webmaster
 
Konu Kilitli
02-12-2011 00:57:26
 

Primatların Biyolojik Özellikleri Nedir?

14 aile, 55 cins ve 170'e varan tür sayısı ile primat dünyası bize son derece zengin ve çeşitli örnekler sunar. Primatları tanımlarken kullanacağımız biyolojik özelliklerin hepsi kuşkusuz her primatta bulunmaz; varolan özellikler de farklı gelişme dereceleriyle karşımıza çıkar (Schultz, 1972).Primat türleri bedensel irilik açısından geniş bir yelpaze oluşturur.n Madagaskar'da yaşayanmicrocebus'larda (prosimiyen ailesinden) boy 13 cm ve ağırlık 60 grkadar olabilir. Benzer şekilde, pigme marmoset olarak bilinen YeniDünya primatı o denli ufaktır ki bir avuç içine sığabilir. Buna karşıngoril ise primat dünyasının en iri cüsselisi olarak bilinir. Erkekerişkin goril 250 kg, dişi goril ise 100-120 kg'a kadar çıkabilir.Çoğunlukla boyları 170-180 cm olsa da 2 metreye varan gorillere derastlanmıştır.



Erkek goril iki elini yanlara doğru açtığındabir elinin ucundan diğerine uzaklık 3 metreyi bulabilir. Şempanzegorile oranla daha ufaktır. Erişkin erkek şempanze 50 kg ağırlığındaolabilir. Boy ise 1,50 m'yi geçmez. Yalnız pigme şempanze türünde boyçok küçüktür. Şempanzede dişi ve erkek arasındaki irilik farkıgorildeki kadar değildir. Oysa, cinsler arası irilik farkı orangutandaoldukça belirgindir. Erkek hemen hemen dişinin iki katıdır. Hayvanatbahçelerinde hareketsiz halde kalan ve aşırı beslenen erkek orangutan150-160 kg'a kadar çıkabilir. Yeni Dünya primatları ortalama bir kedikadar, Eski Dünya primatları ise iri bir köpek boyunda olabilir.



Ağaçyaşamı primatlarda görme organını yaşamsal hale getirmiştir. Öyle ki,sağır olan ya da koku alma duyusundan yoksun bir primat ağaçta yaşamınısürdürebilir, ama kör ise bu onun sonu olur. însan da dahil tümprimatlarda beyin korteksindeki koku alma bölgesi, çoğumemelilerdekinin aksine, zaman içinde önemli bir küçülme göstermiştir.İşte bu eksiklik, görme duyusundaki belirgin gelişme ile giderilmiştir.Gerçekten de insan olarak bizim de burnumuz fazla koku almaz, amagözümüz çok iyi görür. Gözler, primat dışındaki memelilerde genelliklebaşın her iki yanında yer alır ve gözlerin optik eksenleri ayrışıktır.Her göz ayrı bir görüntü algılar. Görme alanlarının örtüştüğü bölge çokufaktır. Oysa primatlarda, ağaç yaşamına uyum sağlamanın bir sonucuolarak, gözler, birkaç örnek dışında, yanlarda değil, bizde olduğu gibiyüzün ön kısmındadır. Aynı anda aynı yere odaklaşırlar. Gözlerin optikeksenleri birbirlerine paraleldir. Stereoskopik görüş (üç boyutlualgılama) olarak adlandırılan bu görme özelliği insan da dahil tümprimatlarda ortaktır. Bu da gözlerimize derinlik kavramı vermiştir.Böylece ağaçlarda daldan dala atlayan primatlar mesafeleri doğruayarlayabilirler. Bu görsel algılayış biçimi biz insanlar için de sonderece önemlidir; zira, beynimizle çok sıkı bir koordinasyon içindebulunan elimizin becerisine gözümüzün bu yeteneği de bir başka etkinlikkatar.



Gözler, ağaçlarda gece aktif olan prosimiyenprimatlarında aşırı derecede iridir. Nitekim prosimiyen gruba girentarsius'larda (Şekil: 2.2.) göz çukurlarının her biri beyinden dahahacimlidir. Gece yaşamına uyum sağlayan birçok memelide olduğu gibi,prosimiyenlerde de retina gerisinde tapetum cellulosum denilen özel birdoku bulunur; bu sayede primatlar gece daha etkin biçimde görürler(Schultz, 1972). Primatlarda etkin görmenin yanı sıra koyu ve açıktonların dışında renkleri ayırt etme yeteneği de vardır. Diğermemeliler gibi çevrelerindeki nesneleri koklayarak tanımayaçalışmazlar; onlara elleriyle dokunur, gözleriyle incelerler.Çevrelerindeki her şeyi daha çok bu iki organlarıyla algılarlar.



Hemenhemen tüm primatlarda el ve ayaklarda tutucu beş parmak bulunur (Rosen,1974). Pentadactylos, dediğimiz bu özellik insanda da vardır. Bu atasalözellik ikinci zaman sürüngenlerinden arkaik memelilere, onlardan daprimatlara aktarılmış olup, günümüzde çoğu memelide kaybolmuştur.Primatların prosimiyen adı verilen ufak türlerinde parmakların ucundagenellikle sivri tırnaklar yer alır (Şekil: 2.3). İnsan da dahil tümiri primatlarda ise el ve ayak parmakları istisnasız yassı tırnaklarlason bulur. Madagaskar adasında yaşayan ve gece aktif olan aye-ayeprosimiyenlerinde orta parmak tıpkı bir tel gibi ince ve uzundur. Busivri parmağı ile primat, ağaç dallarına hızlı biçimde vurur, kabukaltında gizlenmiş olan böceklerin dışarı çıkmasını sağlar ve onlarıyer. Prosimiyen denilen ufak primatların çoğunda parmak uçlarındayastıkçık diye adlandırılan kabartılar bulunur. Bu anatomik oluşumlarprimatların dallara kolayca tutunmalarını sağlar, düz yüzeylerde tıpkıbir vantuz gibi iş görürler. Primatların hemen hepsinde el ve ayakparmakları tutucu özelliğe sahiptir.



İnsanda el başparmağıtutucu yapısını korumuş, ayak başparmağı ise bu işlevini tümüylekaybetmiş, sonuçta ayak sadece yürümeye adapte olmuştur. İnsandışındaki primatların hiçbirinde elde duyarlı ve rafine tutuş sözkonusu değildir. Böyle bir hassas tutmanın gerçekleşmesinde başparmakve işaret parmağının rolü büyüktür. Bu işlev sırasında iki parmakdiğerlerinden bağımsız hareket eder. Diğer primatlarda ise bir nesneyikavrarken tüm parmaklar devreye girer, başparmak ise bizdekinin aksinepek etkili olmaz. Primat dünyasında sadece insanda sıklıkla işaretparmağı, zaman zaman da başparmak duygu ve düşüncelerin dilegetirilmesinde önemli rol üstlenir. İnsan dışında hiçbir primat buyeteneklere sahip değildir (Napier, 1971).



Üst primatlarkuyruklu ve kuyruksuz diye iki gruba ayrılır. Kuyruklu primatlardansadece Güney Amerika (Yeni Dünya)'da yaşayanların kuyrukları tutucudur.Kuyruksuz primatlar ise insanla beraber goril, şempanze, orangutan vejibonlardır. Minik primat grubunu oluşturan prosimiyenlerin kuyruklarıolmasına rağmen, tutucu değildir. Ağaç yaşamına çok sıkı uyum sağlamışolan Güney Amerika primatları kuyruklarını adeta üçüncü bir el gibikullanırlar; kuyruklarıyla dallara tutunur, bu arada kendileriniboşluğa bırakır, boş kalan elleriyle de ağaçtan yiyeceklerini toplarlar.



Primatlardışındaki tüm memelilerde kol ve bacaklardaki kemikler aralarındakaynaşıp bir blok oluştururlar. Oysa, insan da dahil tüm primatlardakol ve bacakları meydana getiren uzun kemikler kendi aralarında sadeceeklemleşme yolu ile bir bağlantı oluşturmuşlardır. İşte bu anatomikoluşum sayesinde primatlar ağaçlarda kol ve bacaklarıyla her hareketikolayca yapabilirler; kollarını yanlara ve yukarıya doğrukaldırabilirler. Uzuvlarında bu esneklik olmasa primatlar ağaçlardaböyle rahatça hareket edemezlerdi. İnsan ise tümüyle yer yaşamına uyumsağlamış olmakla beraber, bu anatomik oluşumu çok uzak geçmişten mirasolarak devralmış ve hâlâ sürdürmektedir. İnsanda, diğerprimatlardakinin aksine hareket sistemindeki işlevinden tümüylekurtulan el, göreli olarak daha narin bir yapı kazanmıştır. Ağaçyaşamını sürdüren primatlarda tutma işlevinde ağırlıklı rolü bulunanelin dört parmağı insanda kısalmış, buna mukabil başparmak görece önemkazanmıştır. İri primatlardan şempanze ve gorilde önkol ile bilekarasındaki kas ve tendonlar bizdekilerden farklı oldukları için bunlar,bileklerini düz tutamaz, el parmaklarını da insandaki gibi geremezler,bu yüzden elleri adeta kepçeye benzer.



Yerde sık sık oturarakdinlenen ve beslenme sırasında bu pozisyonu koruyan, ağaçlarda da aynıpozisyonda uyuyan Eski Dünya primatları ve iri primatların çoğundamakat bölgesi nasırlaşmış çıplak bir görünüme sahiptir. Tüylerdenarınmış olan bu kısım, bebek anne karnında iken oluşur. Dolayısıyla,oturma yastıkçığı doğanın bu primatlara sunduğu konforlu bir mindergibidir.



Köprücük kemiği tüm primatlarda var olup işlevseldurumdadır. Bu kemik, kol ve kürek kemiğiyle eklemleşmek suretiylehareketli ve esnek bir omuz kemeri meydana getirir. Bu anatomik yapıyıbiz diğer primatlarla paylaşırız. Ağaçlarda daldan dala hareket eden,bunu tüm hayatı boyunca sürdüren primatlar için hareketli bir omuzkemeri yaşamsal bir kazançtır. Oysa, diğer memelilerde bu köprücükkemiği önemli derecede ufalmış, ya da kaybolmuştur. Omuz denilen tipikoluşum insan ve diğer primatlar için geçerlidir. Ağaçlarda dallaratutunarak hareket eden primatlarda kollar bacaklara oranla oldukçauzundur. Kol uzunluğu bazen abartılı ölçüde karşımıza çıkar. Örneğinhava akrobatı olarak bilinen jibonlarda, kolların toplam uzunluğu gövdeuzunluğunun %243'üne eşittir (Schultz, 1972).



Tüm primatlar,bizler gibi, başlarını 90 derece döndürebilirler. Yalnız, tarsius adlıprosimiyen, boyun bölgesinde omurlararası eklemleşmenin özel durumugereği başını 180 derece döndürebilen tek primattır. Bu özellik geceyaşamına uyum sağlamış bu minik primata, her yönden gelebilecektehlikeyi her an görebilme olanağı sağlar.



Primat dünyası, gerekdavranış gerekse anatomik açılardan oldukça çeşitlidir. Primatörüntüsünü meydana getiren tüm özellikleri eksiksiz her primat üyesipaylaşmaz. Biz insanlar, birçok anatomik özelliklerimizle diğerprimatlardan ayrılırız. Nitekim, dik durma ve yürümeye uyum sağlamışinsanda, iki kalça kemiği arasında yer alan sağrı kemiği dik duruşkonumunda arkaya doğru belirgin bir bükülme oluşturur ve omurga ile60-65 derecelik bir açı yapar. Oysa, bu açı şempanze gibi dik yürümedurumuna anatomik yönden uygun olmayan iri primatlarda 30-35 derecedir(Schultz 1972). İnsan omurgasına yandan bakıldığında, bel bölgesindeiçe doğru bir kavis vardır. Bu kavis diğer primatlarda bulunmaz. İnsankalça kemikleri, dik durma ve yürüme esnasında vücudun tüm yükünüüzerinde taşımanın bir gereği olarak yanlara doğru adeta bir yelpazegibi açılmıştır. Böylece, kalça kemeri hizasında oluşan bu geniş alaninsanın dik durma ve yürüme konumunda hareketini ve dengesini sağlayantüm kaslara tutunma olanağı verir. İnsanda kalçanın bu göreli genişliğibel adı verilen oluşumun da kendiliğinden ortaya çıkmasını sağlamıştır.Dikkat edilirse, insan dışında hiçbir primatta bizdekine benzeyenanlamda bel yoktur. İnsanda bu anatomik özellik, vücud estetiğinindeğerlendirilmesinde önemli bir ölçüt haline gelmiş; kadınların incebele sahip olma tutkusu, güzelliği bütünleyen bir unsur olmuştur.



Derialtı yağ tabakası primatlarda çok az gelişme gösterir. Buna karşınyoğun ve uzun tüyler adeta bir manto gibi tüm vücudu sarar. Bu tüylerinyoğunluğu da bir türden diğerine değişebilir. Aslında primatmerdiveninde prosimiyenlerden iri primatlara doğru çıktıkça vücuttakikıl sistemi yoğunluğunda azalma gözlenir; insanda ise en aza iner.Hatta bu yüzden insana çıplak primat diyen araştırıcılar bile vardır.Ne var ki sanıldığı kadar da öyle +++++++++++ sayılmayız. Nitekim baş(saç, kaş), yüz (bıyık, sakal), koltuk altı, göğüs ve ++++++ organlarbölgesinde hâlâ yoğun miktarda kıl örtüsüne sahibiz. Başımızdaki saçkılı sayısı açısından iri primatlardan daha kıllı sayılırız. Öyle kibizde 1 cm²'ye düşen kıl sayısı 300 iken, şempanzede 180'dir. Bunakarşın, vücut kıl yoğunluğu söz konusu olduğunda durum tam tersidir.Örneğin sırt bölgesinde şempanzede 1 cm²'ye 100 gorilde 140 kılgirerken, insanda sırt bölgesindeki kıl örtüsü yok denecek kadarazalmıştır. Dişi şempanzede yaş ilerledikçe beden kılları dökülmeyebaşlar. Saçlar ise daha hızla dökülerek baş adeta kelleşir.



Primatlardakıllar siyahtan kırmızıya doğru giden değişik tonlardadır. Şempanze vegorilin kürkleri genelde siyahtır. Orangutanınki ise kızıla çalar.Erkek gorillerde sırt kılları yaşa bağlı olarak ağarır ve gümüş renginialır. Bazen genetiksel olarak renk pigmentleri doğuştan oluşmadığında,tıpkı insandakine benzer biçimde albino iri primatlar ortayaçıkmaktadır. Örneğin Londra ve Barcelona hayvanat bahçelerinde böylebir genetik kusurla dünyaya gelmiş beyaz tüylü goriller ziyaretçilerinyoğun ilgisini çekmektedir



Primatlarda göğüs düzeyinde bir çiftmeme bulunur. Bazı prosimiyenlerde iki yerine üç meme vardır. İriprimatlarda memeler tıpkı insandaki gibi göğüste kolayca fark edilecekkadar belirgindir. Primatlar, beslenme açısından ne otobur (herbivor),ne de etobur (karnivor) gruba girerler. Bu durumda her şeyi yiyebilenbir beslenme tipiyle karşımıza çıkmaktadırlar; bu şekilde besleneninsan da dahil tüm primatlara omnivor adını veriyoruz.



Primatlardabeyin, diğer memelilerinkinden göreli olarak daha iridir. Bilindiğigibi beyin, genel vücut iriliğiyle orantılı olarak dikkatealınmaktadır. Primatlar arasında da oransal olarak en iri beyne sahipolan insandır. İnsanın beyin korteksi diğer primatlarınkiylekarşılaştırılamayacak kadar gelişmiştir ve karmaşık bir örüntügösterir. Beyin hacmi, insan söz konusu olduğunda, kadında ortalama1330 cm³, erkekte 1446 cm³ iken, dişi şempanzede 350 cm³, erkeğinde ise381 cm³ 'tür. Çok iri gövdeli bir primat olan gorilde erkek 535 cm³,dişi de 443 cm³ beyin hacmine sahiptir (Schultz, 1972).



Yüz vebeyin arasındaki irilik ilişkisi de insan ve diğer primatlar arasındafarklılık gösterir. Örneğin iri primatlardaki göreli olarak küçük birbeyin ve iri bir yüze karşın insan, küçük bir yüz ve iri bir beyinletanımlanır. İnsan beyni 6 yaşlarına doğru erişkinlikte alacağı hacmin%90'ına ulaşmış sayılır. İnsan beyni tüm vücud ağırlığının 1/49'unaeşittir. Günümüz insanında beyin, vücudun ürettiği enerjinin %2'sinitüketir. Oysa örneğin Eski Dünya primatlarında beynin kullandığı enerjioranı %9'dur (Schultz, 1972).



Omnivor tipi beslenme, primatlarındiş sistemine de yansımıştır. Öğütücü dişlerin çiğneme yüzeylerindekikabartılar salt et ya da otla beslenen diğer memelilerinkinden dahafarklı bir yapıya sahiptir. Dişler, bir primat takımının kendi içindede farklılıklar gösterir. İnsanda, kadın ve erkekte dişler biçim vehacim yönünden büyük benzerlik göstermesine rağmen, bazı primatlardaözellikle köpek dişi açısından bu farklılık çarpıcı boyuttadır. Örneğinerkek babunda (Eski Dünya primatı) köpek dişi bir yırtıcı hayvanınkikadar iri ve parçalayıcıdır. Aslında bu özellik erkek babuna ayrı birgüç katar. İri köpek dişi özellikle yer yaşamına uyum sağlamışkalabalık sürüler halinde dolaşan Eski Dünya primatlarında beslenmeninötesinde, sosyal statünün korunmasında önemli bir rol oynar. Babun,goril ve şempanze gibi primatlarda iri köpek dişlerinden yoksun bulunandişi, daima korunan ve gözetilen konumdadır.



İnsanda ön dişlerbüyük ölçüde sindirim faaliyetleriyle sınırlı kaldığı halde, diğerprimatlarda besinlerin elde edilmesinde ellerin yanısıra ön dişler dedevreye girer. Aye-aye adı verilen Madagaskar primatlarında ise kesicidişler tıpkı kemirici hayvanlardaki (fare, tavşan vb.) gibi aşındıkçauzamaya devam eder.



Ağızdaki diş sayısı üçüncü zamanın arkaikmemelilerinde 44 idi. Memelilerin değişik kolları farklı evrimçizgileri izleyerek farklı uyumsal özellikler ve anatomik örüntüleredinirken, başlangıçta varolan diş sayısında da giderek önemliazalmalar oldu. Primat takımı içinde kaldığımızda, örneğin Yeni Dünyaprimatlarında 36 olan diş sayısı, Eski Dünya primatlarında, iriprimatlarda ve insanda 32 olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durumda heryarım çenedeki diş formülü 2:1:2:3/2:1:2:3 şeklinde gösterilebilir. Birbaşka şekilde ifade etmek gerekirse, iki kesici, bir köpek dişi, ikiküçük azı ve üç büyük azıdan oluşan temel diş sayısı insan ailesinintarihinde hep aynı kalmıştır.



Primatlar arasında yüz kasları engelişmiş olan insandır; dolayısıyla yüz mimikleri de oldukça zengindir.Bize bu açıdan en yakın olanlar goril, şempanze ve orangutandır.Özellikle orangutanlar ağız ve burun çevresindeki kasları mükemmelbiçimde kontrol ederler.



Hareket sistemi



Primatdünyasında bellibaşlı dört hareket sistemi vardır. Bunlar sırasıylatırmanma ve sıçrama, daldan dala kollar yardımıyla tutunarak(brakiyasyon) hareket etme, dört ayak üzerinde yerde yürüme(kuadrüpedal) ve iki ayak üzerinde dik durma ve yürüme (bipedal)'dir(Rosen, 1974). Prosimiyen denilen ufak primatlar ağaçlarda tıpkıkurbağa gibi sıçrayarak ya da sincap gibi tırmanarak hareket eder. Ortave Güney Amerika'da yaşayan Yeni Dünya primatları zamanlarını tümüyleağaçlarda geçirirler. Uzun kolları ve tutucu olan kuyrukları sayesindeağaçlarda büyük bir ustalıkla daldan dala dolaşırlar. Bir el gibitutucu olan kuyruğun son 1/3 kısmı çıplaktır ve bu bölgede tıpkı elayasındakine benzeyen çizgiler vardır. Primatlarda elin işlevi çokyönlüdür; beslenirken, ağaçlarda hareket ederken veya etrafındakinesneleri tanımaya çalışırken primatlar hep ellerini kullanırlar.Orangutan ve jibon ağaç yaşamında, goril ve şempanze ise yerdekendilerini daha rahat hisseder. Orangutan yerde yürürken pek beceriklideğildir. Küçükken çok hareketli olan orangutan yavruları erişkin halegelince eski canlılıklarını kaybeder, hantallaşırlar. Bacağı kalçadakioyuğa (acetabulum) bağlayan ligamentum teres olmadığı, ayrıca bacak vekalça arasındaki kassal ilişki yeterince gelişmediği için orangutan,bacağını tıpkı kolu gibi yukarı kaldırıp ağaç dalına tutunabilir. Buözelliği diğer iri primatlarda göremeyiz (Schultz, 1972; Kottak, 1997).



Ağaçyaşamına uyum sağlayan primatların kolları bacaklarına oranla uzundur(Şekil: 2.7). Bu anatomik özellik bazılarında son derece abartılıolarak görülür. Örneğin jibonlarda kol uzunluğu gövde uzunluğunun 2,5katıdır. Bu primatlar uzun kepçe gibi parmaklarıyla da ağaç dallarınıçok iyi kavrarlar. Jibon bir sıçrayışta 10 metre kadar yükselebilir.Bir daldan diğerine adeta uçarcasına hareket eder. Bu nedenle Borneoadası yerlileri jibonlara hava akrobatları adını takmışlardır. Yereindiklerinde, tam aksine, jibonlar son derece zorlanarak yürürler. Uzunkollarını yere sürünmesin diye havaya kaldırırken, bu sayededengelerini de sağlamış olurlar.



Goril ve şempanzenin elparmaklarının iç yüzeyindeki kaslar görece kısa olduklarından, bu iriprimatlar hiçbir zaman bizler gibi parmaklarını gergin halegetiremezler. Sürekli bükülmüş halde tutarlar. Yerde yürürken de elayalarıyla değil, parmaklarının dış tarafıyla basarlar. Şempanzeler arasıra doğrulup iki ayak üzerinde durabilir. Hatta bu şekilde birkaç adımda atabilirler. Dokuzuncu aya doğru şempanze yavrusu hiçbir yeredayanmaksızın ayakta durabilir. Oysa aynı pozisyonu, insan yavrusuancak on ikinci aya doğru gerçekleştirebilir. Şempanzeler her ne kadardoğal ortamlarında iki elleriyle besinlerini taşırken ya da kendilerinisavunurken iki ayakları üzerinde olsalar da, bu pozisyonu uzun sürekoruyamazlar. Bizler gibi adım atarak yürüyemezler. Her şeyden önce,bizden farklı olan denge eksenlerini koruyabilmek için devamlı koşarakgirmek zorundadırlar. Dik durma, adım atarak yürüme ve bacakları dizhizasında gergin halde tutma özellikleri insan dışında hiçbir primattayoktur. Tüm bunlar insana özgü hareket ve duruş biçimleridir. Dik duraninsanda vücudun ağırlığı sadece kalçalar üzerine biner. İnsan omurgasıdik duruşa ve bu konumda dengenin sağlanmasına yardımcı olacak tarzdabirtakım kavisler kazanmıştır. Biz insanlarda omurlar boyun bölgesindenitibaren aşağıya indikçe irileşir, vücud ağırlığını büyük ölçüdeyüklenen bel bölgesinde ise güçlü bir yapı kazanır, görece en büyükiriliğe ulaşır. Tüm bu örneklerden de kolayca anlaşılacağı gibi,insanlaşma süreci içinde belirli bir aşamadan itibaren kazanılan budeğişik hareket örüntüsü zamanla, insanın tüm anatomisine yansımış,önemli değişmelere yol açmıştır. Hareket sistemiyle bağlantılı olarak,ayağımız da giderek bir yandan uzunlamasına, diğer yandan enlemesineiki temel kavis kazanmıştır. İnsanlaşma sürecinde ayağımız, dik yürümesırasında dikey anlamda oluşan şokları en iyi bertaraf edecek vebacakları uzun yürüşlerde fazla yormayacak şekle dönüştü. Doğal olarakbu anatomik oluşum, günlerinin büyük bir bölümünü av peşinde ya dayabani bitkisel besinleri toplamakta geçiren tarihöncesi atalarımıziçin hayati bir uyumsal özellikti.



Goril, şempanze ve orangutangibi iri primatlar yüzmeyi pek sevmezler. Suya düştüklerinde hiç çabasarfetmezler ve boğulurlar. Buna karşın Eski Dünya primatları doğuştanusta yüzücüdürler. Özellikle makaklar tıpkı tramplenden atlayan ustayüzücüler gibi yüksek bir yerden suya dalmayı çok severler. İnsanınise, su ile ne kadar içli dışlı olduğunu burada belirtmeye gerek bileyoktur.



Fiziksel Büyüme ve Gelişme



Anne karnındabaşlangıçta insan ve iri primat ceninleri birbirlerine çok benzerler.Hepsinde de baş oransal olarak iridir; gövde hacimli, kol ve bacaklarkısa, el ve ayaklar geniş, kulaklar ise kısadır. Doğum sonrasında da bubenzerlik bir ölçüde devam eder; örneğin büyüme ve gelişmeleriningöreli uzunlukları dikkate alınırsa şempanze ve insanın birbirlerineçok benzeyen tablolar ortaya koydukları görülür. Gerçekten deşempanzede çocukluk evresi toplam ömrün %7,5'ini insanda ise %8'inioluşturur.



Primatlar arasında insan bir kenara bırakılırsa,çocukluk süresi en uzun süren şempanzedir (Schultz, 1972). Bu uzun evrehaliyle anne ve yavrunun daha fazla birarada bulunmalarını olanaklıkılar. Şempanze yavrusu 8 yaşına kadar annesiyle beraber olur, onunlaher şeyi paylaşır. İri primatlarda (goril, şempanze, orangutan, jibon)aşağı yukarı 11 yaşlarına doğru büyüme durur. Oysa insanda fizikselbüyüme ve gelişme 17-18 yaşlarına kadar devam eder. İnsan 11 yaşındansonra da büyümeye devam ettiği için bedeni de irileşir. Oysa, şempanzebu yaşlarda artık erişkindir; dolayısıyla büyüme söz konusu değildir.İri primatların dünyaya getirdikleri bebekler iri cüsseleriyle hiç deorantılı değildir. Örneğin 70 kg ağırlığındaki bir dişi gorilin yavrusudoğduğunda 1,8 kg'dır. Dişi bir orangutan 1,4-1,6 kg ağırlığında biryavru dünyaya getirir. Oysa insanın ancak prematüre olan bebeği buağırlıktadır; yeni doğmuş insan yavrusu ortalama 3,2 kg gelir. İnsanyavrusu deri altında önemli miktarda yağ dokusu ile doğar. Diğerprimatlarda bu yağ dokusu bizdeki kadar gelişmiş olmadığı için, buönemli kilo farkı meydana gelmektedir.



Primatlar doğal ortamdane kadar yaşarlar? Şunu hemen belirtmek gerekir ki, primat takımıiçinde prosimiyenlerden iri primatlara doğru çıktıkça ortalama ömür deartar. Örneğin bir şempanze aşağı yukarı 40 yaşlarına kadar, bir jibon30 yaşına kadar yaşayabilir. Bir şempanze çok özel koşullarda 50 yaşınakadar ömrünü sürdürebilir. İnsanda ortalama ömrün günümüzde (özelliklegelişmiş ülkelerde) 80'lere ulaştığı düşünülürse, insanla diğerprimatlar arasında bu açıdan derin bir uçurumun olduğu görülür.



Çevreye uyum



Primatlar,aşırı ısı değişikliklerine çok duyarlıdırlar. Örneğin güneşin yakıcısıcaklığı altında daima gölge bir yer ararlar. Isının +40 dereceyeulaşması durumunda makaklar bilinçlerini yitirir, hatta ölürler.Primatların soğuğa karşı da dirençleri fazla değildir. Primatlarda derialtı yağ dokusu yok denecek kadar az gelişmiştir. Halbuki insanda, derialtı yağ dokusu anne karnında oluşmaya başlar. Primatların ilkgörüldükleri paleosen (Üçüncü Zamanın ilk dilimi) döneminden başlayarakyaşadıkları evrimsel sürecin genelde tropik iklim kuşağında cereyanettiğini düşünecek olursak, deri altındaki yağ tabakasının çok fakiroluşu bu tür ekolojik ortama bir ölçüde fizyolojik uyum olarakdüşünülebilir (Schultz, 1972). Aslında bu ekocoğrafya kuralı insan içinde geçerlidir. Nitekim, Afrika'da aynı iklim koşullarında yaşayan siyahderililerin, kutuplardaki Eskimolara oranla derilerinin altında daha azyağ dokusu bulunur.



Beslenme alışkanlıkları



Primatlarbütünüyle vejetaryen (bitkisel besinler yiyen) sayılmazlar. Bazı primattürlerinin, bitkisel gıdalar yanısıra böcek, kuş, kertenkele, tırtıl vehatta küçük memelileri bile yedikleri söylenebilir. Hem bitkisel, hemde hayvansal besinleri yiyen bu tür canlılara omnivor adı verilir.Karma beslenme alışkanlığı, primatların diş morfolojilerine deyansımıştır.



Primatlar, diğer tüm memeliler gibi, büyüme vegelişmeleri, dokularının yenilenmesi için proteine; enerji ihtiyacınıkarşılamak için yağ ve karbonhidrata, ayrıca çeşitli eser elementlereve vitaminlere gereksinme duyarlar. Primat dünyasındaki biyolojikçeşitlilik onların beslenme alışkanlıklarında da gözlenebilir. Herprimatın kendine göre bir beslenme stratejisi bulunur, örneğin YeniDünya primatları nadiren ağaçlardan inerler; susadıklarında meyveyerler ya da ağaç yapraklarının üzerinde biriken yağmur damlalarınıyalarlar. Hindistan'da yaşayan Eski Dünya primatları ise sugereksinmelerini yaprakları yiyerek karşılarlar. Aynı şekildegorillerin de hiç su içmedikleri söylenir. Suyu meyve ve yapraklardansağlarlar.



Colobus adlı Eski Dünya primatlarının mideleri adetabir labirente benzer; çok bölmelidir. Bu anatomik oluşum sayesinde sözkonusu primatlar çok miktarda yaprağı bir defada rahatlıkla yiyipsindirebilirler. Mide tıka basa dolduğunda, vücut ağırlığının 1 /4'üneeşdeğer duruma gelir.



Primatlar uyandıkları andan yatıncayakadar sürekli beslenirler. Onlarda, insanlardaki gibi belirli öğünlersöz konusu değildir, örneğin goriller, iri cüsselerini doyurabilmekiçin çok miktarda yiyeceğe gereksinim duyarlar; günde 6-8 saatdurmadan, yorulmadan yiyecek peşinde koşarlar. Şempanzelerin beslenmealışkanlıkları Goodall tarafından doğal ortamda ayrıntılı biçimdeizlenmiştir.



Genellikle şempanzelerin meyve ağırlıklı birdiyete sahip oldukları bilinir. Oysa, bu iri primatların hiç deazımsanamayacak ölçüde her gün et yedikleri, üstelik bugereksinmelerini de avlayarak karşıladıkları ortaya konmuştur.Şempanzelerin 2 ile 5 bireyden oluşan gruplar halinde avlandığıgörülmüştür. Yalnız erkek şempanzeler ava katılır. Gerçekten de et,tıpkı insanlarda olduğu gibi şempanze diyetinin bir parçasınıoluşturur. Primat dünyasında sadece insanın ve şempanzenin düzenlibiçimde avlandığı ve et yediği bilinir. Ancak, şempanzelerin bu türavlanma alışkanlığını hiçbir zaman insanınki ile karıştırmamalıyız.Zira şempanzelerin bu amaçla geliştirdikleri av aletleri yoktur.Üstelik çevrelerindeki hemcinslerine öğretecekleri av teknikleri de sözkonusu değildir.



Avlanmaları, öğretme ve bilgilendirme şeklindedeğil de taklit yoluyla gerçekleşir. Ortalama 30-35 bireyden oluşan birşempanze sürüsü yılda toplam 150 irili ufaklı hayvan avlayabilir.Şempanzelerin avladıkları hayvanların %80 gibi önemli bir bölümünücolobus adlı maymunlar oluşturur. Son yıllarda sürdürülen araştırmalar,şempanzelerin bu avlanma davranışının temelinde gerçekten beslenmegereksinmesinin mi yattığı, sorusunu tartışır hale getirmiştir. Bazıaraştıncılar avlanma olayını salt beslenmeye değil de, sosyal birtemele dayandırmaktadır.



Primatologların yaptıkları gözlemlerebakılırsa, erkek şempanze öldürdüğü bir hayvanın etini sadeceyakınlarıyla paylaşır. Erkek şempanze et için çevresini saran herdişiye pay vermez. Bir dişi şempanzenin bu ayrıcalıktanyararlanabilmesi için öncelikle fizyolojik açıdan çiftleşme dönemindebulunması ve av eti dağıtan erkekle beraber olması gerekir. Bununkarşılığında da ödül olarak avdan nasibini almış olur. Neticeitibariyle, şempanzeler dünyasında avlanma, erkeğin yalnızca beslenmegereksinmesini karşılaması için değil, aynı zamanda çiftleşme evresindeolan bir dişiye ulaşabilmesinin de aracıdır.






Bir önceki yazı Parazitler Nedir? hakkında bilgi vermektedir.

Konu Kilitli

"Primatların Biyolojik Özellikleri Nedir?" konusu hakkında etiketler
180 adaptasyi adasinin agirligi anatomi ayakta beslenmeleri beslenmesi bilen biyoloji biyolojik biyolojinin biyolojisinde boyu brakiyasyon ciftlesme ciftlesmesi cinsi demek dental derece dik dis dogal dondure dunyasinda duramaz durur farenin farkli fiziksel gelisim genel goril gorilin gorillerin grup gumus guzkler hayatindaki iletisimi insan insandan insanin izle kafasini kas kepce kilosu kotu kus madagaskar madagaskaraileler makaklarin marmoset nasil neden nedi nedir nelerdir olustu orangutan ornek ozk ozkler ozklere ozkleri paleosen pigme pirimat pirimatlar pozisyonu primat primati primatin primatlar primatlarda primatlari primatlarin prosimiyen resimleri sayisi sempanze sempanzeler sempanzelerin sempanzenin sirtli spesifikasyon tek tirnak video vucud vucudu yapisi yasami yasayan yavru yavrusu yeri yiyor yonleri

Parazitler Nedir? Önceki | Sonraki Primatların Coğrafi Dağılımı Nedir?




İletişim Bilgileri, Contact Us, Kullanım Sözleşmesi, Gizlilik