webmaster
 
Konu Kilitli
01-12-2011 23:57:07
 

Hücresel Yakıtlar Nedir?

Karbonhidratlar, şekerler ve nişasta insanın günlük besini içindeki başlıca enerji kaynakları olmakla beraber vücut için temel besin maddeleri sayılmaz.Protein ve yağ karışımlarından da enerji sağlayabiliriz. Karbonhidrat bakımından zengin olan bein maddeleri genellikle ucuzdur.Bu ekonomik faktör kişinin besinindeki karbonhidrat oranını tayin eder. Turunçgillerdeki sitrik asit, elma ve domateste bulunan malik asit enerji kaynağı olarak kullanılabilir.Yaglar. Kati ve sivi yaglar sadece karbonhidrat ve proteinlerin iki katindan fazla enerji sagladiklari için degil, bu maddelerden daha düsük oranda su içerdikleri için en yogun besin maddelerinin olarak kabul edilir.Bunlar öteki besinlere göre daha agir sindirilir ve emilir.Bu ne-

denle insan yag bakimindan zengin bir besin aldiktan sonra,protein ve karbonhidratça zengin bir besinden sonra oldugu kadar çabuk acikmaz.

   

Yaglar hidrolize edildigi zaman gliserin ve yag asitleri ortaya çikar.Insan bir çok yag  asitlerini sentezleyebildigi halde bir yada daha fazla çift bagi bulunan doymamis yag asitlerini sentezleyemez.Temel yag asitlerinde denen bu yag asitlerinin besin içinde bulunmasi zorunlu- dur.Temel yag asitlerine küçük miktarda gereksinme duyuldugu için çesitli besinlerle olasiligi vardir.Bunlarin temel maddeleri oldugu,ancak hayvanlarin bu maddeleri içermeyen saflastiril- mis besinlerle beslenmesinden sonra anlasilmistir.Kati ve sivi yaglar yagda eriyen vitamin kay- nagi olarak ta önemlidir.      &nbs p;                 &n bsp;

   

Proteinler. Protein bakimindan zengin olan besinler genellikle çok pahali oldugu için ge-  nel olarak kisinin besinindeki protein orani kismen onun ekonomik gücü ile tayin edilir.Vücu- dun protein yapi taslarinin tümü devamli olarak parçalandigi ve yenilendigi için,büyüme faali- yeti durmus olan erginlerin besinlerinde belli bir düsük oranda olsa bile devamli olarak protein- lerin bulunmasina gereksinme vardir.Büyümekte olan çocuklar,gebe olanlar ve agir hastaliktan kalkmis olan insanlar besinlerinde fazla oranda protein bulunmasina gereksinme duyar.Saglikli bir yasamin sürdürülmesi için besinlerin içinde ne kadar protein bulunmasi gerektigini söyle- mek güçtür. Çünkü bu miktar,yenen besinlerin çesidine ve besinin içindeki basak maddelerin miktarina göre degisebilir.

   

Proteinlerin içlerinde bulunan amino asitlerin sayi ve çesidine göre degisiklik gösterir. Vücut hücreleri belli bir tipteki bir proteinin sentezleyecegi zaman, yapisina katilacak olan tüm özgül amino asitlerin hazir olmasi zorunludur.Bir aminoasidin bile bulunmayisi halinde protein yapilmaz.Hayvansal hücreler bazi aminoasitlerin sentezini yapabilir.Fakat hiçbir zaman amino   asitlerin tümünü sentezleyemez.Bu gibi aminoasitlere 'temel aminoasitler' denir ve besinlerle a- linmasi zorunludur.Temel amino asitlerin protein-  lerin sentezlenmesi için öteki aminoasitlere herhangi bir üstün tarafi yoktur.Ancak vücutta sentezleneme- dikleri için besinin içinde bulun- malari zorunludur.Insanlar tarafindan gereksinme duyulan on aminoasit vardir.Bunlarin hepsi- ni yeterli miktarda içeren proteinlere 'yeterli proteinler' denir.Süt,et ve yumurta biyolojik baki- mindan yeterli proteinleri içerdigi halde misir tanelerindeki belli basli proteinler iki temel amino  asitten yoksundur.

    

       &nbsp ;

Karbonhidrat,yag ve protein metabolizmasi   

Bundan önceki bölümde,besinlerin agiz yolu ile alindiktan sonra barsak duvarindan e- milmesine kadar geçen olaylari izledik.Protein ve karbonhidratlar villuslarun kilcal damarlari- na,yaglar lemi damarlarina geçiyordu.Amino asitler ve basit sekerler emildikten sonra karaci- ciger ana toplar damari araciligi ile karacigere tasinir.Belkide baslangiçta karaciger dogrudan dogruya sindirim isi ile yükümlü oldugu,fakat evrimsel gelisme süreci içinde öteki görevlerinin yaninda çok çesitli kimyasal olaylara geçtigi bir organ haline geldigi düsünülebilir.Karaciger ba- zi antitoksinler yaparak vücut hücrelerini bazi zehirli maddelere karsi korur.Karbonhidrat,yag  ve proteinleri depo ettigi gibi,bunlari birbirine dönüstürebilir.hemoglobin metabolizmasinda ö- nemli bir yeri vardir; bazi vitaminleri depo eder;kanin pihtilasmasi için gerekli olan maddeleri yapar;öteki vücut hücrelerinin metabolizmasi sonunda üretilen zararli atik maddeleri, böbrekle- rin araciligi ile vücuttan uzaklastirabilecek sekilde suda eriyebilen daha az zararli hale getirir.

Karbonhidrat metabolizmasi. Suda eriyen çift sekerlerin hidrolik parçalanmasindan olu- san üç hali seker-glikoz,früktoz ve galaktoz,sindirim kanalindan emilir.Bundan sonra karacige- re giderek baska basit sekerlere,glikoza dönüsür ve glikojen halinde depo edilirler.Glikojen,gli-  koz birimlerinin ?-glikozidik baglarla baglanmasindan olusan,yüksek molekül agirligina sahip olan çok dalli bir polisakkarittir.

Karaciger vücudun glikoza olan gereksinmesini 12-24 saat karsilayacak kadar glikojen depo eder.Bundan sonra kandaki normal glikoz yogunlugu baska maddelerin,özellikle amino asitlerin glikoza dönüstürülmesi yolu ile saglanir.Glikoz tüm hücreler için baska enerji kayna- dir.Kandaki yogunlugunun belli bir düzeyin altina düsmemesi gerekir.Yogunlugunun bu düze- yin altina düsmesi halinde ilk zarar görecek olan organ beyindir.Öteki vücut hücrelerinin çogu-

nun aksine beyin hücreleri yeterli miktarda glikozu glikojen halinde depo edemedigi gibi, amino  asitleri ve yaglari enerji kaynagi olarak çok sinirli bir sekilde kullanilir.Glikoz düzeyi düsük  olur ve beyine yeterli yakit saglanmazsa oksijen yoklugunda ortaya çikan benzer belirtiler görü- nür:zihin bulanikligi,bayginlik,suurun kaybolmasi ve ölüm.Beyin hücreleri glikoz ya da oksijen- den yoksun kalirsa normal fonksiyonlari için enerji meydana getiren metabolik süreci sürdüre- mez.

   

Kas hücreleri de glikozu glikojene dönüstürerek depo eder.Ancak bu glikojen kas hare- ketleri için yerel olarak depolanir ve kandaki glikoz düzeyinin düzenlenmesinde kullanilmaz. Karaciger hücreleri glikoz-6 fosfati kana salgilanan serbest glikoza dönüstüren glikoz-6 fosfataz enzimi içerir.

   

Glikoz,glikojen halinde depo edilmesine yada enerji saglamak için oksitlenmesine ek ola- rak,depolanmak için yaga dönüstürülebilir.Besinle alinan glukoz,gereksinme duyulan miktar- dan fazla oldugu zaman karacigerde yaga ve yag dokusuna dönüstürülür ve ilerde enerji sagla- mak için kullanilir.

   

Fazla miktarda nisastali yada sekerli besin almanin insanlari sismanlattigi; sigir ve do- muzlarin yedigi misir yada bugdayi tereyagina yada domuz yagina dönüstürdügü yillardan beri bilinmektedir.Radyoaktif  izotoplar yada sabit izotoplar kullanilarak,karbonhidrat halinde vü- cuda giren belli bir karbon yada hidrojen atomunun,yag dokusu yada karacigerde bulunarak  gösterilmesine olanak vardir.

   

Karacigerin karbonhidrat metabolizmasindaki fonksiyonu dört hormonun karmasik etkilesimi ile düzenlenir.

   

Lipid Metabolizmasi. Her hayvan yada bitki türünün depo ettigi yag,belli oranlarda yag asitleri içerir .Hayvansal yada zeytinyagi yendigi zaman bunlarin karacigerde insan için çok bü- yük ölçüde karakteristik olan tiplere degistirilmesi zorunludur.Yag dokusu içindeki kati yag ge- reksinme duyuldugu zaman enerji kaynagi olarak kullanilmaya hazir olmasinin yaninda bazi iç

organlara destek olan yastik ve deri altinda hizli isi kaybini önleyen bir tabaka olarak da is gö- rür.Yag dokusunun sicaklik izolasyonundaki rolü,derisinin hemen altinda yag dokusu olusturan hücrelerden ibaret kalin bir tabakaya,sahip olan balina gibi suda yasayan memeli hayvanlarda özellikle açik bir sekilde görülmektedir.

   

Yag asitlerinin oksitlenmesi,karbonhidrat metabolizmasindan türeyen,yag asitlerinden olusan asetil koenzim A ile yogunlasmaya hazir oksaloasetik asit olmaksizin tam olarak yürütü- lemez.Seker metabolizmalari bozulmus olan seker hastalarinin, ayni zamanda lipid metaboliz- masi da bozuk olup, bazi ara ürünler kanda birikmeye baslar ve sidikle disari atilir.Buna ek ola-   rak karacigerde fazla miktarda yag birikir.Yagli karaciger, Baska bazi karaciger fonksiyon  anormalliklerinin bir belirtisidir.

   

Lipidler, proteinler gibi, nukleus mitokondri ve plazma zarlarinin önemli yapi maddeleridir.

   

Yaglarin metabolizmasi kismen hipofiz ve adrenal, kismen esey hormonlari tarafindan denetlenirse de, düzenlemenin ayrintisi henüz açik olarak bilinmemektedir.Karaciger fonksiyon- larinda meydana gelen herhangi bir önemli bozuklugun normal yag dokusundan yagin tam ola- rak kaybolmasina yol açmasi, yaglarin metabolize olmasi yada depolanmasindan önce,karaciger tarafindan etkilendigini gösterir.

   

Protein metabolizmasi. Karacigere karaciger ana toplar damari yolu ile giren amino asit- lerin çogu kandan alinir, geçici olarak depo edilir.Daha sonra bir kismi kana geri döner, ve yeni proteinlerin yapilmasi için baska hücrelere tasinir.N15 yada agir azotla etkilenen amino asitler  kullanarak yapilan deneyler, vücut proteinlerimizin hizli bir sekilde yikildigini ve yapildigini göstermistir.

   

Alinan besinlerde hücre proteinlerinin sentezlenmesi için gerekli olan miktardan fazla amino asit bulundugu zaman, karacigerdeki enzimler, deaminasyon denen bir süreçle amino asitlerdeki amino grubunu uzaklastirir.Baska enzimler, bu amino asit grubunu karbondioksitle birlestirerek, dolasim sistemi ile böbrege tasinan ve sidik içinde vücuttan uzaklastirilacak olan bir artik ürünü, üreyi olusturur.

   

Amino asitlerin deaminasyondan arta kalan kisimlari basit organik asitlerden ibarettir.  Bazi amino asitlerin 'glukogenik' amin asit denen karbon iskeleti glukoz yada glukojene dönüs- dönüstürülebilir.Karbon zinciri, aseton yapilari olusturan amino asitlere 'ketogenik' amino asit- ler denir.Proteinler vücutta ya pek az saklanir yada hiç depo edilmez.karbonhidrat ve yaglarin  tüketilmesi halinde kullanilma sirasi gelen proteinler depo proteinler degil gerçek enzim ve hüc- relerin yapisal proteinleridir.

   

Protein ve amino asit metabolizmasinin hormonal denetimi lipid metabolizmasininkin- den de daha karanliktir.Büyüme, esas olarak yeni proteinlerin depolanmasi demek oldugu için hipofizin büyüme hormonunun bunda bir miktar rolü olursa olursa da, etkisekli belli degildir. insülin, esey hormonlari ve adrenal korteksin hormonu da protein metabolizmasinin denetimi ile ilgilidir.

   

Besinin Öteki Bilesenleri   

Mineraller. Besinde mineral tuzlar halinde 15 kadar temel element bilinmektedir.Bunlar- dan bir kaçina ancak az miktarda gereksinme vardir.Bunlar için günlük gerekli miktarlar söyle- dir;  sodyum klorür 2-10 gr.; potasyum 1-2 gr.; magnezyum 0,3 gr.; fosfat 1,5 gr.; kalsiyum 0,8 gr.; demir 0,012 gr.; bakir 0,001 gr.; manganez 0,0003 g.; iyot 0,00003 gr. Mineral tuzlarin sidik, ter ve diski ile vücuttan sürekli olarak kaybi (günde yaklasik olarak 30 gr. ) es deger miktarda besinle birlikte alinarak dengelenmelidir.Minerallerden yoksun besin, karbonhidrat, yag ve pro- teinlerin metabolizmasindan olusan artik ürünlerin bosaltimi ayni zamanda bir miktar tuzunda vücuttan uzaklastirilmasini gerektirdigi için hiç besin alinmamasi halinden daha öldürücüdür. Böylece tuzdan yoksun besin vücudun tuz stoklarini gerçekten tüketir.Et, peynir, süt ve sebzeler zengin kaynaklar oldugu için mineral yoksunlugu çekilmez.Bununla beraber insanlarda demir, kalsiyum ve iyot yetersizliginden ileri gelen hastaliklar görülür.

   

Kan ve öteki vücut sivilari % 9 oraninda tuz içerir.Bunun çogu sodyum klorürden iba- rettir.Sodyum ve klorür iyonlari vücut sivilarinin ozmatik ve asit-baz dengesinin korunmasinda önemli rol oynar. Bunlarin sindirim kanali salgilarinin ( midenin hidroklorik asidi, pankreas ve barsak özsulari ) baslica bilesenlerdir.Bu salgilarin içindeki tuzlar tekrar emildigi için sindirim kanali yolu ile tuz kaybi ihtimal edilecek düzeydedir.Günlük sodyum klorür gereksinmesi genis ölçüde degiskendir ve terleme ile kaybedilen miktara baglidir.Sicak yerlerde agir is yapan insan- lar ( örnegin tünel kazan isçiler ) kandaki tuz miktarinin azalmasini önlemek için sade tuz yeri- ne tuzlu su içebilir.Kandaki tuz oraninin düsmesi kas kramplarina ve isi tükenmesine neden olur.

   

Potasyum ve magnezyuma, kas kasilmasi ve birçok enzimin etkili olabilmesi için gereksinme vardir.

   

Kalsiyum ve fosfor, kemik ve dislerin esas yapi taslaridir.Çocuklukta bunlardan birinin  ( yada emilme ve metabolizmalari için gereksinme duyulan D vitamininin ) yetersiz miktarda a- linmasi rasitizmi olusturur.Fosfor, metabolizmadaki olaganüstü önleme sahiptir.DNA, RNA ve ara metabolizmada çok önemli olan nükleotidlerin -NAD-, NADP , ATP vb. - tümü fosfor içerir.

   

Iz elementler. Bazi elementlere ancak az miktarda gereksinme duyulur.Genel olarak  bunlar özel enzim sistemlerinin metal bilesenleri olarak is görür.Iyot, tiroid bezi hormonunun yapisina girer.Besinlerin bu maddeden yoksun olmasi halinde bez, tiroksini üretemez ve büyüye- yerek guatr denen hastaliga neden olur.Iyot deniz suyuna ve denizden elde edilen besinlerde bol miktarda vardir.Eskiden kiyidan uzakta yasayan insanlarda guatr'a çok rastlanirdi.Bugün sof- ra tuzlarinin çoguna, buna engel olmak için, küçük miktarlarda potasyum iyodür karistirilir.

   

Demir, hemoglobin ve sitokromlarin yapisinda bulunur.Bu demir tekrar tekrar kullanil- digi için, kan kaybi olmadikça, günlük besinlerle pek az miktarda alinmasina gereksinme var- dir.Kadinlar her ay ayhali yoluyla çok miktarda kan kaybettigi için, demir rezervleri çok azdir ve bu nedenle demir yetersizligi halinde erkeklere göre daha çok kansizliga ugrar.

   

Bazi enzimlerin bileseni olarak ve normal gelisim için demirin gerekil sekilde kullanila- bilmesi için besinlerle az miktarda bakir alinmasi gereklidir.Az miktarda manganez, molibden, çinko ve kobalta normal gelisme ve bazi enzimlerin aktivatörü olarak gereksinme duyulur.Içme suyunda iz miktar bulunan flor, dislerin çürümesini önlemekte çok belirgin sekilde etkilidir.

   

Su. Insan vücudunun yaklasik olarak üçte ikisini su olusturur.Su her hücrenin esas bile- senidir.Kan ve lenfin sivi kismini olusturan su, kimyasal maddelerin çözündügü ve kimyasal  reaksiyonlarin geçtigi bir ortamdir.Sindirim olayinin vazgeçilmez bir ögesidir.Çünkü karbon- hidrat, protein ve yaglarin yikilmasinda iki molekül seker yada amino asit molekülü için bir molekül suya gereksinim vardir.Su metabolizma artiklarin çözer, terleme ile vücut yüzeyini sogutur, vücut sicakligini tüm vücuda dagitir ve düzenler.Vücuttan günlük su kaybi yaklasik ola- rak iki litre olmakla beraber bireysel faaliyete ve iklime bagli olarak degisir.Su kaybinin derhal karsilanmasi gerekir.Insan besin almadan haftalarca yasayabildigi halde susuzluga ancak bir- kaç gün dayanabilir.Her besin maddesi bir miktar su ihtiva eder.Taze sebze ve meyvede % 95 e kadar su bulunabilir.Suda yasayan hayvanlarin su bulma derdi yoktur.Gerçekten bu canlilar, suyun ozmatik basinçla vücut içine girerek hücreleri patlatmasini önleme sorunu ile karsi karsi- yadir.Bazi çöl hayvanlari sadece besinlerde bulunan yada besinlerin oksitlenmesinden sagaldik- diklari su ile (içerek su almadan ) yasamlarini sürdürebilir.

   

Baharat ve kaba besinler. Karabiber ve baska baharatli maddeleri pek az yada hiç besin- sel degeri olmamakla beraber besinleri daha lezzetli yapmalari bakimindan önemlidir.Bunlarin istahi arttirarak yeterli miktarda besinin yenmesini saglamakta yardimci olur.

   

Sindirilmeyen kaba maddelerin barsak hareketlerini tesvik ettigini ve kabizligi önledigi görmüstük.Bu amaçla besinler, sebze ve meyvelerin selüloz maddesi gibi bazi sindirilmeyen maddeleri ihtiva etmelidir.



Bir önceki yazı Hücrenin Yapısı Nedir? hakkında bilgi vermektedir.

Konu Kilitli

"Hücresel Yakıtlar Nedir?" konusu hakkında etiketler
amino asitleri asitlerin atp besin beslenmeyle bilgi depo destek fen gecici glikozdan halde hareket haretket haritalari haritasi hidrat ile ilgili insanda insanlar isk iskelet karrbon kaslar kavram kaynagi mineral neden nedi neresidir olustugu ornegi ornekleri orumcek polisakkaritler proteinler saglikli seker sentezleyemez ses sindirim sistemi sistemler temel vitamin vucudumuzdaki yag yakitlar yakitlarin yeri zinciri

Hücrenin Yapısı Nedir? Önceki | Sonraki Hücreselliğimiz İnsanlığımız Toplumsallığımız ve Bilgi Nedir?




Saat: 02:50 - Webmaster Forumu - Rss - Arşiv
İletişim Bilgileri, Contact Us, Kullanım Sözleşmesi, Gizlilik