve 75 kg.
ağırlığındaki bir insanın iskeleti,sadece 3 kg. gelmektedir.(EVET YANLIŞ OKUMADINIZ,MATBAA HATASIDA YOK,SADECE ÜÇ KİLOGRAM.)

İNSANIN KIŞLIK ELBİSELERİ DAHİ ÜÇ KİLOGRAMDAN DAHA AĞIR GELİRKEN,
72 KİLOGRAMLIK ETİ OMUZLAYAN,ONU YÜRÜTEN,KOŞTURAN VE DAĞILMAKTAN
MUHAFAZA EDEN İSKELET SİSTEMİNİN BU KADAR HAFİF VE İSRAFSIZ ŞEKİLDE
PLANLAMASINI BÖCEKLERİN BEYİNSİZ KAFALARINA MÂLETMEK,GERÇEKTEN
BİR ''HAFİFLİK'' DEĞİL Mİ? BUNA BÖCEKLERİN BİLE GÜLDÜĞÜNÜ DUYAR GİBİ OLUYORUZ.

Şimdi,üç kilogramlık iskeletin neler yapabildiğini görelim.
Bu sisteme sahip olan insanoğlu,üç metre yükseklikten atlayabilir.Bu sırada maruz kalınan kuvvet miktarı 500 tonu bulmasına rağmen,o işi gerçekleştiren sporcu yere ayak basar basmaz bir de havada üç takla atarak aklınızı başınızdan alır.Esasında yapılan bu iş,bir mûcizenin ''sporcu diliyle'' ilân edilmesinden başka bir şey değildir.
Devam edelim:
Bir halterci 250 kilogramlık ağırlığı kaldırırken,bu yükün birim alana uyguladığı bütün kuvvetler,bu üç kilogramlık mûcize tarafından karşılanır.Halterci rekor
kırdığı için salon bir alkış tufanı ile inlemekte,fakat farkında olunmadan,
Rabbimizin ''iskelet'' adını verdiğimiz mûcizesi takdir edilmektedir.Karate,boks
ve pankreas gibi sert oyunlardaki hamleleri yine mükemmel bir şekilde karşılayan
bu sistem,nasıl olup da kendi ağırlığıyla mukayese dahi edilemeyecek kadar
büyük yüklere dayanabilmektedir?
Bunun cevabı,kemiklerdeki kesit dizaynındadır.
İlâhi kudret,kemiklerin içine günümüzde geçerli olan mukavemet sınırlarının kat kat üstündeki dayanıklılığa sahip olan MİKROSKOBİK BİR KAFES SİSTEM
oluşturacak şekilde takdir etmiştir.İnşaat mühendisliğinde içi boş olan boruların
dolu olanlara göre daha dayanıklı olması prensibinden hareket edilerek geniş açıklıklı ve yüksek binalar inşa edilebilmektedir.Oysa ki insanların bu prensibi keşfetmesinden yüzbinlerce yıl önce bile,kendi kemiklerinde bu sistem kullanılmaktaydı.(DEMEK Kİ İNSAN HENÜZ BÖCEK İKEN DÜŞÜNDÜĞÜ VE YAPTIĞI İSKELET SİSTEMİNİN İNCELİKLERİNİ,İNSAN HALİNE GELDİKTEN YÜZLERCE ASIR SONRA ANLAYABİLMİŞ.İŞTE SİZE EVRİMCİLERİN ''BÖCEKÇE''
BİR ESPRİSİ DAHA...)
Evet...Kemikler sonsuz bir ilim ve kudret sahibi tarafından mükemmel bir şekilde
hesaplanarak hafifletilmiş ve içleri boşaltılmıştır.(İDDİALARINA BAKACAK
OLURSANIZ,EVRİMCİLERİN KEMİKLERİNİN YANISIRA KAFATASLARI DA BOŞ DURUMDADIR.)Ancak hiçbir şeyi israf etöeyen kudret kemiklerdeki boşlukları da
israf etmemiş ''KEMİK İLİĞİ'' dediğimiz ve lenf bezlerinde üretilen lenfositler dışında,bütün kan hücrelerinin yapılmasından mesul olan yumuşak jelatimsi dokuyu yerleştirmiştir.(Yaşlanmış alyuvarların parçalanmasında da vazife alan
ilikler,başlı başına bir araştırma konusudur.)
Kemikler,ilk bakışta cansız gibi görünmesine rağmen,diğer organlarımız gibi canlıdır.(Canlı özellik gösterir.) Genel olarak hücreler arası dolgu dokusuna gömülü hücrelerden meydana gelir.Bu dolgu dokusunun kimyevi bileşimini
''KALLOJEN'' adı verilirken lifsi bağ doku proteini ile,kalsiyum fosfat ve karbonat kristalleri teşkil eder.Kemiğe yük taşıyabilecek dayanıklılığı sert kristaller verirken,kallojen lifleri de esneklik ve gerilme kuvvetlerine karşı mukavemet
sağlar.
Kemik hücreleri,dokunun canlı bölümüdür ve bütün hacmin %1'ini ve 5'ini
teşkil eder.Dört çeşit olan bu hücreler,temel vazifelerinde ikiye ayrılırlar.

1)Kemiğin iç ve dışında yer alan ve hücreler arası dokuyu yenileyen YAPICI
HÜCRELER (osteoblastlar,osteositler)
2)Yüzeyde bulunan ve dokunun gereğinde parçalanmasıyla görevli YOK EDİCİ
HÜCRELER (osteoklastlar
Ne demek bu yapıcı ve yok edici ? Bunu şu şekilde bir misal ile açıklayabiliriz.Bir kaza olduğunu ve kolumuzun kırıldığını farzedelim.Normal bir kırıkta kemik iki ana
parçaya ayrılır,fakat aynı zamanda kırılma noktasından bazı küçük parçacıklar
koparak içten ete saplanmış durumda kalırlar.İşte burada büyük parçalardaki yapıcı hücreler;kemikler uc uca getirildikten sonra tekrar bileşimi sağlamak için derhal çalışmaya başlarlar.''Kaynama'' olarak bilinen bu hadise 1-6 ayda tamamlanır.Yukarıda bahsettiğimiz küçük parçacıklar ise tehlikeli enfeksiyonlara
yol açabilecekleri için üzerlerindeki yok edici hücreler tarafından süratle eritilip yok edilirler!...Kaynama noktasında pürüzlerde,aynı şekilde yok edici hücrelerce
düzeltilir ve kolumuz eski halini alır.

ACABA TAMAMİYLE ŞUURSUZ VE KENDİLERİNİN BİLE FARKINDA OLMAYAN BU
HÜCRELER HANGİ PARÇALARI YOK EDİP,HANGİLERİNİ BİRLEŞTİRECEKLERİNİ
NEREDEN BİLİYORLAR ?...

Cevabı evrimcilere bırakıyoruz.Bunu cevaplamaları gerekir.Çünkü yıllarca tahrif edip teorilerine delil bulmaya çalıştıkları kemik parçalarına borçları vardır.İnsan kafatasına,maymun çene kemiği takıp buna isim uydurmak kolaydır.(Pekin,
Cro-Magnon vs. insanları) Bu da onların ikinci borçlarıdır,yani sa+++++rlıkla
lekeledikleri ilme olan borçları.İyisi mi kafalarını 150 sene daha yorsunlar ve yeni birşeyler uydurup,işin içinden sıyrılmaya baksınlar.

BİZ YİNE HAKİKATLERE DÖNELİM VE BU SEFER İLÂHİ BİR MÛCİZEYLE YAZIYI
BİTİRELİM.ALLAH'IN (C.C.) HEM ESTETİĞİ HEM DE MUKÂVEMETİ BİR ARAYA GETİRİP ŞEKİL VERDİĞİ İSKELET SİSTEMİMİZ,DENGELİ BESLENME VE ALLAH'IN
EMİRLERİNE RİAYET EDİLEREK SÜRDÜRELECEK VE BİR HAYAT NETİCESİNDE
BİR ÖMÜR BOYU BİZE HİZMET EDEBİLECEKTİR.(VİRÜTİK RAHATSIZLIKLAR SONUCU ORTAYA ÇIKABİLECEK OLAĞANDIŞI DURUMLAR HARİÇ)PARMAK UÇLARINDAN BOYUN OMURLARINA KADAR HERNOKYAYA GEREKLİ EGZERSİZLERİ YAPTIRAN NAMAZIN;DENGELİ BESLENME VE DİYETİN VAZGEÇİLMEZ UNSURU OLAN ORUCUN,ALKOL VE DOMUZ ETİ GİBİ YASAKLARIN
KAS,YAĞ VE KEMİK DOKULARINI KORUMAKTA BÜYÜK FAYDALAR SAĞLAYACAĞI ÂŞİKÂRDIR.BU DURUM SONSUZ RAHMET SAHİBİ OLAN RABBİMİZİN İMAN
SAHİPLERİNE KÜÇÜK BİR HEDİYESİDİR.

BUNUN İÇİN Mİ ?
Bir kimyager büyük ihtimam ve çalışma sonucu her yaprağı on milyar lira kıymetinde olan gayet güzel ve eşsiz çiçekler yapsa ve sonra bunları adi bir
saman çöpüymüş gibi keçilere yedirse ne kadar abes olur.o halde,her bir azası on trilyona değişilmeyecek kadar kıymetli olan bu insanları,elbette ki
Hakim-i Zülkemâl olan Allah (C.C.),sadece ve sadece toprak altındaki kurt
ve böceklere yedirmek için yaratmamıştır.İŞTE ÂHİRET OLMASA,İNSANIN
ÂKIBETİ BU TARZDA OLUR.




VURAL YAYINCILIK

Bir önceki yazı Düşünen insanlar için: Kamçı hakkında bilgi vermektedir.

30-04-2010 22:53:11
 
Güzel paylaşım için teşekkür ederim

Cevapla

"Düşünen insanlar için: Kemiklerimiz" konusu hakkında etiketler
adlari dusunen iskelet kemiklerimizin

Düşünen insanlar için: Kamçı Önceki | Sonraki Düşünen insanlar için: Kelebek




Saat: 06:30 - Webmaster Forumu - Rss - Arşiv
İletişim Bilgileri, Contact Us, Kullanım Sözleşmesi, Gizlilik